Gümüşhaneliler Kültür Sanat Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği (GÜDAP), Şiran ilçe sınırları içerisinde bulunan yaklaşık 3,5 kilometre uzunluğundaki Şiran Deresi’nin mevcut durumuna ilişkin basın açıklaması yayımladı. Dernek Yönetim Kurulu adına Kamil Koç tarafından yapılan açıklamada, dere yatağındaki birikintilerin ve bitki örtüsünün suyun doğal akışını engelleyebileceği belirtilerek olası sağanak yağışlarda yaşanabilecek taşkınlara karşı önlem alınması istendi.
Açıklamada, dere yatağında biriken kum, çakıl ve mil tabakası üzerinde büyüyen ağaçların ve ot topluluklarının suyun akışını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekildi. Özellikle yoğun yağış dönemlerinde bu durumun taşkın riskini artırabileceği ifade edilerek dere çevresinde yaşayan vatandaşların can ve mal güvenliğinin öncelikli olması gerektiği vurgulandı.
“Dere yatakları taşkın anında tıkaç işlevi görebilir”
GÜDAP açıklamasında, Gümüşhane Üniversitesi Coğrafya Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Fatih Işık’ın değerlendirmelerine de yer verildi. Beton kanallar içerisine alınan ve tabanında silt ile organik madde biriken dere yataklarının yüksek debili akışlarda tıkanma riski taşıyabileceği belirtilerek, bu durumun çevredeki yerleşim alanları, tarım arazileri ve canlı yaşamı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği kaydedildi.
Dere çevresinde yaşayan vatandaşların koku ve çevre kirliliğine ilişkin şikâyetlerinin yanı sıra taşkın endişelerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten dernek, sorunun yalnızca çevresel temizlik meselesi olarak görülmemesi, aynı zamanda afet riskini azaltmaya yönelik bir güvenlik konusu olarak ele alınması gerektiğini bildirdi.
1910 yılındaki sel felaketi hatırlatıldı
Açıklamanın en dikkat çekici bölümünde ise Şiran’da 1910 yılında yaşanan sel felaketine işaret edildi. Murat Dursun Tosun’un tarihî arşiv belgelerine dayanan incelemesine atıfta bulunulan açıklamada, Haziran 1910’da Gâvûr Dağı’na düşen şiddetli yağmur ve dolunun ardından Şiran Deresi’nin taştığı ve suların dere yatağının yaklaşık 500 metre dışına kadar yayıldığı aktarıldı.
Söz konusu felakette Şiran merkezi ile Sillidere, Mertekli, Ericek, Kavaklıdere, Çağlak, Evren, Günyüzü ve Alacahan başta olmak üzere çevredeki yerleşimlerde büyük zarar meydana geldiği belirtildi. Tarımsal ürünlerin zayi olduğu, evlerin harap olduğu ve hayvanların telef olduğu ifade edilen açıklamada, kuraklık ve kıtlıkla mücadele eden halkın sel felaketiyle birlikte daha ağır bir ekonomik yıkımla karşı karşıya kaldığı kaydedildi.
GÜDAP, geçmişte yaşanan bu felaketin günümüzde de dikkate alınması gereken önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, doğal risklerin önceden değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin gecikmeden alınması gerektiğini vurguladı.
GÜDAP’ın üç maddelik talebi
Dernek, Şiran Deresi’nde olası taşkın risklerinin azaltılması için ilgili kurumlara üç temel başlık altında çağrıda bulundu.
İlk olarak, Devlet Su İşleri (DSİ) ve ilgili yerel yönetimlerin dere yatağında biriken çakıl, mil ve organik maddelerle birlikte akışı engelleyebilecek ağaç ve çalıları inceleyerek gerekli temizlik ve ıslah çalışmalarını acilen gerçekleştirmesi istendi.
İkinci olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı taşkın risk ve hassasiyet analizlerinin Şiran özelinde kapsamlı biçimde uygulanması talep edildi. Açıklamada, uzman coğrafyacıların ve mühendislerin görüşleri doğrultusunda bilimsel değerlendirmeler yapılmasının önemine dikkat çekildi.
Üçüncü talep ise dere ıslahında sürdürülebilir ve doğayla uyumlu mühendislik çözümlerinin benimsenmesi oldu. Dere yatağının yalnızca beton duvarlarla daraltılmasının yeterli olmayacağını belirten dernek, muhtemel yüksek debili akışları karşılayabilecek, suyun doğal hareketini ve çevresel koşulları gözeten uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Can ve mal güvenliği için konunun takipçisiyiz”
GÜDAP Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, Şiran Deresi’ndeki mevcut durumun ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin gecikmeden alınması istendi.
Dernek, Şiran’da yaşayan vatandaşların can ve mal güvenliğini ilgilendiren konunun takipçisi olacaklarını belirterek, geçmişte yaşanan felaketlerden ders çıkarılması ve benzer acıların yeniden yaşanmaması için yetkilileri göreve çağırdı.
Açıklama, “Tarih tekerrür etmesin” mesajıyla kamuoyuna duyuruldu.