• BIST 1.542
  • Altın 411,808
  • Dolar 7,5315
  • Euro 8,9768
  • Gümüşhane : 14 °C
  • Trabzon : 16 °C

GÖNÜL AHBAB İSTER KAHVE BAHANE

26.05.2016 16:53
ENGİN DOĞRU / YAZAR

ENGİN DOĞRU / YAZAR

Engin Doğru

Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü

 

Günün birinde Tophane limanına birkaç gemi yanaştı. Yıl 1543’tü, Katip Çelebi Mizanü’l-Hak’ta tek gemiden değil gemilerden söz eder. Yemen’den çuvallar dolusu kahve getirdiği tespit edilen bu gemiler,  yine Kâtip Çelebinin yazdığına göre Ebussuud efendinin fetvasıyla tek tek delinerek yükleriyle birlikte batırıldı. Kahve tiryakilerini üzen bu fetvadaki yasaklama gerekçelerinden biri, kahvenin kömürleşinceye kadar kavruluyor olması, diğeri insanların bir araya gelerek meyhanelerde yapıldığı gibi, fincanı elden ele devretmek suretiyle içtikleri için ahlaksızlığa yol açma tehlikesi taşımaktadır. Mısır ve Yemen 1517 yılında Osmanlı yönetimine geçince, kahve de kendiliğinden Osmanlı Devletinin sınırları içinde üretilip tüketilen bir içki haline geldi.

 

Kahve yüklü gemilerin batırılmasından sekiz yıl sonra Tahtakale’de açılan ilk kahvehanelerin beklenmedik ölçüde rağbet görmesi ve okumuş yazmışların toplandığı mekânlar haline gelmesi, yasağın pek de etkili olmadığını, kahvenin çeşitli yollarla İstanbul’a ulaştığını ve tiryakilerin çoğaldığını gösterir. Kahve, Afrika sahillerinde bir süre istemeyerek kalan el-Zabhani adında biri tarafından Habeşistan’dan Aden’e getirilmiş ve tasavvuf çevrelerinde yaygınlaştırılmıştı. Başka bir rivayet de kahveyi Yemen’e getirenin Şeyh Ali b.Ömer eş-Şazili olduğu yolundadır. Osmanlı dünyasında Şeyh Şazili kahvecilerin piri olarak benimsenecek ve kahvehanelerde yüzyıllar boyunca;

 

Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız

Hazret-i Şeyh Şazili’dir pirimiz üstadımız  yazılı levhalar asılacaktır.

 

XVI.yüzyıl başlarında Mekke’ye ve ardından Kahire’ye ulaşan kahve,hızla yaygınlaşırken muhaliflerini de üretmiş,bazı fakihler tarafından aleyhte fetvalar verildiği için sonu gelmez tartışmalar yol açmıştır.Memluk Devlet’inin Mekke’deki muhtesibi Hayır Bey’in 1511 yılında bir gece bir camiin köşesinde fenerlerini yakmış kahve içen Kekelileri gördükten sonra başlattığı mücadele,önde gelen Maliki,Şafii ve Hanefi alimlerden oluşan bir komisyonun iki hekimin görüşlerine dayanarak verdikleri fetva ve kahve stoklarının meydanda yakılıp kahve satan ve içenlerin “ ibreti alem “ için dövülmesi, kahve tarihinin ilk önemli hadisesidir.

Osmanlı dünyasına, kahveyle birlikte bu içeceğin kutsallığına dair inançların da intikal ettiği anlaşılıyor. Tasavvuf, Osmanlılarda kahvenin meşrutiyet kaynağıdır ve Şeyh Şazili, başından itibaren kahvecilerin başı olarak benimsenmiştir. Tekkelerde kahve ocağı büyük önem taşır, burada kıdemli dervişler arasından seçilerek görevlendirilen tarikat mensubuna kahve nakibi denir ve hemen her tarikatta kahve nakibi bulunurdu.

Gönül ne kahve ister ne kahvehane

Gönül ahbab ister kahve bahane.

Vak’anüvis Peçevi İbrahim Efendi, İlk kahvehanenin açıldığı yerin İstanbul, tarihinin ise 1554 olduğunu söyler. Halepli Hakem ile Şamlı Şems adlarında iki Arap kahvecinin İstanbul’a gelip Tahtakale’de kahvehane açtıklarına dair kayıtlar da bulunuyor. Bu yeni mekânlar çok geçmeden keyiflerine düşkün okuryazar takımının uğrak yeri haline gelir. İlk kahvehanelerin açıldığı tarihte 13-14 yaşlarında olan Gelibolulu Mustafa Ali (1541-1600),Mevaid’ün-nefais fi kavaidi’l-mecalis adlı eserinde kahvehanelerden söz eder. Kahve ve kahvehaneler ilgili tartışmaları yakından takip eden Ali’nin adı geçen eserinin “ Kahvehaneleri Anlatır “ başlıklı önemli bir bölümü vardır. Ali öyle anlaşılıyor ki iyi kişilerin içtikleri türlü içkilerin iksiri diye tarif ettiği ve Yemenli kara tenli sevgiliyken Şeyh Hasen eş-Şazili gibi Hak dostu birinin nazarındaki uğur sayesinde gönüllerin sevgilisi haline geldiğini söylediği kahveye kendisi de gönül vermiştir.

 

Kahve ve tütün tiryakileri, hayatlarının en zor zamanlarını Eylül 1633 tarihinde bir geminin kalafat işleri yapılırken çıkan ve İstanbul’un beşte birini küle çevirerek inanılmaz zenginliklerin ve sanat eserlerinin yok olmasına yol açan Cibali yangınından sonra yaşayacaklar. Bu yangın bahane edilerek bütün kahvehaneler yıktırılır, kahve ve tütün şiddetle yasaklanır, böylece siyasi dedikodu yapılmasının önüne geçilerek fitne ihtimali def edilmiş olacaktı. Yönetimin koyduğu yasaklarla bir yere varılmayacağını, halkın kahve keyfinin ve kahvehanelerin önüne geçememişti. Üstelik yasaklar ülkeye çeşitli yollardan giren kahveden vergi alınmadığı için devletin zarara uğramasına yol açıyordu. Son bir çare olarak yüksek vergiler koymak suretiyle halkı kahveden soğutmayı deneyen devlet, bu vergilerin önemli gelir kaynağı olduğunu fark ederek yeni vergiler koyacak ve kahve satışını inhisar, kahvenin kavrulup öğütüldüğü işletmeler olan tahmishaneler de denetim altına alınacaktı. Tahmishane Eminliği, kahve ticaretinin kanunlar ve nizamnameler çerçevesinde yürütülmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur.

 

Zaman içerisinde kahve ithalindeki azalma, tahmishane çalışanlarının ve dövülmüş kahve satan attarların suistimallerine yol açacaktır. Tiryakiler kahveye karıştırılan kavrulmuş nohut, arpa gibi maddelerin yarattığı lezzet farkını hisseden halkın şikayetlerinin artması üzerine nizamname yenilenir ama tahmishane de dövülmüş kahveye rağbet azalır, has kahve içmeye alışan halk kendi kahvesini dibeklerinde döver, yahut da el değirmenlerinde çekerek kullanır. Almanların biraya, İngilizlerin çay’a düşkünlüğünden söz eden Ahmet Midhat Efendi, bir yazısında memalik-i Osmaniye ahalisinin de kahveye olan düşkünlüğünü anlatarak, en iyi kahveler Osmanlı evlerinde pişer; alafranga kahveyle, alaturka kahveyi mukayese edenler bu ikisi arasındaki farkı çok iyi bilirler der. (sürecek)

 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim