Aytekin, insanın ilk varoluşundan itibaren merak, anlam arayışı ve evreni kavrama isteğiyle hareket ettiğini belirterek, yaratılış düşüncesinin felsefe, bilim ve din başta olmak üzere farklı disiplinlerde en fazla tartışılan konulardan biri olduğunu söyledi. “İnsan, dünyayı ve ötesini anlamlandırmaya çalışırken farklı alanlardan cevaplar aramıştır” diyen Aytekin, yaratılışın zihinsel, metafizik ve teolojik yönlerine değindi.
Konuşmada, Antik Yunan filozoflarının madde-form ilişkisi, idealar dünyası ve İlk Muharrik gibi kavramlarla evrenin kökenine dair ortaya koydukları yaklaşımlar ele alınırken, “Hiçten hiçbir şey meydana gelmez” ilkesinin dönemin düşünce sistematiğini şekillendirdiği hatırlatıldı.
İslâm düşüncesinde ise yaratılış konusunun erken dönemlerden itibaren büyük önem taşıdığını ifade eden Aytekin, İbn Abbas, Fahreddin Râzî, Zemahşerî ve Birûnî gibi âlimlerin Kur’ân’da yaratılışa dair ayetler üzerine kapsamlı yorumlar geliştirdiğini aktardı.
Kur’ân-ı Kerim’in yaratılış kavramını yüzlerce ayette farklı köklerle ele aldığını belirten Aytekin, Kur’ân’ın “evrenin nasıl yaratıldığı”ndan çok “niçin yaratıldığına” odaklandığını vurguladı: “Kur’ân’ın amacı kozmik bir model çizmek değil, insanı yaratılışın anlamı ve sorumluluğu üzerine düşünmeye yönlendirmektir.”
Aytekin, Kur’ân’da evrenin düzen, denge ve uyum içinde yaratılışının insanın tefekkürüne sunulduğunu belirterek, “Kâinattaki her unsur insanın faydasına verilmiş; ikinci yön ise insanın Yaratıcı’yı tanıması ve hayatını bu bilinçle inşa etmesidir” dedi.
Konuşmasının sonunda Kur’ân’ın insanı yaratılış üzerine düşünmeye çağırdığını söyleyen Aytekin, Izutsu’nun ifadesiyle “Kur’ân’ın İlahi Yaratılış’a söylenmiş büyük bir ilahi” niteliği taşıdığını hatırlattı.
Program, soru-cevap bölümü ve katılımcılarla yapılan sohbetin ardından sona erdi.