Ulutaş: “Türkiye’nin En Büyük Krizinin Adı Güvensizlik”

Zafer Ulutaş: “Türkiye’nin En Büyük Krizinin Adı Güvensizlik” İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeleri değerlendirerek, sorunların yalnızca enflasyon ve hayat pahalılığı üzerinden ele alınamayacağını savundu. Ulutaş, vatandaşın adalete, devlete ve ekonomiye duyduğu güvenin zedelendiğini belirterek, Türkiye’nin bir yönetim ve güven krizinden geçtiğini öne sürdü.

Ulutaş: “Türkiye’nin En Büyük Krizinin Adı Güvensizlik”
Haberler'de Abone Ol

“Bir ülkenin yönetilemediğini anlamak için sadece enflasyona bakmak yetmez” diyen Ulutaş, vatandaşın geleceğe ilişkin kaygılarının da dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, “Vatandaş yarınından korkuyor, yargıya güveni kayboluyor, fikrini söylemeye çekiniyor ve birikimini nereye yatıracağını bilemiyorsa orada ekonomik değil, doğrudan bir yönetim krizi vardır. Türkiye bugün tam da bu tabloyu yaşıyor” ifadelerini kullandı.

“Vatandaşın En Temel Kaygısı Yarınından Endişe Etmek”

Türkiye’de adalet ve özgürlük duygusunun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ulutaş, ekonomik sıkıntıların yanında insanların gelecek kaygısının da büyüdüğünü söyleyerek, “İnsanların en temel ihtiyacı adalet ve özgürlüktür. Bugün Türkiye’de geçim derdinden daha ağır bir yük var. Bu da vatandaşın yarınından endişe etmesidir” dedi.

Ulutaş, eleştiri hakkının kullanılmasına ilişkin kaygıların da toplumdaki güven duygusunu etkilediğini savunarak, “Yolda, sokakta, sosyal medyada en küçük bir eleştiri yapan vatandaşın aklındaki soru ‘Acaba başıma bir iş gelir mi?’ olmamalıdır. Vatandaşın devletinden çekindiği bir yerde devlet güçlü değildir. Devlet gücünü vatandaşına verdiği adaletten almalıdır” şeklinde konuştu.

Fon Krizini Gündeme Taşıdı

Ekonomideki güven sorununa dikkat çeken Ulutaş, son dönemde yatırım fonları ve portföy yönetim şirketleri üzerinden yaşanan gelişmelerin de yatırımcıların güvenini etkilediğini belirtti.

SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verildiğini ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğunu hatırlatan Ulutaş, yaşanan sürecin denetim mekanizmalarının etkinliği açısından sorgulanması gerektiğini savundu.

Ulutaş, “Cebindeki para eriyen vatandaş üç kuruş birikimini koruyamaz hale geliyor. Yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bir ortamda asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Eğer riskler daha önceden görülmüşse, neden daha erken ve daha etkili tedbirler alınmadı?” diye konuştu.

“Yangın Çıktıktan Sonra Söndürmek Yetmez”

SPK’nın yatırım fonlarına ilişkin yaptığı açıklamada, 2025 yılının son çeyreğinde bazı fonlarda ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayan fiyat hareketlerinin gözlemlendiğini ve konunun 2 Aralık 2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi toplantısında gündeme alındığını hatırlatan Ulutaş, denetimin önleyici olması gerektiğini vurguladı.

Ulutaş, “Eğer bir risk önceden görülüyorsa, yapılması gereken yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangının çıkmasını engellemektir. Vatandaşın parasını ve yatırımcının güvenini korumak için denetim mekanizmalarının zamanında çalışması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sayan Kaya ve Eşi Hakkındaki İddiaların Araştırılmasını İstedi

Ulutaş, eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkında kamuoyuna yansıyan yatırım işlemlerine ilişkin iddiaların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.

Söz konusu iddiaların kesinleşmiş bir yargı kararıyla ortaya konulmuş gerçekler olmadığını belirterek, kamuoyundaki soru işaretlerinin bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılması gerektiğini ifade eden Ulutaş, “Burada sorulması gereken çok açık sorular var. Soruşturma başlamadan önce bazı paraların çekildiği iddiaları doğru mudur? Böyle bir işlem gerçekleştiyse bunun kaynağı ve zamanlaması nedir? Kamuoyunun bu soruların cevaplarını bilmeye hakkı vardır” dedi.

Ulutaş, herhangi bir kişi ya da kurum hakkında suçluluk hükmü verilmeden önce iddiaların yetkili makamlar tarafından araştırılması gerektiğine de dikkat çekerek, “Mesele yalnızca birkaç kişinin tutuklanması değildir. Eğer bir usulsüzlük varsa bunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılması gerekir” diye konuştu.

“Kimler Görevini Yapmadı?”

Denetim mekanizmalarının sorumluluğunun yalnızca operasyon sonrasında yapılan işlemlerle sınırlı tutulmaması gerektiğini kaydeden Ulutaş, SPK, BDDK, Borsa İstanbul ve ilgili kamu kurumlarının görev ve sorumluluklarının da kamuoyunca sorgulanabileceğini belirtti.

Ulutaş, “Şüpheli işlemler varsa bunları kim izleyecekti? Riskleri kim görecekti? Hangi kurum ne zaman harekete geçecekti? Bunların tamamının ortaya konulması gerekiyor. Sadece operasyon yapıldı, birkaç kişi tutuklandı diyerek dosyanın kapatılmasını doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin En Büyük Krizinin Adı Güvensizlik”

Yaşanan gelişmelerin Türkiye’deki temel sorunun güven olduğunu gösterdiğini savunan Ulutaş, ekonomik istikrarın yalnızca rakamlarla değil, vatandaşın geleceğe ve kurumlara duyduğu güvenle sağlanabileceğini belirtti.

“Türkiye’nin aslında en büyük krizinin adı güvensizliktir” diyen Ulutaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaş adalete, devlete, polise, piyasaya ve yarın karşılaşacağı kurallara güvenemiyor. Güçlü devlet sürekli krizlerin arkasından koşan, batan gemiye yama yapan devlet değildir. Güçlü devlet, krizleri önceden öngören ve vatandaşını koruyan devlettir.”

“Millet Operasyon Görüntüsü Değil, Hesap Verebilirlik İstiyor”

Son dönemde kamuoyuna yansıyan operasyonların ardından asıl soruların cevapsız bırakılmaması gerektiğini söyleyen Ulutaş, “Millet artık sadece ‘Kim tutuklandı?’ sorusunun cevabını duymak istemiyor. ‘Bu riskler neden önceden görülmedi, kim görevini yapmadı, denetim neden zamanında çalışmadı?’ sorularına da cevap istiyor” dedi.

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yönetim anlayışının hukuk, denetim ve şeffaflık temelinde şekillenmesi gerektiğini ifade eden Ulutaş, “Bu aziz millet çok şey istemiyor. Devletinden adalet istiyor, özgürlük istiyor, emeğinin güvende olmasını ve yarınından korkmadan yaşamak istiyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan daha fazla hukuk, güçlü denetim ve şeffaf bir hesap verebilirliktir” değerlendirmesinde bulundu.

 

Gümüşhane Olay

Gümüşhane Olay

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.