• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Gümüşhane : 6 °C
  • Trabzon : 15 °C

Durun Kalabalıklar, Bu Cadde Çıkmaz Sokak!

17.09.2015 09:23
SELAMİ ÖKTEM / YAZAR

SELAMİ ÖKTEM / YAZAR

Her an yanı başımızda olduğunu bile bile, farkında olmadan unuttuğumuz kötü hatıralar gibi unutuyoruz onu. Yok olmak değil aslında bu, bir kapıdan geçiş hali. Ölüm hem ölene hem kalana; kara, soğuk, acı ve çaresiz bir ayrılık şekli. Necip Fazıl Kısakürek şöyle söyleyerek teselli etmeye çalışıyor bizi:

 

Ölüm güzel şey budur perde arkasından haber

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber

 

Bilimsel olarak vücudun tamamen ölmeden hemen önce, yüksek miktarda endorfin salgıladığını ve böylece yaşayacağı bu en son deneyimin mümkün olduğunca acısız, ağrısız geçmesini sağlamaya çalıştığını biliyoruz. Tasavvufta ise iki türlü ölümden bahsediliyor: zaruri ölüm ve iradi ölüm. Zaruri ölüm bildiğimiz ölümdür; yani ruhun bedenden ayrılmasıdır. İradi ölüm ise hemen hemen hepimizin bildiği ölmeden önce ölmek olarak nitelendirilebilecek, Fenafillah seviyesine ulaşmak ve Hakk'ın varlığında yok olmak şeklinde ifade edilebilir. Mevlana, Fihi Mafih adlı eserinde bu durumu şöyle açıklıyor:

 

“O’ nun yanında iki ben sığmaz. Sen: Ben! diyorsun; o da Ben! diyor. Ya sen öl, ya O ölsün ki, ikilik kalmasın. Fakat O'nun ölmesi imkânsızdır. Bu ne hariçte, ne de zihinde mümkün olur. Çünkü O, ölmeyen bir diridir! (Furkân, 25/58) İki canlı kuşu birbirine bağlarsan; aynı cinsten oldukları için iki tane olan kanatları dört olduğu halde uçamazlar. Çünkü ikilik mevcuttur. Hâlbuki buna ölü bir kuşu bağlarsan uçar. Zira ikilik 

kalmamıştır."

                                                                                     

Unuttuğumuz ölüm yakınımızda bir ocağa düştüğünde genelde kendimizi sorgularız. Bazen ise sosyal medya uzakları yakına getirir, ölüme şahit olmaktan kaçamayız. Mesela geçtiğimiz günlerde önce Aylan bebeği gördük, sarsıldık. Günlerce gözümüzün önünden gitmedi cansız bedeni. Çocuklarımıza daha bir sıkı sarıldık. Aylan bebeğin annesi olduk, babası olduk ve kahrolduk. Aylan bebek; gördüğümüz manzarayla bir daha karşılaşmamızı engelleyecek bir şeyleri değiştirebildi mi bunu kestirmek zor; ancak Aylan bebeğin baktığımız her yerde gördüğümüz o günahsız, suçsuz ve mağdur hali hepimizin insanlığını sorgulamasını sağladı.

 

Biz insanlığımızı sorgularken hain bir saldırı sonucu Dağlıca' da canımızdan can gitti. Bir anda siyah bir perde çekildi sanki ülkemizin üzerine. Ardından Iğdır' da canımız yandı. Aynı gün sevdiğimiz ve saydığımız hemşerilerimizi Fatsa'da geçirdikleri elim bir kazada kaybettik. Ve halen daha şehit haberleri duyuyoruz. Yurdumuzun bir ucundan diğer ucuna düşüyor ateş ve düşer düşmez yangın oluşturuyor. Hepimizin canı yanıyor bundan eminim; çünkü hep birlikte dışarıya çıkmak ve bu duruma dur demek istiyoruz.

 

Şehrimizde de çeşitli yürüyüşlerle bayraklarımızı elimize alarak tepkimizi göstermeye çalıştık. Ancak çeşitli yürüyüşlerle derken neden insanların ayrı ayrı yürüyüşler düzenlediğini anlayamıyorum. Yaşadığımız bu kadar acı da ortak akılda buluşup bizi birleştiremiyorsa çok merak ediyorum bizi daha ne birleştirecek? Aynı bayrağı bile farklı yerlerde, farklı zamanlarda dalgalandıracak neler yaşadık? Bu yüzden sözüm bu kalabalıklara: "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak" Çünkü biz kardeşiz, canımızı yakan bu ateş bizi ayırmamalı, ayıramaz.

 

* Necip Fazıl Kısakürek' in bu başlıklı bir şiiri vardır.

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim