İnsanoğlu hata yapar. Bu, yaradılışın bir parçasıdır. Hatasız insan, ya hiç iş yapmamış ya da kendini sorgulamayı bırakmıştır. Asıl mesele, yanlışı fark edip ondan dönmeyi bilmektir. İşte fazilet de tam burada başlar: hatayı kabullenmekte, ondan ders çıkarabilmekte.
Bu sözün derinliğini ilk kez 28 Eylül 1960’ta, Bursa Eğitim Enstitüsü’nün giriş sınavında hissetmiştim. Sınav sorusu buydu: “Hatadan dönmek fazilettir.” O gün dört yıllık öğretmendim. Karşımda pırıl pırıl gençler vardı; çoğu okullarını birincilikle bitirmiş taze mezunlardı. Kalemimi elime aldım, düşündüm. Hatadan dönmenin sadece bir erdem değil, aynı zamanda bir olgunluk göstergesi olduğunu anlatmaya çalıştım. Çünkü insanı büyüten şey, bilgisi değil vicdanıdır. O gün, 300 kişi arasından seçilen 80 kişi içinde 18’inci sırada ipi göğüsledim. Meğer bu konu, hayatımın da yönünü belirleyecekmiş.
Yıllar sonra, 1985’te Ankara’da Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler, eğitim yöneticilerine hitap ederken aynı cümleyi farklı bir dille hatırlattı:
“Personel hata yaptı diye hemen tutanak tutmayın, soruşturma açmayın. İş yapılan yerde hata olur; bunu unutmayın.”
O söz, yöneticiliğin özüdür aslında. Hata, çalışmanın izidir; tembeller hata yapmaz, çünkü iş yapmazlar. Fakat hatadan dönmeyi bilmeyenler, kibirle duvar örerler kendilerine. Oysa insanı büyüten, hatasını fark edip gönül almayı, kırılanı onarmayı bilmesidir.
Geçenlerde ben de bir meslektaşımı istemeden kırmışım. Gönlüme dert oldu. Hem o kırıldı hem ben sustum. Zaman araya mesafe koydu. Neyse ki bir dost devreye girdi, gönül köprüsünü yeniden kurdu. El sıkıştık, göz göze geldik; o anda yıllar öncesinin sınav sorusu zihnimde canlandı. Dedim ki kendi kendime: “Eğer o gün o kompozisyonu yazmamış olsaydım, bugün bu el sıkışma da olmazdı.”
Evet, hatadan döndük ve kazandık. Kazandığımız şey, sadece bir dostluk değil; insan kalabilme meziyetiydi. Çünkü hatayı kabullenmek zayıflık değil, bilgeliktir. Gururla değil, tevazu ile yaşamak, bir yöneticiye, bir öğretmene, bir insana en çok yakışandır.
Bugün hâlâ o sınav kâğıdını yazarkenki duyguyu hatırlıyorum. Belki o gün farkında değildim ama “Hatadan dönmek fazilettir” sözü, meslek hayatımın pusulası oldu. Her kararda, her ilişkide, her yanlış adımda o cümle kulağımda yankılanır.
Fazilet, doğruyu hiç yapmamakta değil, yanlıştan dönmeyi bilmektedir. Çünkü insan, yanılgılarını onardıkça olgunlaşır; gönül bağlarını tamir ettikçe büyür.
Ve ben bugün bir kez daha inanıyorum:
Hatasını fark eden insan, sadece bir yanlıştan değil, kendi nefsinden de kurtulur.
İşte, gerçek kazanç da budur.
Yazı Boyutu
Yorumlar 0
Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.