“İran ve Türkiye Örneğinde Ulusal Moral ve Aidiyet” başlıklı sunumunda uluslararası ilişkiler teorilerinden hareketle değerlendirmelerde bulunan Sancak, bir devletin gücünün yalnızca askeri kapasite veya coğrafi büyüklükle ölçülemeyeceğini vurguladı.
Konuşmasına uluslararası ilişkiler disiplininin önemli isimlerinden Hans J. Morgenthau’dan alıntılarla başlayan Sancak, Morgenthau’nun “soyut güç unsurları” arasında saydığı ulusal moral kavramına dikkat çekti.
“Bir ulusun gücü sadece tanklar, uçaklar veya coğrafi genişlikten ibaret değildir” diyen Sancak, şu ifadeleri kullandı:
“Ulusal moral; bir halkın hükümetinin iç ve dış politikalarını ne ölçüde desteklediği, kriz anlarında devletiyle ne kadar bütünleştiği ve en önemlisi ülkesine duyduğu aidiyet duygusunun ne kadar güçlü olduğuyla doğrudan ilişkilidir.”
İran’daki Gelişmeler Ulusal Moral Açısından Okunmalı
Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin bu teorik çerçevenin sahadaki önemli örneklerini oluşturduğunu belirten Sancak, özellikle İran’daki son gelişmelerin uluslararası siyaset açısından dikkatle analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail ve ABD eksenli saldırılar sonrasında İran’da ortaya çıkan bazı toplumsal görüntülere değinen Sancak, sosyal medyada yer alan bazı görüntülerde rejim karşıtı İranlıların saldırıları sevinç gösterileriyle karşıladığının görüldüğünü ifade etti.
Bu durumun siyaset bilimi açısından önemli bir işaret olduğunu dile getiren Sancak şöyle konuştu:
“Bir vatandaşın kendi topraklarına atılan bombayı selamlaması, rejime duyulan nefretin vatana duyulan aidiyetin önüne geçtiğini gösterir. Videolardaki görüntüler, bazı İranlıların dış düşmanı ‘kurtarıcı’, kendi devletini ise işgalci olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. İran örneğinde gördüğümüz bu tablo, Morgenthau’nun bahsettiği o soyut gücün yani ulusal moralin buharlaşmasına işaret etmektedir.”
Sancak, bir devletin vatandaşlarının dış müdahaleyi kendi rejimlerinden kurtulmak için fırsat olarak görmesinin o devleti içeriden savunmasız hale getirdiğini de sözlerine ekledi.
28 Şubat Süreci “Aidiyet Testi”ydi
Konuşmasında Türkiye’nin yakın siyasi tarihine de değinen Sancak, 28 Şubat sürecinin önemli bir aidiyet sınavı olduğunu söyledi.
Dönemin statükosunun başörtüsü yasağı, katsayı uygulaması ve “ikna odaları” gibi uygulamalarla bazı kesimleri kamusal alandan dışladığını belirten Sancak, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in başörtülü öğrenciler için söylediği “Okumak isteyenler Suudi Arabistan’a gitsin” sözünü bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendirdi.
Bu tür söylemlerin siyaset bilimi açısından “itme mekanizması” olarak adlandırıldığını belirten Sancak, şunları kaydetti:
“Bir devlet adamının kendi vatandaşını hak arayışı içindeyken başka bir ülkeye yönlendirmesi, ulusal aidiyet bağını zedeleyebilecek en riskli adımlardan biridir. Bu tavır, ‘Siz buraya ait değilsiniz’ mesajı taşır.”
Erbakan’ın Liderliği Ulusal Morali Korudu
Sancak, teorik olarak dışlayıcı politikaların iki sonuç doğurabileceğini belirterek, bunların vatandaşın devlete küskünlük geliştirerek radikalleşmesi ya da dış güçlerle iş birliği arayışına girmesi olduğunu ifade etti.
Ancak Türkiye’de 28 Şubat sürecinde bu iki sonucun da yaşanmadığını belirten Sancak, merhum Necmettin Erbakan’ın süreçte sergilediği liderliğin önemli bir rol oynadığını dile getirdi.
“Erbakan, kendisine ve tabanına yapılan tüm haksızlıklara rağmen mücadeleyi meşru zeminden çıkarmamıştır” diyen Sancak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Partisinin kapatılmasına ve siyasi yasaklı hale getirilmesine rağmen taraftarlarını sokak çatışmalarından, silahlı direnişten ya da dış güçlerden medet ummaktan uzak tutmuştur. Bu yaklaşım ulusal moralin korunması açısından hayati bir liderlik örneğidir.”
Türkiye’de mağdur kesimlerin taleplerini sivil siyaset yoluyla dile getirdiğini belirten Sancak, bu yaklaşımın devletle bağın kopmasını engellediğini ve demokratik direnç bilincini güçlendirdiğini söyledi.
15 Temmuz’da Ulusal Aidiyet Ortak Refleks Oluşturdu
Sancak, Türkiye’nin ulusal moral açısından önemli sınavlarından birinin de 15 Temmuz darbe girişimi olduğunu belirtti.
Darbe girişimi sonrasında Fethullah Gülen’in NATO müdahalesine yönelik çağrısının Anadolu toplumunda karşılık bulmadığını ifade eden Sancak, farklı siyasi görüşlere sahip insanların ortak bir refleksle darbeye karşı çıktığını söyledi.
Bu durumun ulusal aidiyet duygusunun güçlü bir göstergesi olduğunu belirten Sancak, toplumun kriz anlarında devletle bütünleşmesinin bir ülkenin en önemli güç unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Irak ve Ukrayna Örnekleri
Konuşmasında farklı ülkelerden örneklere de değinen Sancak, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali sırasında bazı kesimlerin işgali başlangıçta desteklediğini hatırlattı.
Ancak işgal sonrasında yaşanan kaos ve çatışmaların, ulusal moral eksikliğinin bir ülkeyi nasıl uzun süreli istikrarsızlığa sürükleyebileceğini gösterdiğini söyledi.
Sancak ayrıca Ukrayna örneğine de değinerek, Rusya’nın saldırısı sonrasında Ukrayna halkının gösterdiği direncin Morgenthau’nun ulusal moral kavramının olumlu bir örneği olduğunu belirtti.
İç siyasi tartışmalara rağmen Ukrayna halkının devletine ve toprağına duyduğu aidiyetin, Rusya’nın askeri üstünlüğünü dengeleyen önemli bir stratejik güç unsuru haline geldiğini ifade etti.
“Ulusal Aidiyet Güçlendirilmelidir”
Konuşmasının sonunda bölgede artan gerilimlere dikkat çeken Sancak, Türkiye’de ulusal aidiyet duygusunun toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sancak konuşmasını Mehmet Akif Ersoy’un şu sözleriyle tamamladı:
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”