Kısacık ömür bir varmış bir yokmuş ile geçmiyor maalesef. Yaşıyoruz, iyi kötü ne varsa dolduruyoruz heybemizi insanlarla ama ne kadarından verim alıyoruz, ne kadarını seviyor sayıyoruz? Hep suçu başkalarında arıyoruz, ödümüz kopuyor kendimizi sorgulamaya.
Neden? Durun ben söyleyeyim: Yüzleşmekten korkuyoruz. Ama zaman zaman yüzleşelim kendimizle, hatalarımızla, ayıplarımızla, kusurlarımızla… Başkalarında aradığım karakter bende mevcut mu?
Herkes beni sevsin istiyoruz, beklentiye giriyoruz. Peki biz sevmeyi biliyor muyuz? Ne kadar acıtmadan, üzmeden, kırmadan seviyoruz? Mesela çocukları, hayvanları, doğayı, hemcinslerimizi sevebiliyor muyuz, destekleyebiliyor muyuz?
Kuyu kazma konusunda toplum olarak profesyonel olduk, uzmanız yani. Kimseye kaptırmadık bunu da. Ödümüz kopuyor paylaşmaya. İnsan iste, bayan arkadaşı ile paylaşsın yeni girişimlerini veya erkek arkadaşıyla… Mümkün değil bugünün toplumunda. Bunu ancak sağlam karakterli insanlar başarabilir. O da bir elin parmaklarını geçmez.
Bizde ne var, neresindeyiz bütün bu oluşumların? Empati yapabiliyor muyuz, yardımsever miyiz mesela? O kadar korkuyoruz ki birinin elini tutmaktan… Yaralı bir parmak gördük mü herkes kör oluyor anında.
Karakter olarak güçlü insanlar naziktir, hiç dikkat ettiniz mi? Çevrenize bir göz gezdirin: Ne kadar nazik, ne kadar kibar insan varsa hepsinin bir duruşu vardır. Karakter para ile, mal mülk ile olmaz. Karakter zaman içerisinde; yaşadığınız sosyal çevre, destek ve aile katkısı paydaşıyla oluşur.
Çocuklarımıza sık sık karakter tanımı yapmalıyız. Bu tanım tektir ve nettir. Karakterin değerini; zor zamanlarınızda, çıkar çatışmalarındaki kişinin duruşunda, kişilerin başkalarına davranışlarında, sözlerinde ve yaptıklarında uyumları gözlemleyerek anlayabiliriz. Bunun için özel bir çaba harcamaya gerek yok dostlar. Köşenize çekilin ve sadece olaylara karşı duyarsız kalmayın yeterli. Zaten gerisi çorap söküğü gibi gelecek.
Mesafe ile kurulmalı bütün ilişkiler: iş, arkadaşlık, dostluk hatta aile ilişkileri bile… Bu zemin üzerine olursa çok hasar almadan sakin bir hayat yaşarız. Bunların hepsi eğitim ile olabilecek şeyler. Kendimizi, çocuklarımızı sakınıyoruz eğitimden, yine ödümüz kopuyor. Eğitim sadece okulda değil, her yerde olmalı. Çocuk zaman geçirsin diye değil; bir şeyler öğrensin ve öğrendiklerini hayata geçirsin diye eğitim var.
Bu durum sadece çocuk için değil, yetişkin olan biz bireyler için de geçerli. İki kelimeyi bir araya getirebilmeli, kırmadan konuşabilmeli, sözcükler nefes ile buluşmalı. Kızılacak ise bile bu tonda olmalı. Hakaret, kin, öfke, haset bittiğinde her şeyin farkına varacağız ama her şey bitmiş olacak.
Doğru zaman şimdi. Hiçbir şey için geç kalmadın, kalmadık. Birlikte yapabiliriz. Yalnız başınıza kazanamadıklarınızı birlikte kazanabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey art niyetlerinizi çöpe atmak. Var olduğunuz sosyal çevreyi, aileyi unutmadan… Bunlarla bütünleşik olarak karakter yaratmak ve bu karakteri doğru besleyip büyütmek.
Sonrası zaten sosyal çevrenin de desteğiyle oluşuyor. Herkes üzerine düşeni yapsın yeterli. Köpeksiz köy buldunuz, değneksiz geziyorsunuz. Öyle pervasızca insanları yanlış analiz edip, yanlış yönlendirip kendinize bir hayat kuramazsınız. Karşınızdaki insan sizin için bir basamak değildir. İnsanlar, siz üzerine basıp yükselin diye var olmadılar.
Birlikte hayatı idame ettirelim diye varlar, varız. Herkes neden var olduğunu sorgulasın: Ben kendim için varım, sevdiklerim için varım. Peki sen ne için varsın? Varlığının sebebini nasıl açıklayabilirsin?
Düzgün karakter, rüzgârın yönüyle değil, vicdanın sesiyle yol bulur.