• BIST 1.539
  • Altın 415,626
  • Dolar 7,6436
  • Euro 9,0752
  • Gümüşhane : 4 °C
  • Trabzon : 6 °C

ÖKÜZ ÖLDÜ ORTAKLIK BİTTİ

21.06.2017 18:40
SERHAT DOĞAN / YAZAR

SERHAT DOĞAN / YAZAR

Geçen hafta Ergenekon ve balyoz sürecine kadar olan durumu anlatmıştım. Bugün de toplayabilirsem son süreci ele almayı planlıyorum. Bu iki hafta içerisinde Gerek mevcut hükümet içinden aldığım eleştiriler gerek bazı STK yöneticilerinin tavırları dediklerimi haklı çıkarır yönde oldu. Neyse biz meselemize dönelim.

 NATO merkezli Amerikan menşeli Devşirme Gladyo ekibi en büyük zaferini Ergenekon ve balyoz sürecinde yaşamıştı. Türkiye de var olmaya başladığı andan itibaren Avrasyacı ekolu yok etme arzusu güdenler hedeflerine ulaşmışlardı. Devlet bürokrasisinde uzun süren kadrolaşma çabaları sonuç vermişti. Kendilerine ait bir hâkim savcı ve avukat ordusu oluşturulmuştu. Hepsinden öte bize mevcut yönetimdeki İslamcılarda 80 süreci ve 28 Şubat’ın intikamını alacaklar diye tam kadro Ergenekon ve balyoz sürecine destek verdiler. Başbakan çıkıp Zekeriya özü savunacak kadar da ileri gitmişti o süreçte. Zekeriya Öz’e hükümet kanadından sahip çıkanlar öyle sıradan halk tabakası değildi. Kelli felli bakanlardı. İşte kırılmada surecide bundan sonra gerçekleşti. Ergenekon ve balyoz davaları sonrasında tasviye edilen Ordu artık kadrolaşma için önlerinde duruyordu. Aslında Türkiye cumhuriyetinde tesir edemedikleri pek az yer kalmıştı. Emniyet mensupları arasındaki kadrolaşmaları tartışılamaz bir gerçek. Devlet bürokrasisinde ve memuriyetlerdeki durum orta da. Hâkim savcılar zaten hala temizlenmiş değil. Meclisi sorma. Bu ülkede mevcut hükümet dışında her yerde varlar. Bu da işin diğer komedi ile imtihan tarafı. Neyse meselemiz o değil. Her yerde vardılar. Bu ülkede Gladyo artık üniversitede bir genci alıp tetikçi yapmıyordu. Artık 7 yaşından itibaren bir genci alıyor kendine hizmet eden bireylere dönüştürüyordu. Buna ön ayak olanlar ise ortada. Türkiye de her siyasi partide her platformda kendine yer edinen bu yapı artık her ailede kendisine yer edinmişti. İşte tehlike burada başlıyordu. Her aileden bir Gladyo elamanı çıkmasında.

Artık Avrasyacı gurubu temizlediklerine göre önlerinde hiçbir engel kalmamıştı. Ancak tam bu süreçte Ergenekon ve balyoz süreci bitiminde bir anda Tayyip Erdoğan dershane meselesinden kaşımaya başladı bazı şeyleri. Ya bunların kendisini de ipe göndereceğinin sinyalini aldı, ya da işin içinde başka meseleler var. Ancak olaylar bundan sonra başladı. Bir anda Ak partili bakanların yolsuzlukları döküldü piyasaya. Hırsızlıklar rüşvetler. Bir de ne görelim Ak parti cumhuriyet tarihinde eleştirdiği ne varsa hepsini kendi yapmış ve yapmakta. Gırtlağa kadar rüşvet, haksızlık, torpil batağında. Bakan seviyesinde bürokratların neler neler yaptığı ortadaydı. Şimdi diyeceksin FETO’nun sözüne itibar edip bakana rüşvetçimi diyorsun. Bende cevaben şunu diyorum “Rüşvetin belgesi mi olur a p……”

   Durum anlaşılmıştı. Artık bunların üzerine gidilecekti. Ya paylaşımda sıkıntı çıkmıştı ya da bu yapının bu kadar büyümesi birilerinin hoşuna gitmedi. Önce finans kaynaklarından başladı operasyon. Dershaneler ve bank Asya meselesi üzerine gidildi. Ancak ipin asıl koptuğu yer 15 Temmuz gecesi idi. 15 Temmuz gecesi bu yapı içerisindeki bir gurup darbe yapma girişiminde bulundu. Öyle işi çok abartılı seviyelere getirip halk darbeyi engelledi falan demeyeceğim. Evet, halk bir ölçüde darbeye karşı olan tavrını ortay koymuştur ama bu süreçte bu yapıyı asıl engelleyen milliyetçi subaylar ve Devlet beyin net tavrı olmuştur. İyi hatırlayın o geceyi eğer o gece ordu içindeki bir kanat darbeye teşebbüs ederken ki emniyette buna dâhil büyük çoğunluk sessiz kaldı. İşte burada ilkyazımda bahsettiğim milliyetçi gurup devreye giriyor. Devletin kuruluşundan bu güne kadar herkesin en zayıf halka olarak gördükleri o yüzden kimsenin üzerinde fazla durmadığı bu yapı ortaya çıkmıştı. Aslında kritik yerlerdeki kritik görevleri hep tutmuşlardı. Birileri Genelkurmay başkanı Başbakan ya da cumhurbaşkanı olma derdinde iken devlet sistemi içerisinde işlerin yürüdüğü kilit bürokrasi hep onların elindeydi. Onlar da beklemişlerdi. Ülkücünün makûs kaderidir çile. Kendilerini belli etseler feto düşmanı olarak fişleneceklerdi. Sonrasında belli etseler hükümet muhalifliğinden alınacaklardı. Herkes bilir ki ülkücü biri için önce vatan sonra başka meseleler. Mevcut hükümetin devlet Bey’e böylesi sıkı sıkıya yapışmasının sebebi de budur belki.

Ahir kelam 15 Temmuz sonrası gelinen bu yapı ile mücadele noktasına. Mücadele ediliyor mu bir kere bu soruya cevap aramak lazım. O kadar şehide mal olmuş bir yapı ile bu şekilde mi mücadele edilecek. Altı ibadet ortası ticaret üstü ihanet olan bu yapı ile mücadele kanaatimce bulandırıldı. İbadet kesimi her türlü meseleden mesul tutulurken ticaret kesimi için avukatlar milyarlarca liradan başlayan kurtarma operasyonlarına başladı. İhanet kısmı yani bu işin plan programcılarından hiç kimse Türkiye’de değil. O kadar ince hesap yapılmış ki o kadar derin ilişkiler kurulmuş ki mevcut iktidarın en üst düzey bürokrasisine kadar dokunmuş bu mesele. Belki de o yüzden işin üstüne gidilmiyor….

  Öküz öldü ortaklık bozuldu. Atasözündeki öküz hangi öküzdür Türkiye eksininden biraz düşünmenizi tavsiye ederim.

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Rümeysa
22 Haziran 2017 Perşembe 02:24
02:24
Yazılarınızda kaynak belirtmiyorsunuz deneysel sonuçlara ihtiyaç car
78.163.112.37
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim