İYİ Parti'den Göç Politikalarına Sert Eleştiri

Prof. Dr. Zafer Ulutaş: "Unutturulmaya Çalışılan Göç Krizi Görmezden Gelinemez"

İYİ Parti'den Göç Politikalarına Sert Eleştiri
Haberler'de Abone Ol
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye'nin son yıllarda uyguladığı göç politikalarına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yayımladı. "Unutturulmaya Çalışılan Göç Krizi: Görmezden Gelinen Gerçekler" başlıklı analizinde göç meselesinin artık yalnızca insani bir konu olmaktan çıktığını belirten Ulutaş, ekonomik, sosyal, demografik ve güvenlik boyutlarıyla Türkiye'nin geleceğini doğrudan etkileyen stratejik bir devlet meselesiyle karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Şeffaflık, etkin sınır güvenliği ve planlı geri dönüş politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini savunan Ulutaş, mevcut sürecin kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi. "2011'de Başlayan Süreç Kalıcı Bir Yapıya Dönüştü" Prof. Dr. Zafer Ulutaş, 2011 yılında Suriye'de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye'nin güvenlik ve insani gerekçelerle geniş kapsamlı bir göç akınıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu süreçte fiilen "açık kapı politikası" uygulandığını ifade eden Ulutaş, milyonlarca insanın sınırlı kontrol mekanizmalarıyla Türkiye'ye kabul edildiğini söyledi. Söz konusu politikanın resmi gerekçesinin savaş, yıkım ve ağır insan hakları ihlallerinin yol açtığı insani kriz olduğunu belirten Ulutaş, Türkiye'nin Suriye ile tarihî, kültürel ve komşuluk bağlarının da bu yaklaşımın dayanakları arasında gösterildiğini kaydetti. Ancak geçen yıllar içerisinde ülkeye giriş yapan kişilerin kimlikleri, güvenlik geçmişleri, suç kayıtları ile kimliksiz veya kayıtsız giriş yapan kişilere ilişkin kamuoyunun merak ettiği birçok sorunun yeterince açıklığa kavuşturulamadığını ileri süren Ulutaş, bu belirsizliğin Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam ettiğini ifade etti. "Geçici Koruma Rejimi Kalıcı Hale Geldi" Suriye'de iç savaşın büyük ölçüde sona erdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Ulutaş, buna rağmen başlangıçta geçici olarak tanımlanan uygulamanın fiilen kalıcı bir yapıya dönüştüğünü, gönüllü geri dönüş sürecinin ise beklenen seviyeye ulaşamadığını söyledi. İçişleri Bakanlığı'nın haziran ayı verilerine göre Türkiye'de yasal kalış hakkına sahip toplam 3 milyon 632 bin 64 yabancı bulunduğunu aktaran Ulutaş, bunların 2 milyon 264 bin 983'ünü geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin oluşturduğunu belirtti. Bu verilere göre Türkiye'deki yasal yabancı nüfusun yaklaşık yüzde 62,36'sının geçici koruma altındaki Suriyelilerden oluştuğunu ifade eden Ulutaş, kalan yüzde 37,64'lük bölümün ise ikamet izni, çalışma izni ve diğer yasal statülerle ülkede bulunan yabancılar olduğunu söyledi. Ayrıca 8 Aralık 2024 sonrasında gönüllü geri dönüş yapan Suriyeli sayısının 667 bin 565 olarak açıklandığını hatırlatan Ulutaş, mevcut rakamların geri dönüş sürecinin sınırlı ilerlediğini gösterdiğini savundu. Kayıt Dışı Göçmen Tartışması Ulutaş, kayıt dışı, düzensiz veya henüz tespit edilememiş göçmenlerle birlikte Türkiye'deki yabancı nüfusun resmi rakamların üzerinde olabileceğine yönelik çeşitli değerlendirmelerin kamuoyunda sıkça dile getirildiğini belirtti. Bu konuda farklı sivil toplum kuruluşlarının ve çeşitli çevrelerin 8 ila 10 milyon arasında değişen tahminlerde bulunduğunu ifade eden Ulutaş, ancak bu rakamları doğrulayan kesin ve resmi bir toplam verinin bulunmadığını da vurguladı. 2025 Yılında 160 Binden Fazla Düzensiz Göçmen Yakalandı 2025 yılı içerisinde güvenlik birimleri tarafından toplam 160 bin 253 düzensiz göçmenin yakalandığını belirten Ulutaş, bunların 44 bin 157'sinin Afganistan, 22 bin 515'inin Suriye uyruklu olduğunu, 93 bin 581 kişinin ise diğer ülke vatandaşlarından oluştuğunu söyledi. Ulutaş ayrıca aynı yıl ceza mahkemelerine intikal eden yabancı uyruklu sanık sayısının 223 bin 940 olarak açıklandığını, bu kişilerden bir bölümü hakkında mahkûmiyet kararları verildiğini ifade etti. "Göç Artık Yapısal Bir Krize Dönüştü" Göç konusunun artık yalnızca "mülteci meselesi" olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren Ulutaş, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve güvenlik dengelerini etkileyen yapısal bir göç kriziyle karşı karşıya olduğunu savundu. Dünya Bankası'nın da göç konusunu istihdam, işsizlik, konut ve kira piyasası, eğitim, sağlık hizmetleri, sosyal uyum, kaçakçılık ve uluslararası ilişkiler başta olmak üzere birçok farklı başlık altında değerlendirdiğini belirten Ulutaş, göçün artık doğrudan toplumsal huzuru, ekonomik dengeyi ve siyasi istikrarı etkileyen bir unsur haline geldiğini ifade etti. Suriye'de savaşın büyük ölçüde sona ermesine rağmen geçici koruma rejiminin devam etmesi ve geri dönüşlerin beklenen seviyeye ulaşmamasının tartışmaları daha da derinleştirdiğini belirten Ulutaş, bu durumun uzun vadeli planlamaların önemini artırdığını kaydetti. "Şeffaflık Eksikliği Kamuoyunda Soru İşaretleri Oluşturuyor" Açıklamasında göç yönetimindeki şeffaflık sorununa da dikkat çeken Ulutaş, son dönemde "terörsüz Türkiye" gibi yeni siyasi başlıkların kamuoyunda daha fazla tartışıldığını, buna karşın Suriyeli, Afgan ve diğer yabancı grupların geleceğine ilişkin planlamaların kamuoyunda yeterince konuşulmadığını öne sürdü. Göç politikalarının yönetiminde yaşanan şeffaflık eksikliğinin ciddi bir yönetim ve iletişim sorunu oluşturduğunu savunan Ulutaş, geri dönüş takviminin belirsizliği, geçici koruma statüsünün hangi şartlarda sona ereceğinin açıklanmaması, ülkede kalış sürelerine ilişkin net sınırların ortaya konulmaması ve demografik etkilerin kamuoyuyla yeterince paylaşılmamasının farklı değerlendirmeleri beraberinde getirdiğini söyledi. Bu süreçte uzun vadede Türkiye'nin demografik yapısını etkileyebilecek stratejik tercihler bulunduğuna yönelik çeşitli iddiaların da kamuoyunda dile getirildiğini belirten Ulutaş, bu iddiaları doğrulayan resmi bir devlet politikasının açıklanmadığını ancak süreçteki şeffaflık eksikliğinin söz konusu tartışmaları güçlendirdiğini savundu. Toplumun beklentisinin söylentiler değil, açık ve düzenli bilgilendirme olduğunu ifade eden Ulutaş, geri dönüş stratejisinin, hedeflerinin ve uygulanacak takvimin somut verilerle kamuoyuna açıklanmasının hem güven ortamını güçlendireceğini hem de spekülasyonların önüne geçeceğini dile getirdi. Kamu Kaynakları Tartışması Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye'nin sınırlı kamu kaynaklarıyla öncelikle kendi vatandaşlarının refahı, üretimi ve sosyal ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğine yönelik güçlü bir toplumsal beklenti bulunduğunu belirtti. Sağlık, eğitim, sosyal yardımlar ve belediye hizmetleri başta olmak üzere birçok alanda yabancı nüfusa yönelik hizmetlerin kamu bütçesi üzerinde ilave maliyet oluşturduğunu ifade eden Ulutaş, ekonomik baskının arttığı bir dönemde bu maliyetlerin daha fazla tartışılır hale geldiğini söyledi. Türkiye'nin Suriye'de oluşturduğu güvenlik bölgeleri, altyapı yatırımları, barınma alanları ve kamu hizmetleri için yaptığı harcamaların da önemli maliyet kalemleri arasında yer aldığını belirten Ulutaş, ülke içi ve sınır ötesindeki harcamalar birlikte değerlendirildiğinde kamu kaynakları üzerinde çok yönlü ve yüksek ölçekli bir baskının oluştuğunu savundu. Bu durumun kamuoyunda "önceliklerin kimden yana kullanıldığı" yönündeki tartışmaları artırdığını ifade eden Ulutaş, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaf bilgilendirmenin önemine dikkat çekti. "Uzun Vadeli Devlet Politikası Şart" Açıklamasının sonuç bölümünde göç yönetiminin günü kurtarmaya yönelik uygulamalarla sürdürülemeyeceğini belirten Ulutaş, şeffaflık, hesap verebilirlik, etkin sınır güvenliği ve planlı geri dönüş esasına dayanan uzun vadeli bir devlet politikasının oluşturulması gerektiğini söyledi. Başlangıçta insani gerekçelerle başlatılan ve geçici olacağı ifade edilen göç politikasının zaman içerisinde kalıcı bir yapıya dönüştüğünü, geri dönüş sürecinin ise beklendiği ölçüde gerçekleşmediğini savunan Ulutaş, bugün asıl tartışılması gereken konunun sürecin ne kadar şeffaf yönetildiği ve Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve demografik dengesinin nasıl korunacağı olduğunu ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşlarının güvenliğini, refahını ve geleceğini önceleyen, kamu kaynaklarını öncelikle kendi insanının ihtiyaçları doğrultusunda kullanan, düzensiz göçü etkin şekilde yöneten ve güvenli geri dönüşü kararlılıkla uygulayan bütüncül bir göç politikasını hayata geçirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten Ulutaş, göç meselesinin artık yalnızca insani bir kriz değil; ekonomik istikrarı, toplumsal huzuru ve milli güvenliği doğrudan etkileyen stratejik bir devlet meselesi haline geldiğini sözlerine ekledi.  
Gümüşhane Olay

Gümüşhane Olay

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.