Vefasız Yıllara Dargınım Artık

Vefasız Yıllara Dargınım Artık
Haberler'de Abone Ol
"Vefasız yıllara dargınım artık..." Bir şarkının ilk kuplesinin son dizesidir bu söz. “ Baharı beklerken ömrüm kış oldu, Gözümde her zaman biraz yaş oldu. En güzel duygular bana düş oldu, Yorgunum dostlarım yorgunum artık, Vefasız yıllara dargınım artık.” Neden,” insanlara değil de yıllara dargın”  olmayı biraz irdeleyelim. İnsan bu sözleri duyunca önce yıllara hak verir gibi olur. Çünkü geçen zaman, gençliğimizi de alır; sevdiklerimizi de... Çocukluğumuzu, eski sokaklarımızı, dost meclislerimizi de geride bırakır. Fakat biraz durup düşündüğümüzde gönlümüzü kurcalayan başka bir soru çıkar karşımıza: Neden "vefasız insanlar" demedi de, sitemini yıllara yöneltti? Belki de insan, en ağır gerçeği söylemekten çekinir. Çünkü yılları suçlamak kolaydır... İnsanı suçlamak ise zordur vicdan muhasebesi gerektirir. Yılların Ne Günahı Var? Yıllar yalnızca akar. Güneş her sabah aynı cömertlikle doğar. Mevsimler kimseyi ayırmadan gelir geçer. Takvim yaprakları, zengine de fakire de aynı sessizlikle düşer. Öyleyse vefasız olan zaman değildir.Zaman yalnızca şahittir. Asıl değişen, insanın gönlüdür. Makamlar yükselirken bazı gönüller alçalır.Servet büyürken bazı dostluklar küçülür. İşte suçlanan yıllar değil, unutulan değerlerdir. Vefa, İnsan İlişkilerinin Mayasıdır Bir bina, temelindeki harç sağlam olduğu sürece ayakta kalır. Bir ağaç, kökü toprağa bağlı olduğu müddetçe fırtınalara direnir. İnsan ilişkileri de böyledir. Onları ayakta tutan sevgi kadar vefadır. Vefa çekildiğinde güven yıkılır. Güven yıkılınca dostluk çözülür. Dostluk çözülünce yalnızlık başlar. Yalnızlaşan insan ise kalabalıklar içinde bile kimsesizdir. Unutulmaması Gerekenler Hayatımız boyunca bize omuz veren insanlar vardır. İlk adımlarımızda elimizden tutan büyüklerimiz... Bize okumayı öğreten öğretmenlerimiz... Bir lokmasını bizimle paylaşan komşularımız... Darda kaldığımızda kapısını açan dostlarımız... Ailemize kendi ailesi gibi saygıyla yaklaşan gönül insanları... Başarımızla bizden çok sevinen arkadaşlarımız... Yolumuzu aydınlatan büyüklerimiz... İnsan, bunları unuttuğu gün yalnızca bir hatırayı değil; kendi insanlığından da bir parçayı kaybeder. Çünkü vefa, hafızanın değil; karakterin eseridir.   Vefasızlığın Getirdiği Yıkım Vefasızlık sessiz başlar. Önce bir telefon gecikir. Sonra bir ziyaret unutulur. Arkasından bir teşekkür eksilir. Derken gönüller arasına görünmeyen duvarlar örülür. Aile bağları zayıflar. Dostluklar yıpranır. Komşuluklar yok olur. Toplum birbirini tanımayan insanların kalabalığına dönüşür. Kimilerinin dost bildiği arkadaşları gözünde sıradanlaşır. Yeni edindiği kapalı kutu görünümündeki insanlara karşı  olan ilgisi artar, eskiyi unutur. Ve gönüllerde başlayan yıkım giderek artmaya başlar. Sonuçta, Depremin taş binaları yıktığı gibi vefasızlık da Milletleri yıkar. Değil, Kendimize Dargın Olalım: Belki de şair, insanları kırmamak için yılları suçladı. Oysa gerçeği hepimiz biliyoruz. Yıllar kimseyi unutturmaz. Unutan insandır. Takvimler nankör değildir.Nankörleşen bazen gönüllerdir. Öyleyse geliniz; Elimizden tutan büyüklerimizi arayalım. Öğretmenlerimizin kapısını çalalım. Anne ve babamızın duasını alalım. Ailemize hürmet gösteren dostlarımızı unutmayalım. Birlikte yürüdüğümüz yol arkadaşlarımıza "İyi ki varsın." demeyi ihmal etmeyelim. Çünkü vefa, büyük hediyelerde değil; küçük hatırlayışlarda yaşar. Bir selâmda... Bir ziyarette...Bir teşekkürde...Bir duada... Ve en çok da unutmamaktadır. Son söz: Yıllar ömrümüzü yaşlandırır; vefasızlık ise ruhumuzu... Takvimler yalnızca zamanı gösterir, insanın değerini ise vefası. Çünkü yıkımlar önce binalarda değil, gönüllerde başlar; medeniyetleri ayakta tutan taş değil, vefadır. Vefasını kaybeden insan geçmişini, geçmişini kaybeden toplum ise geleceğini kaybeder.
Gümüşhane Olay

Gümüşhane Olay

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.