• BIST 107.015
  • Altın 172,213
  • Dolar 4,0658
  • Euro 4,9307
  • Gümüşhane : 8 °C
  • Trabzon : 14 °C

Mikro Devlet : İnsan

12.01.2018 09:34
Mus'ab Atıcı / YAZAR

Mus'ab Atıcı / YAZAR

İbn-i Haldun, “Devletlerde büyür, gelişir ve ölür” diyor, tıpkı biz insanlar gibi. Zaten aksi de düşünülemezdi. Yapı taşları insan olan bir kurumun kendisi de insan gibi olmalı.

Her insan kendi içinde bir devlettir esasında, ve her devlet ise büyük bir insan. Biraz olsun kendimizi aradan çekip dünyadaki ülkelere yukarıdan bakınca aslında her bir devletin insanlar gibi hareket ettiğinin farkına varırız. Bazı devletler agresif karakterlidir, bazıları kararsız, bazıları kıyada köşede ve korkak, bazıları ise manevi, bazıları hırslı ve sömüren, bazıları ise geri kalmış ve sesi çıkmayan… Aynı insanlar gibi.

Özellikle son günlerde kendimizden daha çok dış devletler ile meşgul bir durumdayız. Artık haberlerin yarısı mahallenin serseri delikanlısı ABD, diğer yarısı bu delikanlıya karşı çıkan yüksek sesler. Ortadoğu’da olup bitenleri, bahar gelecek zannederken karakışın ortasında kalan zavallı devletleri saymıyorum bile.

Günümüzde kendi içindeki devlet ile meşgul olan insanların sayısı bir hayli azaldı. Gözlerimizi dışarıya doğru değil de içimize doğru çevirdiğimiz zaman, dış dünyada ne gördüysek aynısının kendi içimizde de olduğunun farkına varırız. Mesela içimizde iki zıt parti var. Birisi duygularımız, diğeri ise aklımız yani mantığımız. İkisi sürekli birbiriyle çatışıyor. Birisinin binası kalpte, diğerinin ki beyinde. Daha kendi içindeki bu kavgayı bitirememiş insanların dışarıdaki devleti yönetmeye çalışması ne kadar komik değil mi? Kendini bilmez bir tavırla, bir kağıt parçasına imza atarken çalım satan Trump’ın ruh hali gibi.

İnsanda devletler gibi bazen seçimler yapıyor. Hayatımızın kritik dönemlerinde kararlar verip seçimler yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kararları bazen mantığımızla, bazen duygularımızla alıyoruz. Aldığımız karar yanlışsa muhalefet partisi bizi tenkit etmeye başlıyor. Bu zor süreçler bazen üst üste gelebiliyor. Hatta bazı zamanlarda depresyon ile sonuçlanıyor. Yani içimizde darbeler oluyor. Adeta kalbimiz ve beynimiz parçalanıyor. Böyle zamanlarda ise beynimiz ve kalbimiz ortak hareket etmezse devlet çöküşe doğru sürükleniyor. Sonrasında devletimizde iç savaş çıkıyor ve nihayetimizde psikolojimiz bozuluyor.

Çok tanıdık geliyor değil mi bunların hepsi. Şimdi dışarıya bir bakın, sonra ise içinize. Dışarıda her ne görüyorsanız aslında hepsi içinizde gerçekleştiği için görüyorsunuz. Peki kötü bir gidişat varsa devletinin refah seviyesi nasıl yükselecek? Çok basit. Dış dünyadaki refah seviyesi gelişmiş devletlere bakın ve kendinize içinde uygulayın. Kendi içinde önce adalet getireceksin ve kendine karşı dürüst olacaksın. Yalan söylemeyi terk ettiğin vakit senin devletin de kalkınmaya başlayacaktır. Sonra partilerin arasında bir anlaşma yapacaksın. Hepsi kendi sınırını bilip birbirine hürmet gösterecekler. İş yaşamında aklın ön plana çıkacak, aile ve sosyal yaşamında kalbin konuşacak. Eğer ikisinden birisi hata yaparsa birbirine destek olup sahip çıkacaklar. Devlet birimlerinin birbiri ile uyumlu çalışması için çok önemli.  Ayrıca kendi içinde devlet sisteminde önemli tabi. Başbakanlık ve cumhurbaşkanlık gibi koltuklarında kimler oturuyor? Belki çok sevdiğin arkadaşın, belki para, belki eşin. Acı gerçeği söylemek zorundayım. Hepsi seni terk edecek. O koltuklarda fani insanları ve değerleri oturttuğun sürece yenik bir devlet olmaya mahkumsun.

Bunların hepsini düzelttik diyelim. Peki nasıl iyi bir devlet olduğumu anlayacağım?  Eğer mutluysan senin devletinin refah seviyesi yükselmiştir. Eğer mutsuzsan daha yapacak çok işin var demektir.

Buyurun size bir kıssalı hisse:

Kanuni Sultan Süleyman süt kardeşi Yahya Efendi’ye bir mektup yazar. Mektubunda bir soruya cevap verilmesini ister. Soru şudur: “ Bu Devlet-i Osmaniye’nin sonu nasıl olur ? Bu devlet ne vakit çöker ne vakit yıkılır ? ”

Yahya Efendi’nin verdiği cevap kısa ve öz olur : “ Neme lazım sultanım !”

Sultan Süleyman böyle bir cevap beklememektedir. Bizzat Yahya Efendi’nin yanına gider. Mesele orada anlaşılır. Evet cevap net ve anlaşılır bir o kadar da hikmetlidir. Devleti yönetenler “Neme lazım!” derler görev ve sorumluluklarında “Boş ver !” psikolojisi içinde savsaklarlarsa o devlet yıkılır, o saltanat çöker. Yani sayın okur, dış devlet baki kalsın diye insan içerdeki devlete bir çeki düzen vermek gerek.

  Bence dışarıdaki devletlerle yeterince meşgul olduk ancak iç devletimiz gün geçtikçe daha kötü bir hal alıyor, batıyoruz dostlar!  Size bir öneri; bir kişi size akıl veriyorsa ilk olarak kendisinin uygulayıp uygulamadığına bakın. Eğer uygulamıyorsa bir tutarsızlık var demektir.  Eğer birilerine bir şey anlatmak gibi bir derdiniz varsa,  uygulamayı önce kendi devletinizde gösterin. Eğer başarılı olursanız, fark etmeden dışarıda gördüğünüz devlete de tesir edersiniz. Çünkü bizlerde dışarıdaki devletin bir parçasıyız. Biz iyileşirsek O da iyileşir.

Peki değerli okur senin devletin durumu nasıl ?

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim