• BIST 1.471
  • Altın 414,451
  • Dolar 7,4160
  • Euro 8,9680
  • Gümüşhane : -5 °C
  • Trabzon : 6 °C

TERBİYECİNİN ANLATTIĞI

21.01.2018 10:12
Mus'ab Atıcı / YAZAR

Mus'ab Atıcı / YAZAR

 

“Tablo bittiğinde Osman Hamdi başyapıtına baktığını hemen anladı. Sonuçtan hayli memnundu. Ama resmi görenler tabloda ne anlatıldığını anlamakta zorlanmışlardı. Birbirlerine kaplumbağa terbiyecisi diye eski bir mesleğin olup olmadığını soruyorlardı. En okumuş yazmışlar bile böyle bir meslekten söz edildiğini hiç duymamışlardı. Kimse bilmiyordu. Osman Hamdi de hayatı boyunca kimsenin bilmediği meslekler yapmıştı. Ressam olmuştu en başta. Sonra müze müdürü, arkeolog. Ardından güzel sanatlar akademisi müdürü. Onun kaplumbağa terbiyecisinden bir farkı yoktu aslında!” işte kitabında böyle bahsediyor Osman Hamdi Bey’den yazar Emre CANER.

30 Aralık 1842 yılında İstanbul’da başlayan hikayesi ile Osman Hamdi Bey, çoğu kişi tarafından ressam olarak bilinse de arkeolog ve müzecilik gibi (dönem şartları itibariyle çok meşekkatli) iki mesleği icra etmiştir. Devletin eğitim amacıyla yurtdışına gönderdiği öğrencilerden olan Osman Hamdi Bey hukuk eğitimi için gittiği Paris’te resim ve sanat tarihine olan ilgisinden dolayı ülkeye hukukçu olarak değil de ressam olarak dönmüştür. Döndükten sonra yaşamı boyunca ülkenin kültür hayatındaki çağdaşlaşma için yoğun bir çalışma içine girmiştir. İlk Türk arkeoloğu olmasının yanında İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni ve bugün Mimar Sinan Üniversitesi olan Sanayi Nefise Mektebi’ni kurarak uzun yıllar yöneticiliğini yapmıştır. Dünyaca ünlü İskender Lahdini bulan ve İstanbul’a getiren kişi olan Osman Hamdi bununla birlikte modern anlamda Türk müzeciliğini de başlatarak eserlerin yurtdışına çıkışını da yasakladı. Türk resminde ilk figürlü kompozisyonu kullanan ressam olan Osman Hamdi Bey’in en önemli eseri ise şüphesiz ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’dir.

Peki, ne anlatır bize Terbiyeci?

Öncelikle şunu söylemek istiyor ben sanat tarihçisi veya filolog değilim. Kalem yazdıkça, akıl erdikçe anlatmak meramım.

Tabloda beli bir kemerle bağlanmış kırmızı uzun bir giysi giyen sakallı bir derviş, mavi çinilerle kaplı eşyasız ve bakımsız bir mekânda, yarı arkası dönük şekilde dikilmektedir. Ellerini arkasında kavuşturmuş olan bu adamın elinde bir ney bulunmaktadır. Başına, etrafına gelişigüzel bir yemeni sararak arakiye takmıştır. Sırtında ise bir nakkare asılıdır ve buna bağlı bir mızrap da boynundan aşağıya sarkmaktadır. Dervişin ayaklarının yanında, yerdeki yaprakları yemekte olan kaplumbağalar vardır. Odanın duvarlarındaki sıvalar ve çiniler yer yer dökülmüştür. Tablonun tek ışık kaynağı dervişin önündeki alçak penceredir.

Tablonun açıklamasına ise şöyle; mekan 1390’ların sonunda tamamlanan ve Osmanlı Mimarisinin en değerli örneklerinden biri sayılan Bursa’daki Yeşil Cami’nin ikinci katıdır. Terbiyeci olarak tasvir edilen derviş ise ressamın kendisidir. Osman Hamdi Bey’in bu tablosu pek çok uzman tarafından geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır.

Yaşamı boyunca eğitime ve kültürel gelişime önem veren Osman Hamdi Bey, sanatın gelişmesi için var gücüyle çalışmıştır. Tablodaki yaratılışı itibariyle yavaş olan kaplumbağa, “tembelliği” temsil etmekte ve Osman Hamdi tembelliği felsefe edinmiş insanları eğitmeye çalışmaktadır. Osman Hamdi‘nin kaplumbağaları eğitirken kullandığı yöntem ise sanatın başka bir dalı olan müziktir. Bu da yine ressamın sanata olan aşkını ve gelişim için sanatın gerekliliğine duyduğu inancı ifade etmektedir. Ancak sıvası dökülmüş duvarlar Osman Hamdi‘nin “çağdaşlaşmak istemeyen toplum” anlatısını yansıtırken, dervişin umutsuz ve  yorgun haliyse, ‘derviş sabrı’ denilen o yüce duygunun dahi sınırlı olduğunu anlatmaktadır. Hatta bazı yorumlara göre terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmekte kullanacağı neyi üfleyemeyip arkasında tutması, Osman Hamdi Bey’in kaplumbağalar ile temsil edilen halkı eğitme kaygısından artık vazgeçtiği şeklinde de yorumlanmıştır.

Ne dersiniz ülkemizde zaman zaman terbiyecilerin sabrının zorlandığı olmuyor mu? Her geçen gün kaplumbağaların arttığı toplumumuzda, gelecek güzel günler için kaplumbağa terbiyecilerinin de artması umuduyla…

                                                                                                                               

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim