Serhat Doğan’dan II. Abdülhamid Değerlendirmesi: “Tarih Kavga Edebileceğimiz Bir Savaş Alanı Değildir”

İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi tarafından düzenlenen Şehir Sohbetleri kapsamında, Sultan II. Abdülhamid’in dönemi ve şahsiyeti Hüseyin Nihal Atsız Kültürevi'nde gerçekleştirilen panelle kapsamlı şekilde değerlendirildi.

Serhat Doğan’dan II. Abdülhamid Değerlendirmesi: “Tarih Kavga Edebileceğimiz Bir Savaş Alanı Değildir”
Haberler'de Abone Ol

Nihal Atsız Kültürevin de düzenlenen söyleşide Osmanlı Devleti’nin son dönemi ve Sultan II. Abdülhamid’in siyasi hayatı ele alındı. Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Bal’ın yaptığı programda konuşan Serhat Doğan, tarihsel şahsiyetlerin ideolojik yaklaşımlardan uzak, dönemin koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Türk tarihi, iyisiyle ve kötüsüyle hepimizin ortak mirasıdır” dedi.

Gümüşhane’de gerçekleştirilen söyleşide tarihçi Serhat Doğan, Osmanlı Devleti’nin son dönemini ve Sultan II. Abdülhamid’in siyasi hayatını farklı yönleriyle değerlendirdi. Yakın tarih araştırmalarında ideolojik yaklaşımların etkisine dikkat çeken Doğan, tarihsel olayların dönemin şartları ve kaynakları çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.

“Yakın tarihle ilgili çalışmalara baktığımız zaman bunlar tarih disiplininden ziyade ideolojik bir bakışla ele alınıyor. Tarihsel malzemeler bir siyasi hesaplaşmanın ürünü olarak görülüyor. Sağıyla soluyla dört başı mamur bir tarihsel eser ortaya maalesef koyamıyoruz. Tarihsel şahsiyetleri ya göklere çıkarıyoruz ya da yerin dibine batırıyoruz. Orta kuşakta yaşıyoruz ama tarih meselelerine bakarken sürekli kutuplarda dolaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Tarih Kavga Edebileceğimiz Bir Savaş Alanı Değildir”

II. Abdülhamid’in bir kesim tarafından “Ulu Hakan”, diğer bir kesim tarafından ise “Kızıl Sultan” olarak nitelendirildiğini hatırlatan Doğan, tarihsel kişiliklerin bugünün değer yargılarıyla değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti.

“Biz tarihi şahsiyetleri ve tarihi olayları günümüzdeki değer yargılarımıza göre değerlendirdiğimizde muhakkak taraf oluruz. Dolayısıyla meseleleri o dönem şartları içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Tarih kavga edebileceğimiz bir savaş alanı değildir. Tarihi olaylar yaşanmıştır, bitmiştir. Türk tarihi içerisindeki tüm siyasi ve kültürel meseleler, o millete mensubiyet şuuru duyan herkesin ortak mirasıdır. İyisiyle ve kötüsüyle” dedi.

Tarihsel şahsiyetlerin birbirine karşı konumlandırılmasını doğru bulmadığını ifade eden Doğan, “Abdülhamid’i sevebilmek için Atatürk’e düşman olmanız ya da Atatürk’ü sevebilmek için Abdülhamid’e düşman olmanız gerekmiyor. Birini kabul ederken diğerini reddetmek gibi bir yaklaşımın doğru olmadığını düşünüyorum. Hepsini bir bütünlük içerisinde değerlendirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“Türk Tipi Monarşi” Üç Ciltlik Çalışmanın İlk Eseri

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerinde öğrencilere kaynak önerirken yerli çalışmaların yanı sıra yabancı yazarların eserlerinden de yararlandığını belirten Doğan, bu alandaki kaynak ihtiyacından hareketle “Türk Tipi Monarşi” adlı eserini kaleme aldığını söyledi.

Çalışmasını üç cilt olarak planladığını ifade eden Doğan, ilk kitabın Tanzimat döneminden başlayarak Sultan Abdülhamid ve İttihat ve Terakki dönemine uzanan süreci ele aldığını belirtti. İkinci kitapta 1914-1922 arasındaki Millî Mücadele dönemini, üçüncü kitapta ise 1922-1980 arasındaki Türkiye siyasi hayatını incelemeyi planladığını kaydetti.

“Karşımızda İki Farklı Abdülhamid Var”

II. Abdülhamid’in 33 yıllık saltanatının farklı yönleriyle ele alınması gerektiğini belirten Doğan, padişahın hem Batı’ya dönük modernleşme yaklaşımına hem de Panislamist politikalarına dikkat çekti.

“Karşımızda iki farklı Abdülhamid var. Şehzadeliği ve saltanatının uzunca bir süresi boyunca yüzü Batı’ya dönük bir Abdülhamid görüyoruz. Bir de Panislamist politikayla birlikte özellikle son dönemlerde gündeme gelen bir Abdülhamid var” diyen Doğan, padişahın şehzadeliğinde iyi bir eğitim aldığını ve ticari faaliyetlerle ilgilendiğini anlattı.

Abdülhamid’in koyun ve yün ticaretiyle uğraştığını, borsayla yakından ilgilendiğini ve önemli bir şahsi servet edindiğini belirten Doğan, 1905 yılında yayımlanan Amerikan gazetesi The Indicator tarafından hazırlanan zenginler listesinde padişahın 22. sırada gösterildiğini ifade etti.

Abdülhamid dönemindeki yönetim anlayışını merkezileşme politikaları üzerinden değerlendiren Doğan, eğitim, askerî yapı ve bürokraside önemli değişimlerin yaşandığını söyledi. Bu dönemde oluşturulan eğitim kurumlarının Cumhuriyet’e de kadro ve kurumsal altyapı sağladığını belirterek, “Cumhuriyet dediğimiz şeyin kurumlarını Sultan II. Mahmut oluşturdu, kadrolarını Sultan Abdülhamid yetiştirdi, Atatürk ise bu kurumlar ve kadrolar aracılığıyla hayata geçirdi” ifadelerini kullandı.

Ancak modernleşme adımlarının yanında sansür ve takip uygulamalarının da bulunduğunu hatırlatan Doğan, dönemin bu yönünün göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Bir tarafta eğitimde, askeriyede ve bürokraside ciddi gelişmelerin yaşandığı bir dönem var. Diğer tarafta ise hafiye teşkilatıyla herkesin takip edildiği, gazetelerin ve dergilerin sansüre tabi tutulduğu bir yönetim anlayışı bulunuyor. Hatta bazı kelimelerin kullanılmasına dahi izin verilmiyordu” dedi.

Abdülhamid’in bu yönetim anlayışında amcası Sultan Abdülaziz’in darbeyle tahttan indirilmesi ve öldürülmesinin etkili olduğunu belirten Doğan, “Sultan Abdülhamid amcası Abdülaziz’e karşı gerçekleştirilen darbeyi ve onun öldürülmesini görmüş. Her an kendisine de bir darbe yapılabileceği düşüncesi, onun yönetim anlayışını etkileyen önemli unsurlardan biri olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

“Bir Şeyi Artısıyla Eksisiyle Değerlendirmek Gerekiyor”

II. Abdülhamid dönemindeki toprak kayıplarına ve siyasi gelişmelere de değinen Doğan, tarihsel olayların yalnızca olumlu ya da olumsuz yönleriyle ele alınmasının hakkaniyetli bir yaklaşım olmadığını söyledi.

Bir siyasi dönemin başarıları kadar başarısızlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doğan, Enver Paşa örneğini vererek tarihsel kişiliklere yönelik değerlendirmelerde tutarlı olunması gerektiğine dikkat çekti.

“Sarıkamış Cephesi’ndeki bütün başarısızlığı Enver Paşa’ya yüklüyoruz. Ancak aynı Enver Paşa Çanakkale’de ve Kut’ül Amare’de de orduların başındaki isimlerden biri. Bir taraftaki başarısızlığı ona yazarken diğer taraftaki başarıları neden aynı şekilde değerlendirmiyoruz? Bir şeyi artısıyla eksisiyle yazacaksanız hakkaniyetli davranmanız gerekiyor” diye konuştu.

Tarihsel olayların bugünün şartlarından hareketle kolayca yargılanamayacağını ifade eden Doğan, Osmanlı Devleti’nin son döneminin siyasi, ekonomik ve toplumsal koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Doğan, tarihsel şahsiyetlerin ideolojik kalıplara sıkıştırılmadan, dönemin kaynakları ve şartları dikkate alınarak incelenmesinin önemine dikkat çekti. Haber: Gizem KURT

Gizem KURT

Gizem KURT

Fotoğraflar

2 görsel

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.

Sohbet Odaları