• BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • Gümüşhane : 10 °C
  • Trabzon : 18 °C

BEN BİR SERSERİYE YOL VERMEM

03.07.2015 13:03
SELAMİ ÖKTEM / YAZAR

SELAMİ ÖKTEM / YAZAR

Bayburtlular ile Gümüşhanelilerin birbirleri için yazdıkları fıkralar meşhurdur. Bir Bayburtlunun uydurduğuna inandığım bu fıkralardan birine göre iki kişi seyahat etmektedirler ve Gümüşhane' ye geldiklerinde biri diğerini uyandırmaya çalışır "kalk bak Gümüşhane'ye geldik" der ancak diğeri uyanana kadar Gümüşhane' yi geçmiş ve geride bırakmış olur şoför. Balyemez konağı ile aile çay bahçesinin arasında kalan kısmı transit yol üzerinden giderek ölçerseniz yaklaşık olarak 7.5 km gibi bir rakam elde edersiniz ki anlatılan fıkrada da bu yoldan bahsedilir. Bir şehir için evet bu mesafe çok da uzun sayılmaz. Ancak bu kısa yolu hem de gayet iyi bir şekilde aydınlatılmış olmasına rağmen akşamları uzun farlarını açarak geçen sürücüleri görünce şaşırıyorum ve bir türlü neden böyle yaptıklarına akıl sır erdiremiyorum. Karşıdan uyarmanıza rağmen de inatla kısa farlarını yakmayanlar çıkabiliyor. Sinirlenip inatlaşabilirsiniz, bende sana karşı uzun farlarımı yakıyorum diyesiniz gelebilir ancak sonrasında birbirinin sürüş kalitesini en aza indirmiş yolu zor görebilen sürücüler olursunuz.

 

İnatlaşma denilince sizin de aklınıza aynı köprü üzerinde birbirine yol vermeyen iki inatçı keçi geliyor olmalı zira biz ilkokul kitaplarımızdaki bu hikâye ile büyüdük. Şarkısı da var "Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi/ Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin işi" diye başlayıp devam eden şarkının sonunda birbirine yol vermeyen keçilerin toslaşarak birlikte suya düştüklerini öğreniriz. İnatçılığın böyle de kötü bir sonucu var ki tarafların ikisi de zarar görebiliyor. Bundan ötürü inatlaşmayın onun yerine size Diyojen gibi davranmanızı tavsiye ederim. Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: Ben bir serseriye yol vermem, der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: Ben veririm!

 

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım

 

Doğada sadece insan ihtiyacından fazlasını yiyor, insanların besledikleri hariç şişman bir hayvanı gözlemleyemiyorsunuz. Karnını doyuran bir hayvanın önüne en sevdiği yiyeceği koysanız dönüp bakmaz bile ama insan öyle mi? İnsanın aç gözlülüğü ile ilgili usta yazar Tolstoy “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında çok sevdiğim bir hikaye kaleme almış. Kısaca hikâye şöyledir: Pahom sürekli daha fazla kazanmaya ve zengin olmaya çalışan bir çiftçidir. Pahom’ a, gözünün gördüğü her yeri bir şartla alabileceğini söylerler. Pahom bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretleyecektir ancak, akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorundadır.  Yarış sabah güneşin doğuşuyla başlar ve batışıyla da biter. Gün boyu çalışır, güneşin batışına az bir zaman kala ayakları yara bere içindedir ve çok yorulmuş bir haldedir ancak durmaz hızını artırır çünkü hırs gözünü bürümüştür. Alkışlar içinde güneş batmadan başladığı yere yetişir. Fakat o yorgunlukla yığılır kalır. Ağzından kan gelmiş ve ölmüştür Pahom. Yarışın başladığı ve bittiği noktaya, hemen olduğu yere gömülür.  Ve burada ibret verici o son sözü söyler bize Tolstoy: “Onun İhtiyaç Duyduğu Üç Arşın Kadar Bir Topraktı..." Pahom aç gözlülüğünün bedelini canıyla ödemiştir. Belki de aptal puma sendromuna tutulmuştu. Peki aptal puma sendromu da nedir?

 

Puma vahşi hayatta çok hızlı koşması ile ünlü bir hayvan. Avının peşinden tabiri caizse ölüm koşusu yapıyor. Ancak pumaların bir özelliği var ki işte burada takdiri hak ediyorlar. Bir puma avının peşinde ne kadar koşacağına avından elde edeceği faydayı hesaplayarak karar veriyor, yakalayacağım diye inatlaşmıyor başka bir ifade ile nerede duracağını biliyor. Yani mesela bir tavşanın peşinden koştuğu zaman harcadığı kalori tavşanı yakaladığında kazanacağı kaloriden fazla ise yenilgiyi kabul edip vazgeçiyor kovalamaktan. Puma; Bir ceylanın peşinden fazla, bir tavşanın peşinden daha az koşuyor. Aptal Puma Sendromu da bunun tam tersini yapanlar için kullanılıyor, nerede duracağını bilmeyenler için. Yani, kişinin peşinden koştuğu şeyden elde edeceği fayda uğruna feda ettiklerinden az ise ve o kişi beyhude çabaladığının farkına varmıyorsa, aman dikkat aptal puma sendromuna kapılmış olabilir. 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim