Bektaş, özellikle resmî kurumların Bağlarbaşı bölgesine taşınmasıyla şehir merkezinin adeta işlevsiz hâle geldiğini, bu durumun hem esnafı hem de vatandaşları olumsuz etkilediğini söyledi.
“Tüm resmi kurumların şehir dışına taşınması, merkezdeki ekonomik hareketliliği bitirdi. Esnaf zor durumda, trafik karmaşık, yaşam kalitesi düştü, şehir merkezinde hareketlilik neredeyse yok oldu” diyen Bektaş, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu vurguladı.
Açıklamasında, “Gümüşhane’nin sonu Yusufeli gibi mi olacak?” sorusunu yönelten Bektaş, bu benzetmeyle bir barajdan değil, nüfusun azalması, merkezlerin boşalması ve sosyal çöküş tehlikesine dikkat çekti.
“Gümüşhane’nin kaderi göç veren, sessizleşen bir şehir olmak değildir. Biz bu tabloyu kaygıyla izliyoruz. Yetkililerden beklentimiz, şehir planlaması ve kurum yerleşimleri konusunda şeffaf bilgilendirme yapılması, trafik ve yaşam kalitesini artıracak kalıcı adımlar atılması ve esnafın yeniden canlandırılması yönündedir” ifadelerini kullandı.
İbrahim Bektaş, Gümüşhane’nin geleceğinin karanlık bir tablo değil, umut dolu bir vizyon olması gerektiğini belirterek sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bu şehir, umutsuzlukla değil; akıl, planlama ve ortak iradeyle yeniden ayağa kalkabilir. Gümüşhane’nin geleceği, ilgisizlikle değil, birlikte sahip çıkmakla aydınlanacaktır.”