Zafer Ulutaş: “Çiftçi Bu Paranın Neresinde?”

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, 2027 yılı bütçe teklifinde tarıma ayrıldığı açıklanan 1 trilyon 305 milyar liranın yalnızca 235 milyar lirasının doğrudan tarımsal destek programlarına ayrıldığını belirterek, Tarım Kanunu’ndaki yüzde 1 şartının karşılanmadığını savundu. Ulutaş, “Tarım bütçesinin başarısı açıklanan trilyonlarla değil; çiftçinin toprağında kalabilmesi, üretimin devam etmesi ve milletin sofrasına güvenilir gıdanın ulaşmasıyla ölçülür” dedi.

Zafer Ulutaş: “Çiftçi Bu Paranın Neresinde?”
Haberler'de Abone Ol

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, 2027 yılı bütçe teklifinde tarım sektörü için öngörülen kaynakları değerlendirerek, açıklanan toplam rakam ile çiftçiye doğrudan sağlanan destekler arasındaki farka dikkat çekti. Tarım için ayrıldığı belirtilen 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın ilk bakışta etkileyici göründüğünü ancak bu tutarın tamamının üreticinin cebine girmediğini ifade eden Ulutaş, çiftçinin artan girdi maliyetleri, finansmana erişim zorluğu ve ürün fiyatlarındaki belirsizlik nedeniyle üretimini sürdürmekte zorlandığını kaydetti.

“Açıklanan Kaynağın Tamamı Çiftçinin Cebine Girmiyor”

2027 bütçe teklifinde tarım sektörü için öngörülen kaynağın dağılımına dikkat çeken Ulutaş, toplam tutarın doğrudan tarımsal desteklerle aynı anlama gelmediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Ancak sabah traktörüne mazot koyan, gübre ve tohum almak için borçlanan, ahırında hayvanını beslemeye çalışan çiftçi için asıl soru bu paranın ne kadarının gerçekten üreticinin yükünü hafifleteceğidir. Bütçede açıklanan rakamlarla tarlada yaşanan gerçekler arasında ciddi bir fark bulunmakta; çiftçinin girdi maliyetlerinin yüksekliği, finansmana erişim zorluğu, ürün fiyatlarındaki belirsizlik ve üretimin geleceğinin risk altında olması gibi temel sorunları aynen devam etmektedir.”

Açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın farklı bütçe kalemlerinden oluştuğunu vurgulayan Ulutaş, vergi harcamaları, kredi destekleri, yatırımlar ve diğer finansman kalemlerinin doğrudan çiftçiye verilen desteklerle karıştırılmaması gerektiğini belirtti.

Ulutaş, bütçedeki dağılımı şu sözlerle açıkladı:

“Bütçe teklifinde; 342 milyar TL vergi harcamalarına, 325 milyar TL kredi desteğine, 268 milyar TL yatırımlara ve 135 milyar TL KİT finansmanı ile ihracat desteklerine ayrılmıştır. Çiftçinin doğrudan hesabına yatacak tarımsal destek programlarına düşen pay ise yalnızca 235 milyar liradır. Elbette vergi muafiyetlerinin veya altyapı yatırımlarının sektöre faydası vardır; fakat bunların tamamını çiftçinin üretim maliyetini karşılayan doğrudan bir destek gibi sunmak yanıltıcıdır.”

“Çiftçinin Acil İhtiyacı Mazot, Gübre ve Yem Parasını Ödeyebilmek”

Bütçede yer alan kaynakların üreticinin günlük ihtiyaçlarına ne ölçüde karşılık geldiğinin önemli olduğunu belirten Ulutaş, kredi ve yatırım desteklerinin çiftçinin acil maliyet sorunlarını tek başına çözemeyeceğini ifade etti.

Ulutaş, üreticinin karşı karşıya olduğu sorunları şu sözlerle dile getirdi:

“Asıl mesele, kağıt üstündeki kaynakların üreticinin mutfağına ve tarlasına ne kadar yansıdığıdır. Örneğin kredi faiz desteği borçlanma maliyetini düşürebilir; ancak zaten borç yükü altında ezilen bir çiftçi için bu mekanizma doğrudan gelir desteğinin yerini tutamaz. Benzer şekilde, yılları alacak bir sulama yatırımı uzun vadede kıymetli olsa da bugün mazot, gübre ve yem parasını ödemekte zorlanan üreticinin acil yangınını söndürmeye yetmez.”

Bütçede tarımsal destek programları için öngörülen 235 milyar liranın toplam kaynağın yalnızca yüzde 18’ine karşılık geldiğini belirten Ulutaş, doğrudan desteklerin üreticinin günlük giderlerini karşılayabilecek düzeyde olması gerektiğini vurguladı.

Ulutaş, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bütçe teklifinde tarımsal destek programları için öngörülen 235 milyar lira, açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın yalnızca yüzde 18’ine karşılık geliyor. Toplam kaynak ile çiftçiye doğrudan verilen desteğin aynı şey olmadığını gösteren bu tablo karşısında üreticinin acil ihtiyacı; gelecekteki projeleri beklemek değil; mazot, gübre, yem ve sulama gibi günlük giderlerini karşılayabilmektir.”

“Desteklerdeki Artışı Girdi Maliyetleri Yutuyor”

Tarımsal destek ödeneğinin önceki yıla göre artırılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirten Ulutaş, girdi fiyatlarındaki yükselişin üreticinin üzerindeki yükü artırdığını ifade etti.

2026 yılı için 168 milyar lira olarak belirtilen tarımsal destek ödeneğinin 2027 yılı için 235 milyar liraya çıkarılmasının öngörüldüğünü hatırlatan Ulutaş, maliyet artışlarının bu yükselişin etkisini azalttığını savundu.

Ulutaş, çiftçinin karşı karşıya kaldığı maliyet tablosunu şu sözlerle anlattı:

“Üstelik girdileri yüksek fiyatla alıp ürününü beklediği fiyata satamayan çiftçi için desteklerdeki artış, daha üretim dönemi bitmeden eriyip gitmektedir. Nitekim destek ödeneği 2026’daki 168 milyar liradan 235 milyar liraya çıkarılmış olsa da girdi maliyetlerindeki sıçrama bu artışı çoktan yutmuştur. TZOB verilerine göre küresel gelişmelerin etkisiyle üre gübresinin tonu 31.124 liraya (%19,5 artış) çıkmış, mazot ise kısa sürede yüzde 40’ı aşan bir zam görmüştür. Dolayısıyla asıl soru, açıklanan bu artışın çiftçinin katlanan maliyetlerini karşılamaya yetip yetmeyeceğidir.”

“Tarım Kanunu’ndaki Yasal Alt Sınırın Çok Gerisinde Kalınıyor”

Tarımsal desteklerin yasal boyutuna da dikkat çeken Ulutaş, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin bütçe teklifindeki ödenekle karşılaştırılması gerektiğini belirtti.

Kanunda tarımsal destekler için ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının hükme bağlandığını hatırlatan Ulutaş, 2027 yılı için öngörülen GSYH üzerinden yaptığı hesaplamayı şu sözlerle paylaştı:

“İşin hukuki boyutuna bakıldığında ise 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi ‘Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz’ şeklinde açık bir hüküm koymaktadır. 2027 yılı için öngörülen 111,2 trilyon liralık GSYH dikkate alındığında, bu yasal zorunluluk yaklaşık 1 trilyon 112 milyar liraya denk gelmektedir. Buna karşılık ayrılan 235 milyar liralık ödenek, kanuni alt sınırın beşte birinde kalmakta ve arada 877 milyar liralık devasa bir uçurum oluşturmaktadır.”

Desteklerin GSYH içindeki payının yüzde 0,21’e gerilediğini belirten Ulutaş, son yıllarda ödeneklerin nominal olarak artmasına rağmen yasal oranın karşılanmadığını savundu.

Ulutaş, hükümetin yanıtlaması gereken soruyu şu ifadelerle gündeme getirdi:

“Desteklerin GSYH içindeki payının yüzde 0,21’e gerilemesi yeni de değildir; son yıllarda ödenekler nominal olarak artsa da yasal oran istikrarlı şekilde göz ardı edilmektedir. Hükümetin yanıtlaması gereken temel soru, kanundaki alt sınır ile bütçe teklifi arasındaki bu devasa açığın sebebinin ne olduğudur. Çiftçinin maliyetler karşısında ezildiği bir dönemde bu soru, yalnızca teknik bir bütçe tartışması değil; ülkenin gıda arz güvenliği ve kırsal geleceğiyle ilgili hayati bir meseledir.”

“Çiftçi Üretimden Çekilirse Bunun Bedelini Bütün Toplum Öder”

Türkiye’nin tarım politikasının yalnızca bütçede açıklanan toplam rakamlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ulutaş, üretimin sürdürülebilirliği, kırsal istihdam ve gıda arz güvenliğinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Üreticinin toprağında kalmasının ve hayvancılığın sürdürülebilmesinin ülke ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Ulutaş, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’nin tarım politikası yalnızca bütçede açıklanan toplam rakamlar üzerinden değerlendirilemez; asıl ölçüt üreticinin toprağında kalıp kalamadığı, hayvancılığını sürdürüp sürdüremediği, emeğinin karşılığını alıp alamadığı ve tüketicinin gıdaya makul fiyatlarla erişip erişemediğidir. Çiftçi üretimden çekilirse yalnızca bir işletme kapanmış olmaz; ekilen alanlar azalabilir, hayvan varlığının devamlılığı riske girebilir, kırsal istihdam zayıflayabilir ve gıda arzı üzerindeki baskı artarak pazarda yükselen fiyatlar üzerinden bütün topluma yansır.”

Tarımsal desteklerin üretim dönemi başlamadan planlanması ve ödemelerin zamanında yapılması gerektiğini belirten Ulutaş, destek miktarlarının gerçek maliyet artışlarına göre belirlenmesinin önemini vurguladı. Küçük ve orta ölçekli üreticilerin korunması ile pazarlık güçlerinin artırılmasının öncelikli olması gerektiğini ifade eden Ulutaş, vergi avantajları ve kredi desteklerinin doğrudan üretici gelirini güvence altına alan etkili bir destekleme sisteminin yerini tutamayacağını kaydetti.

Ulutaş, tarım politikasında izlenmesi gereken yaklaşımı şu sözlerle ortaya koydu:

“Bu nedenle tarımsal destekler üretim döneminden önce planlanmalı, ödemeler zamanında yapılmalı ve destek miktarı gerçek maliyet artışları dikkate alınarak belirlenmelidir. Küçük ve orta ölçekli üreticinin korunması ile pazarlık gücünün artırılması öncelik olmalıdır. Vergi avantajları, kredi destekleri ve yatırımlar elbette tarım politikasının birer parçasıdır; ancak bunlar, üreticinin gelirini ve üretimin sürdürülebilirliğini güvence altına alan etkili bir destekleme sisteminin yerine geçmemelidir.”

“Tarım Bütçesinin Başarısı Trilyonluk Rakamlarla Ölçülmez”

Açıklamasının sonunda hükümetin tarıma ayrılan kaynağın üretime nasıl yansıyacağını ortaya koyması gerektiğini belirten Ulutaş, bütçe büyüklüğünün tek başına başarılı bir tarım politikasının göstergesi sayılamayacağını ifade etti.

Ulutaş, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Sonuç olarak, 1 trilyon 305 milyar liralık kaynak açıklamak tek başına başarılı bir tarım politikası yürütüldüğünü göstermez. Önemli olan, bu kaynağın ne kadarının üretimi güçlendirdiği, çiftçinin maliyetlerini ne ölçüde azalttığı ve ülkenin gıda arz güvenliğine nasıl katkı sağladığıdır. Hükümet, kanundaki alt sınır ile teklifteki ödenek arasındaki farkın gerekçesini açıklamalı ve üreticiyi artan maliyetler karşısında koruyacak somut hedefleri ortaya koymalıdır. Çiftçi üretimini sürdürebilmek için her yıl daha fazla borçlanmak zorunda kalıyor, emeğinin karşılığını alamıyor, maliyetlerini karşılayamıyor ve geleceğini öngöremiyorsa, açıklanan büyük rakamların sahadaki karşılığı sorgulanmalıdır. Çünkü tarım bütçesinin başarısı açıklanan trilyonlarla değil; çiftçinin toprağında kalabilmesi, üretimin devam etmesi ve milletin sofrasına güvenilir gıdanın ulaşmasıyla ölçülür.”

 

Gümüşhane Olay

Gümüşhane Olay

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.

Sohbet Odaları