BOZKIRIN ORTASINDA BİR AKDENİZ RÜYASI: “SARICAKAYA ZEYTİNİ”

BOZKIRIN ORTASINDA BİR AKDENİZ RÜYASI: “SARICAKAYA ZEYTİNİ”

Zeytin; sofralarımıza lezzet, sağlığımıza değer, toprağımıza bereket katan kadim bir miras. İçerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve güçlü antioksidan bileşenlerle sağlıklı beslenmenin baş tacı olan zeytinyağı, aynı zamanda stratejik bir tarım ve ekonomi değeri taşıyor. 

Türkiye’nin köklü zeytin coğrafyalarına kıyasla belki yeni, ancak Eskişehir’in Akdeniz iklimine sahip ilçesi Sarıcakaya’da, geleceğe uzanan umut dolu ve güçlü bir üretim hikâyesi filizleniyor.

Sarp dağların arasına gizlenmiş, Sakarya Nehrinin hayat verdiği ve güneşin yüzünü cömertçe gösterdiği Sarıcakaya’da; zeytin ağaçlarının gümüşi yeşili, toprağın bereketiyle kucaklaşıyor.

İç Anadolu’nun bozkırları arasında adeta saklı bir cennet gibi yükselen Sarıcakaya, sahip olduğu mikroklima özelliği sayesinde çevresindeki yerleşimlere kıyasla çok daha ılıman bir iklime sahip. Bu özelliğiyle alternatif tarımsal üretim açısından son derece değerli fırsatlar sunuyor. 

Sarıcakaya’yı daha önce kaleme aldığım pek çok yazıda ele aldım. Yazılarımı yakından takip eden dikkatli okurlarımın, bu güzel ilçemiz hakkında artık fikir sahibi olduklarını düşünüyorum.

İşte bu potansiyelin doğru değerlendirilmesi; zeytinciliğin bilinçli yöntemlerle geliştirilmesi ve üreticilerin modern tekniklerle desteklenmesiyle mümkün.

Geçtiğimiz günlerde, 2024 yılında kurduğumuz Turhan Zeytin Bahçemizde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen ve ömrünü zeytinciliğe adamış Prof. Dr. Mücahit Özkaya’nın eğitmenliğinde gerçekleşen “Zeytin Budama Eğitimi ve Doğru Budama Teknikleri” programına ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadık.

Dallar arasında yükselen çaba ve öğrenme arzusu eşliğinde geçen bu eğitimde; ağaçların verimliliğini ve ömrünü uzatacak uygulamalar, doğru budamanın hayati önemi ve elbette kaliteli zeytinyağı üretiminin temel aşamaları tek tek ele alındı.

Böyle anlarda Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin o zamansız sözü hep zihninde çınlar insanın: “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Ne kadar doğru bir kelam... Prof. Dr. Mücahit Özkaya’nın aktardığı bilimsel gerçekler, bu sözün tarımsal üretimdeki karşılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Sayın Özkaya, zeytinyağını diğer tüm bitkisel yağlardan ayıran o benzersiz farkı belirgin bir şekilde ortaya koydu: Fındık, mısır veya ayçiçeği yağları bitkinin çekirdek/tohum kısmından elde edilirken; zeytinyağı, zeytinin doğrudan etli meyvesinden, yani meyvenin kendi özsuyundan üretilir. Bu nedenle zeytinyağını alelade bir yağ olarak görmek büyük bir eksikliktir. O, canlı bir meyve suyudur. İçerdiği fenolik bileşikler, polifenoller ve o eşsiz aromatik maddeler, onun ruhunu ve kalitesini belirler.

Ancak bu paha biçilemez değerleri koruyabilmek; dalındaki zeytine gösterilen özenle başlar. Zeytinin tam zamanında ve zedelenmeden toplanması, soğuk sıkım ilkelerine uygun sıcaklıklarda işlenmesi, hijyenik makinelerin kullanılması ve elde edilen altın sıvının ışık görmeyen, krom depolarda doğru koşullarda saklanması gerekir. Yani kaliteli zeytinyağı; topraktan başlayıp şişede son bulan, her adımı disiplin ve titizlik isteyen bir sanattır.

Prof. Dr. Özkaya’nın da vurguladığı gibi, ülkemizde zeytinyağı rekoltesini artırmak kadar, mevcut üretimin "niteliğini ve katma değerini" yükseltmek de şarttır. Küçük ve parçalı zeytinlikler ile yüksek üretim maliyetleri, küresel pazarda üreticilerimizi zorluyor. İspanya’nın devasa kooperatif yapılarıyla elde ettiği küresel pazar gücüne karşı Türkiye’nin de kümelenmeyi, üretici örgütlenmesini ve butik/premium üretimi desteklemesi gerekiyor.

Şanslıyız ki, ülkemizin sahip olduğu zengin zeytin gen kaynakları ve yerel çeşitler, yüksek kaliteli/butik üretim için bize muazzam bir avantaj sunuyor. Hedefimiz yalnızca "çok üretmek" değil; kendine has karakteri olan, nefasetiyle öne çıkan, güvenilir ve yüksek nitelikli zeytinyağlarını bilinçli tüketiciyle buluşturmak olmalıdır.

Bu vizyonla, Turhan Zeytin Bahçesi olarak temel amacımız; toprağın doğal dengesini koruyan, çevreye saygılı ve sürdürülebilir tarım anlayışıyla %100 organik zeytin ve zeytinyağı üretmektir. 

Sunileşmenin ve kimyasalların tarımı kuşattığı çağımızda, organik üretim iddiasının sözde kalmaması; resmi mevzuatlara, sertifikasyon şartlarına tam uyumla belgelenmesi gerektiğinin bilincindeyiz.

Sarıcakaya’nın o kendine has mikro klimasını, verimli toprağını ve elverişli havasını doğru bilgiyle harmanlayabilirsek; Eskişehir yakın gelecekte zeytincilikte de adından övgüyle söz ettirecektir. Bunun yolu; kulaktan dolma bilgilerle değil bilimle, yoğun emekle, doğru budamayla ve üreticiye verilecek kararlı desteklerle açılacaktır.

Bu vesileyle, Sarıcakaya'mızda bilgi meşalesi yakan bu kıymetli eğitime katkı sunan Eskişehir Büyükşehir Belediyesine, tecrübelerini cömertçe paylaşan Sayın Prof. Dr. Mücahit Özkaya’ya ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Unutmayalım ki; bir zeytin fidanına gösterilen özen, toprağa dikilen en bereketli ve en uzun ömürlü gelecektir. Yüce dinimizde de kerim kitabımızda zeytin konusu  yer almaktadır.

Neticede Sarıcakaya’nın vadi rüzgârıyla sallanan her zeytin dalı, doğru üretimle hem toprağımıza bereket hem de ülkemizin tarım geleceğine yeşil bir umut olmaya devam edecektir.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.

Sohbet Odaları