Yıllık yaklaşık 6,5 milyon buzağı doğması beklenirken Tarım ve Orman Bakanlığının küpelediği buzağı sayısının 5 milyon civarında kaldığını belirten Ulutaş, aradaki 1,5 milyon başlık farkın açıklanmasını istedi. Ulutaş, bu farkın yarısının erkek buzağılardan oluşması durumunda ortaya çıkacak 750 bin başlık potansiyelin, 500 bin başlık besilik hayvan ithalat planının 1,5 katına karşılık geldiğine dikkat çekti.
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’nin hayvan varlığı, buzağı doğumları ve besilik hayvan ithalatı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek hayvancılık politikalarının temelindeki soru işaretlerini gündeme taşıdı. Türkiye’nin açıklanan sığır varlığına rağmen canlı hayvan ve et ithalatına devam etmesini sorgulayan Ulutaş, mevcut hayvan potansiyelinin ne kadarının üretime dönüştürülebildiğinin ortaya konulması gerektiğini belirtti.
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin sığır varlığının 17,64 milyon baş olduğunu hatırlatan Ulutaş, bu büyüklükteki hayvan varlığına rağmen et fiyatlarının düşmediğini, canlı hayvan ve et ithalatının da devam ettiğini ifade etti. Tüketicinin haklı olarak “Bu kadar çok hayvanımız varken neden hâlâ besilik canlı hayvan ve ithal et getiriyoruz?” sorusunu yönelttiğini kaydeden Ulutaş, açıklanan hayvan varlığı ile bu varlığın üretime ne ölçüde dönüştürülebildiğinin aynı şey olmadığını vurguladı.
Et Üretimi Rakamlarındaki Fark Dikkat Çekiyor
Ulutaş, hayvan varlığı ile üretim rakamları arasındaki ilişkinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek TÜİK’in 2025 yılı sığır eti üretim tahmini ile kesim sayısı üzerinden yapılan hesaplamayı karşılaştırdı.
TÜİK’in 2025 yılı için sığır eti üretimini 1 milyon 313 bin ton olarak tahmin ettiğini hatırlatan Ulutaş, yıllık 4,15 milyon baş kesim ve ortalama 270 kilogram karkas ağırlığı üzerinden yapılan hesaplamada üretimin yaklaşık 1 milyon 120 bin ton seviyesinde kaldığını kaydetti.
Resmî üretim tahmini ile kesim sayısı ve karkas ağırlığı üzerinden ulaşılan sonuç arasında yaklaşık 193 bin ton fark bulunduğuna işaret eden Ulutaş, bu durumun üretim ve hayvan envanteri verilerinin yeniden ele alınmasını gerektirdiğini belirtti.
Ancak Ulutaş'a göre asıl önemli mesele, mevcut hayvan varlığının devamlılığını sağlayacak buzağıların yeterli sayıda doğup doğmadığı ve doğan buzağıların ne kadarının yaşatılabildiği.
17,64 Milyon Sığır Varlığının Doğum Potansiyeli Ne?
Türkiye’nin mevcut sığır varlığı üzerinden yaptığı hesaplamaları paylaşan Ulutaş, toplam 17,64 milyon başlık hayvan varlığı içerisinde doğum yapabilecek ergin inekler ile ilk defa tohumlanacak dişi hayvanların sayısının teorik olarak 8,8 milyon civarında olması gerektiğini ifade etti.
Bu hayvan varlığı üzerinden değerlendirme yapan Ulutaş, kısırlık, döl tutmama ve diğer biyolojik problemler hesaba katıldığında dahi yılda yaklaşık 6,5 milyon buzağının dünyaya gelmesinin beklendiğini belirtti.
Buna karşılık Tarım ve Orman Bakanlığının yıllık küpelediği buzağı sayısının yaklaşık 5 milyon civarında olduğunu kaydeden Ulutaş, tahmini doğum potansiyeli ile resmî küpeleme sayısı arasında 1,5 milyon başlık fark bulunduğuna dikkat çekti.
Ulutaş, bu noktada yanıtlanması gereken soruyu şu şekilde ortaya koydu:
“Mevcut hayvan varlığının devamlılığını sağlayacak buzağılar yeterli sayıda doğmakta ve yaşatılmakta mıdır? O zaman aradaki 1,5 milyon buzağı nerede?”
1,5 Milyon Buzağı Farkının Arkasında İki İhtimal
Ulutaş, varsayımsal doğum potansiyeli ile resmî küpeleme sayısı arasındaki 1,5 milyon başlık farkın acilen açıklanması gerektiğini belirterek bu durumun iki temel ihtimali ortaya çıkardığını ifade etti.
İlk ihtimalin hayvan envanterinin gerçeği tam olarak yansıtmaması olduğunu kaydeden Ulutaş, toplam hayvan varlığına ilişkin kayıtların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
İkinci ihtimalin ise doğum, kayıt ve yaşatma süreçlerinde yaşanan sorunlar olduğunu belirten Ulutaş, düşük döl verimi, döl tutmama, buzağı ölümleri, bakım ve besleme yetersizlikleri ile kayıt dışılığın beklenen üretimin gerçekleşmesini engelleyebileceğini dile getirdi.
Böylece Ulutaş, aradaki farkın yalnızca hayvan sayıları üzerinden değil, doğumdan küpeleme işlemlerine ve buzağıların yaşatılmasına kadar uzanan bütün süreçler dikkate alınarak araştırılması gerektiğini vurguladı.
750 Bin Erkek Buzağı, 500 Bin Başlık İthalat Planının 1,5 Katı
Ulutaş’ın açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de buzağı sayıları arasındaki farkın besilik hayvan ithalatıyla karşılaştırılması oldu.
Varsayımsal farkın tamamının gerçekten doğmayan veya kayıt altına alınamayan buzağılardan kaynaklandığının henüz kanıtlanmadığını özellikle belirten Ulutaş, buna rağmen bu büyüklükteki bir farkın hayvancılık politikası bakımından önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Söz konusu 1,5 milyon başlık farkın yarısının erkek buzağılardan oluştuğu varsayımından hareket eden Ulutaş, teorik olarak 750 bin başlık erkek buzağı potansiyelinden söz edilebileceğini kaydetti.
Bu rakamın Türkiye’nin açıkladığı 500 bin başlık besilik sığır ithalat planının yaklaşık 1,5 katına karşılık geldiğini belirten Ulutaş, yerli üretim potansiyelinin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Ulutaş, bu hesaplamanın yerli üretimin ithalat ihtiyacını kesin olarak karşılayabileceğini kanıtlamadığını, ancak mevcut potansiyelin neden yeterince değerlendirilemediği sorusunu gündeme getirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin yüksek miktarda besilik hayvan ithal etmesinin nedenlerinin yalnızca toplam hayvan varlığına bakılarak açıklanamayacağını belirten Ulutaş, doğum, buzağıların yaşatılması, besiye alınması ve üretim maliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Tarım Ve Orman Bakanlığına Beş Kritik Soru
Türkiye’nin sığır eti sorununun yalnızca besiye alınacak hayvan sayısının yetersizliğiyle açıklanamayacağını belirten Ulutaş, asıl meselenin mevcut hayvan varlığının ne kadarının üretime dönüştürülebildiği, kaç buzağının doğduğu ve yaşatıldığı, yerli potansiyele rağmen neden ithalata ihtiyaç duyulduğu sorularında düğümlendiğini kaydetti.
Tarım ve Orman Bakanlığının yalnızca toplam hayvan varlığını açıklamakla yetinmemesi gerektiğini ifade eden Ulutaş, tahmini doğum potansiyeli ile resmî kayıtlar arasındaki 1,5 milyon başlık farkın nedeninin şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Ulutaş, Bakanlığın yanıtlaması gerektiğini belirttiği soruları şöyle sıraladı:
Türkiye'deki toplam sığır varlığı içinde üreme çağındaki dişi hayvan sayısı kaçtır?
Mevcut anaç hayvan varlığına göre yıllık tahmini doğum sayısı nedir?
Her yıl gerçekte kaç buzağı doğmakta, bunların kaçı küpelenerek kayıt altına alınmakta ve kaçı özellikle ilk altı ay içerisinde ölmektedir?
Doğan erkek buzağıların kaçı besiye alınabilecek yaş ve ağırlığa ulaşarak yerli besilik hayvan arzına katılmaktadır?
Yerli besilik hayvan üretim potansiyeline rağmen Türkiye neden ithalata ihtiyaç duymaktadır? Yerli üretimin bu ihtiyacı karşılamasının önündeki temel engeller nelerdir?
“Et Krizi Sadece İthalat Sorunu Değil”
Bu soruların yanıtlanmasının yalnızca 1,5 milyon buzağı farkının açıklığa kavuşturulması açısından değil, Türkiye’nin hayvancılık politikasının gerçekçi temeller üzerine oturtulması bakımından da zorunlu olduğunu belirten Ulutaş, üretim zincirindeki sorunların bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Ulutaş, buzağı kayıplarının önlenmesi, üreticinin maliyet sorunlarının çözülmesi ve yerli hayvan potansiyelinin verimli kullanılması sağlanmadan et krizinin kalıcı biçimde çözülemeyeceğini vurgulayarak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Kendi kaynaklarını verimli kullanamayan, buzağı kayıplarını önleyemeyen, üreticisinin maliyet sorununu çözemeyen ve sürekli dışa bağımlı kalan bir anlayışla et krizini kalıcı biçimde çözmek mümkün değildir.
Türkiye’nin sığır eti sorunu yalnızca bir ithalat sorunu değil; veri, verimlilik, maliyet ve planlama sorunudur.”