• BIST 107.792
  • Altın 151,812
  • Dolar 3,7027
  • Euro 4,3496
  • Gümüşhane : 13 °C
  • Trabzon : 19 °C

YÖNETMEK Mİ, İDARE ETMEK Mİ, YÖNETİCİ OLMAK MI?

02.03.2017 19:49
Orhan Üçel / YAZAR

Orhan Üçel / YAZAR

Yönetici kimdir?

Geçmişte yönetim üstüne ve Yöneticilik adına birçok çalışma yapılmış. Akademik olarak yöneticilik için bir milat belirtilmeye çalışılmış olsa da aslında yönetmek (idare etmek) insanlık tarihi kadar eskilere dayanıyor.

Necip Milletimiz  köklü geçmişi, engin bilgi ve donanıma sahip tarihi birikimleri ve Devlet yapısı ile çok eski bir medeniyetin temsilcisidir. Bir çağı kapatıp, bir çağı açan, mazluma güven, zalime korku veren, medeniyetler kurup, medeniyetlere son veren geçmişi ve tecrübesi ile büyük bir birikime sahiptir.

Bu nedenledir ki yönetmek ve yönetici olmak bizim tarihimizde sayısı bir anda sayılamayacak kadar çok önder, lider, devlet adamı ve şimdiki adıyla yöneticilere sahiptir. Bu sahip olunan bilgili, basiretli, cevval, tecrübeli, donanımlı liderler tarihe damga vurmuşlardır. Devlet vazifelerini yerine getirirken hiç tereddüt etmeden yeri gelmiş canlarını feda etmişlerdir.

 Eğer bu gün Cihan Devleti olarak halen tarih sahnesindeki yerimizi koruyor ve adımızdan bahsedilmesini sağlıyor, hür ve bağımsız olarak varlığımızı sürdürüyor isek bunu o dönemlerdeki vasıflarını ve niteliklerini saymakla bitiremeyeceğimiz lider ve önderlere borçluyuz. Manevi yönü zengin Başarılı, adaletli, bilgili, yöneticiler her zaman bulundukları yerde fark edilmiş ve tarihe isimleri altın harflerle yazılmıştır.

Bizim geçmişten günümüze iyi örnek alabileceğimiz o kadar çok örneğimiz  var ki bunlardan öncelikle İslam halifesi  Hazreti Ömer’ i örnek almayı ve onun yaptıklarını yapmayı şiar edinebilirmiyiz?. buna  bakmak ve  onunla birlikte sayısız örneklerden alabileceğimiz kadar örnek alabiliriz. Hazreti Ömer ile ilgili şöyle bir rivayetten söz edilir. Onun için Rabi İbn Ziyad el-Harisi Hz. Ömer'e gelip "Fırat kenarında bir koyun kaybolsa, Kıyamet günü senden onun hesabının mutlaka sorulacağını bil" demişti. Milli şairimiz Mehmet Akif de bu konuyu mısralarında şöyle dile getirmektedir.

"Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu,

Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer'den onu"

 Tek cümleyle ifade etmek gerekirse İslam'ın devlet-sorumluluk anlayışı ile bugünkü anlayış ve uygulama arasında dağlar kadar fark vardır. Evet, aynen öyledir: Anne ve babanın evlatları vardır, devletin ise evlatları vatandaşlarıdır. Acaba devleti temsil edenler bunu bilirler mi?     

“fırat kenarında bir koyunu kurt kapsa Allah Onun da hesabını benden sorar” diyen hazreti Ömer gibi olabilirmiyiz? Bunun irdelenmesi ve bir göreve talip olurken o görevin gereklerine haiz bilgi ve beceriye sahipmiyiz? diye düşünmek gerekmez mi? Evet hazreti Ömer gibi kimse olamaz. onun için Hazreti Ömer olamayacağımıza göre onu örnekte mi almayacağız.

Yönetici olmak için Makam, mevki, heva ve heves sahibi kimseler her daim olabilir. Bizler günümüzde son yüzyıllardan ecdadımızdan örnek alalım Osmanlıda devlet yönetenlerde ne gibi vasıflar aranıyordu. Yönetici tayin edilirken nelere dikkat ediliyordu, eğer okur ve araştırır isek önemli hususları nazar etme fırsatımız olacaktır. 

“Devlet millet için vardır.”   “insanı yaşat ki Devlet yaşasın”

Asıl olan milletin ve devletin emaneti kamu kurumları ehil insanlar ve liyakat sahibi kişilerce yönetilmesidir.

YÖNETİCİNİN EL KİTABINI OKUMAKLA YÖNETİCİ OLABİLİRMİYİZ.

YÖNETİRKEN…

Karar alma Süreci: Sorun varsa bu ortadadır. Bir karar verilmesi gerekmektedir. Doğru ya da yanlış ama zamanında karar almak çok önemlidir. İşin ortada kalması, insanların beklemesi bazen telafisi olmayan zararlara sebep olmaktadır.

Peki bir konuda karar vermek neden zordur? Dünyayı yeniden keşfetmiyoruz.
Öncelikle insanlar yanlış karar almaktan korkarlar. Genel anlayışımıza göre herhangi bir konuda eğer sonuç kötüye giderse mutlaka bir günah keçisi arandığından kimse elini taşın altına sokmaz.

Bazı insanlar kararsızdır. İnce eler, sık dokurlar. İkilem içinde kalırlar. Bir karara varır ama hemen diğer alternatifi düşünüp vazgeçerler. Sonuçta işin içinden çıkamaz, ‘siz nasıl isterseniz öyle yapın’ derler.

Bazı insanlar çok detaycıdır. Bırakın ağaçları, yaprakları incelerken ormanı göremezler. Biraz daha bakalım, biraz daha araştıralım, birine daha soralım derken, öyle büyük çapta olmayan konular bile sonuçlanmayı bekler, bekler, bekler…

Gün sonunda ajandanızın sayfaları dolmuştur ama işlerin dörtte üçü sırf karar mekanizmasının yokluğu / ağırlığından sonuçlanmamıştır.

Evet bizim de karşılaştığımız bazı durumlar bunu ortaya koyuyor. Merhum şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu nun da dediği gibi “ iki dakikasına bile hükmedemediğimiz bu hayatta fırıldak olmaya ne gerek var.”

YÖNETİCİNİN EL KİTABI:

Eskiden beri ve son yıllarda Devlet kadrolarında sürekli yönetici değişiklikleri olur, bizlerde hayırlı olsun ve nezaket ziyaretlerinde bulunuruz. Geçmiş senelerde gittiğim bu tarz ziyaretlerde hep ön plana çıkan bir durum dikkatimi çekti. Yöneticilik görevine gelenlerin çoğunun bilinen aynı kitaplara ait cümleler kurduğuna şahit oldum. Bu kimseler geldikleri bu makamı hak ettiklerinden, atandıkları bu makama liyakatla getirildiklerinden bahsederek eleştirilmemeleri gerektiğini ön plana çıkardıklarını gözlemledim. Böyle yapmacık, basma kalıp, klişe birkaç cümle ezberledikleri belli olan bu tarz yöneticilerin bazı yayın evlerinin çıkarıp piyasada internet ve dükkanlarda sattığı yöneticinin el kitabı veya vücut dilini kullanma teknikleri gibi yayınları az da olsa okuduklarını fark ettim. Fakat bu yöneticilerin okudukları kitaplar doğru dahi olsa her iş kolunun sorunları ve çözümleri farklılık içermektedir. Dolayısıyla okunan kitap o kitabı yazanın bizzat kendi fikirlerini yansıttığı için her kurumda uygulanma imkanı olmadığı gibi uygulanmasında sorun olup, olmayacağı bilinmemektedir. ve yöneticilik idare etme sanatı olduğundan sadece okumayla değil tecrübe ve birikimler ile edinilecek deneyimlerden oluşur. Nitekim Yönettiğiniz  kamu kurumu ve öznesi insandır. İnsan onuru ve yaşam hakkının önemini bilmek ve adaletli olmak durumundadır yönetenler, eğer gücü elinde bulunduran yönetici adaletli hükmetmez ise bunu zulme dönüştürür.

Kalbinde kibir varken konuşma!

Kurduğun cümle değil, zira yıktığın gönüldür.

 

NEDEN BECEREMİYORUZ?

Yine İnsan Kaynakları alanında devam eden uzun yıllar deneyimim süresince kullandığım Kişilik Envanterleri gösteriyor ki günümüzde temel yöneticilik yetkinliklerini taşıyan insan profilimiz maalesef bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az…

Neden içimizden etkin liderler çıkaramıyoruz? Karar alma, delegasyon, geleceği planlama, organizasyon, etkili ve verimli düşünme  gibi yetkinliklerimiz neden gelişmiyor?

İslam’da mutlak varlık, mutlak hâkim ve hüküm sahibi ancak Allah olduğu için herkes ona bağlanmak ve onun adına hareket etmek zorundadır. Zaten Bismillahirrahmanirrahim demek, rahman ve rahim olan Allah adına yapıyorum demektir. Kâinattaki varlıklar onun çizdiği yolda yürümek zorunda oldukları gibi, onun halifesi olan insanlar da sadece onun emir ve tavsiyelerine uyarlar, nehiy ve yasaklarından uzak kalırlar.

Özetleyecek olursak İslam’da yönetime getirilenler, yetkilerini Kuran sünnet ile ilmin ışığında içtihat ve danışma ile vicdani kanaatlerini kullanarak toplumun işlerini yürütürler. Halk tarafından seçilip iş başına getirilirler, ama onlar kendilerini seçen halk adına değil Allah için ve Allah adına hareket ederler. 

 Son olarak yazımı Şair Yusuf TUNA’ nın şu dizeleri ile bitirmek istiyorum.

Baş olanlar övünmesin ben başım diye, Ne gelirse başa gelir.

Diz Toprağa yaslanır da Baş düşerse taşa gelir.

 

Orhan ÜÇEL

orhan@gumushane.edu.tr

oucel@hotmail.com

 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim