• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Gümüşhane : 5 °C
  • Trabzon : 13 °C

SİSTEM DEĞİŞECEK TÜRKİYE DEĞİŞECEK

09.05.2016 11:12
EYÜPHAN ÖZYURT / YAZAR

EYÜPHAN ÖZYURT / YAZAR

İki yıldır konuşulan sistem değişikliğinde cılız adımların son bulduğu ve daha kuvvetli

adımların atılacağı günlere girmiş bulunuyoruz. Geçtiğimiz hafta bir anda başlayan değişim yağmurları

hasarsız bir şekilde baharı getirecek gibi görünüyor. Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun

istifasıyla yeni bir gündeme girilmiş ve tekrar Recep Tayyip Erdoğan rüzgarını arkasına alıp ilerleyecek

bir Türkiye havası da gelmiş oldu.

Süreci yakından izleyerek ve anlamaya çalışarak geçirdik. Daha önce de sistem tıkanmış,

anayasa kitapçıklarından tutunda Süleyman Demirel döneminden İsmet İnönü’süne kadar

Cumhurbaşkanı ve Başbakan krizlerine bu ülke şahit olmuştu. Bu seferki de böyle bir şey mi diye

bekledik. Kriz mi acaba dedik, yönetişim problemleri galiba dedik. Değilmiş elbette…

Hatta standart hale gelmiş ve neredeyse Abdullah Gül dışında, Cumhurbaşkanımızın kader

arkadaşlarının hepsi, bir sitemle yoldan ayrılmışlardı. Bu seferki de böyle mi olacak dedik… Olmadı

elbette… Recep Tayyip Erdoğan ismi bu ülkenin kaderi oldu. Çoğu zaman onun kısa vadeli yaptıklarını

anlamayıp eleştiri yağmuruna tutsalar da orta ve uzun vade de hep haklı çıktı. Benim bu süreçten

anladığım da şuydu;

Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmak için Cumhurbaşkanı olmadı. Yani daha önceki

tüm Cumhurbaşkanları gibi makama yükseleyim derdinde değildi. Geldiği tüm makamların anlamını

değiştirdiği gibi bu makamı da değiştirmek, yenilemek ve cumhura layık, ülkeye layık hale getirmek

için gelmişti. Kaybedecek vakti de yoktu. Çünkü 14 yıldır süren uzun yolculukta zirveye gelinmişti,

artık zirvenin de adı ve biçimi değişmeliydi. Bu ülke büyük ülke olacaksa artık son nokta da

konulmalıydı. Recep Tayyip Erdoğan atacağı hiçbir adımı vesayetlerden korkarak atmadı, veya

çekinmedi, yıllardır ülkeye ayak bağı olan kadroları bir bir tasfiye ederken kimseye sormadı. Kim bu

ülkeye fren oluyorsa sistemden çıkarıldı. Kısacası “aman bu ne der, aman yargı ne der aman asker ne

düşünür veya muhalefet çok bağırır” diye korkmadığı için bugün halk tarafından kayıtsız seviliyor. Bir

adım atılacaksa atılır, gecikilmez ve sonuç alınır.

Hatırlayın gezi olaylarını, ülkeyi ve makamları düşürdükleri durumları, Erdoğan’ın ülke dışında

olduğu dönemlerde Paralel İhanet Çetesi ve diğer müsvedde çetelerin birleşerek ülkeye neler

yaptıklarını hatırlayın… Bülent Arınç gençleri dinlemek ve isteklerini almak için huzuruna çağırdığında

ele gelen çetereyi hatırlayın! Üçüncü köprü yapılmayacak, üçüncü havalimanı olmayacak vs vs gibi bir

sürü hadsiz istekler! Bugün bunların çoğu yapıldı yapılıyor çok şükür. Peki bunların hangisinde

bizlerin veya Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşlarının açıkça ve cesurca direnişi oldu? Recep Tayyip

Erdoğan demir gibi sapasağlam geldi ve “taksim derhal temizlenecek” dedi ve harekat başladı. Ülkeyi

kangren haline getiren kadroları bir bir temizlemeye başlayınca da İhanet çeteleri farklı yöntemler

denemek üzere Pusuya yattılar.

Velhasıl anlatmak istediğim; Ülkenin geldiği nokta da neredeyse tüm vesayetlerden

kurtulmak üzereyken, son adımların atılıp anayasa ve başkanlık sistemi için son nokta koyulması

gerekirken gecikilmemesi gerekiyordu. Bunca çile boşuna verilmemiş bunca eziyet boşuna

çekilmemişti. Reis başladığı işi bitirmeli ve ülkeyi daimi refah sistemine geçirmeliydi. Çalışkan ve belki

de ülke tarihindeki en çok sevilen ve anılacak başbakanlardan biri olmuştu Davutoğlu. Bundan

hiçkimse şüphe duymuyordur eminim… Muhalefetin bile sevgisine mazhar olmuş bu şefkatli

güleryüzlü adamın, ülkeye faydalarını saymakla bitmez. Recep Tayyip Erdoğan da bunu biliyor fakat

atması gereken adımların gecikmesi istemiyordu. Tüm vesayetlerle bir bir mücadele ederken yanında

olan Davutoğlu sistemin gidişatına kendini kaptırmış ve insanüstü çabayla çalışıyordu. Fakat çalışmak

yetmiyordu bu ülkeye, çalışarak ve mücadele edilerek gelinen seviyede son noktayı koymaya ramak

kalmışken tekrar “ düzen adamı “ olmak ve buna göre çalışmak için erkendi. Önce sistemi değişmeli

ve sonra “sistem ve yeni düzen adamı” olmak gerekiyordu. Erdoğan uzun bir mücadeleden sonra

karşı kıyıya gelmişken duramazdı, ülkeyi karşı yakaya geçirmek için gerekirse yanında kalan son bir

avuç arkadaşını bile düşünemezdi. Çünkü düşünmesi gereken halkıydı ve ülkesinin daimi geleceğiydi…

Öyle de yaptı, belki bizlerin ilk manada “böyle birşeye neden gerek vardı” dememize rağmen

O Büyük Lider “düzen adamı” olmadığını ve bu düzenin değişmesi gerektiğini bizlere belki de son kez

anlattı. Bu ülke insanının ona son kez ve tam güvenmesini istedi. Hep olduğu gibi, belki 1-2 yıl sonra

anlayacağız ve attığı bu adımın ne kadar hayati olduğunu idrak edeceğiz. Liderlik kolay değildir,

geleceği görmekte yetmiyor artık, Lider olmak için geleceği inşaa etmek gerekiyor. Reis’in son tuğlayı

da koymasına canı gönülden destek zamanıdır. Yeter artık; Sistem de değişmeli Anayasa da!

Son bir not eklemeden geçemeyeceğim. 22 Mayıstaki kongrede beklenen adayın da yine

sürpriz olacağı kanaatindeyim. Ak Parti Genel Başkan adayının Recep Tayyip Erdoğan olmasına

şaşırmayacağım. Sistem 2007 de değişmişti ve Cumhurbaşkanını artık halk seçiyordu. Halkın Oyuyla

seçilen bir Cumhurbaşkanı’nın AK Parti Genel Başkanı olmasında bir sakınca var mı ki? Partili

Cumhurbaşkanıyla sistem aslında değişmiş olmuyor mu?

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim