Eğitim-Bir-Sen Gümüşhane Şube Başkanı Aslan: “Daha Nitelikli ve Verimli Bir Eğitim İçin Sorunlu Alan Bırakılmamalıdır”

Eğitim-Bir-Sen Gümüşhane Şube Başkanı Ergin Aslan, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı birinci kanaat döneminin sona ermesi dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, eğitim çalışanlarının karşı karşıya bulunduğu sorunları ve çözüm beklentilerini başlıklar halinde kamuoyuyla paylaştı.

Eğitim-Bir-Sen Gümüşhane Şube Başkanı Aslan: “Daha Nitelikli ve Verimli Bir Eğitim İçin Sorunlu Alan Bırakılmamalıdır”
Haberler'de Abone Ol
Eğitim çalışanlarının ücretleri iyileştirilmelidir Eğitim çalışanlarının ekonomik şartlar karşısında giderek zorlandığına dikkat çekerek ücret politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Aslan, “Haklı taleplerimiz görmezden gelinerek verilen hakem kurulu zamlarıyla belirlenen maaş/ücretler, emekli ikramiyeleri, emekli aylıkları piyasa gerçeklerinin altında kalarak enflasyon karşısında erimiş ve eğitim çalışanlarını, kamu görevlilerini süregelen bir geçim sıkıntısına mahkûm etmiştir. Eğitim çalışanlarının maaşlarında/ücretlerinde meydana gelen kayıpları ve enflasyona yenilme tehlikesini giderecek mahiyette iyileştirme yapılmalıdır.” dedi. Öğrenci gelişim raporu sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmelidir Öğrenci Gelişim Raporu uygulamasının sahada karşılık bulmadığını ifade ederek öğretmenler üzerindeki bürokratik yükün azaltılması gerektiğine işaret eden Aslan, “Velilere anlaşılır geri bildirim sunamayan, öğretmenleri ağır ve bürokratik yük altında bırakan, öğrencilerin gelişimini net ve ölçülebilir şekilde yansıtmaktan uzak olan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması alanda karşılığı olmayan şekilci bir araçtan ibarettir. Veliler için çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşen öğrenci gelişim raporları bürokratik bir veri girişi olmaktan çıkarılarak sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmelidir.” diye konuştu. Öğretmen ihtiyacı kadrolu istihdamla karşılanmalıdır Eğitimde niteliğin artırılmasının güvenceli istihdamdan geçtiğini belirterek öğretmen açığının kalıcı yöntemlerle giderilmesi gerektiğini dile getiren Aslan, “Eğitimin niteliğinin artırılması, okullar/bölgeler arasındaki nitelik farkının kapatılması konusunda bazı adımların atılması gerekmektedir. Atamalar, ihtiyacı karşılayacak şekilde kadrolu yapılmalı, öğretmen açığı sorunu artık tarih olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Atama ve yer değiştirmede eksikler tamamlanmalıdır Yeni yayımlanan yönetmeliğin öğretmen beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade ederek uygulamada yeni sorunlar yaşanabileceğine dikkat çeken Aslan, “Yeni yayımlanan Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, uygulama ve mahkeme kararı kaynaklı bazı sorunlara çözüm getirse de öğretmenlerin beklentilerinin karşılanmasının önünde var olan sorunları ıskalayan, kalıcı çözümler getirmeyen eksik düzenlemeler de içermektedir. Yönetmeliğin mevcut sorunlara çözüm getirmekten çok yeni sorun alanları ortaya çıkaracağı görülmektedir.” şeklinde konuştu. Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen atamaları durdurulmalıdır Kış şartlarında yapılan resen atamaların öğretmenler üzerinde ciddi mağduriyetler oluşturduğunu vurgulayarak sosyal maliyetin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Aslan, “Kış şartlarında öğretmenlerin ilçeden ilçeye göç etmelerine sebebiyet verecek resen atama işlemleri, mevcut sorunları çözmediği gibi yeni mağduriyetlere de kapı aralamaktadır. Bakanlık, resen atamaların oluşturduğu sosyal maliyeti ve mağduriyeti görmeli; kış şartlarında öğretmenlerin ilçeler arasında göçmesine, yollara düşmesine, aile bütünlüğünün parçalanmasına seyirci kalmamalıdır. Kilometrelerce ötedeki okullara ve ilçelere resen atanan öğretmenlerin bu mesafede seyahat etmelerinin hem zaman hem de maliyet bakımından ağır bir yük oluşturacağı, ulaşım süresinin uzunluğu nedeniyle aile hayatının sekteye uğrayacağı ve bu durumun aile birliğini fiilen zedeleyeceği unutulmamalıdır.” dedi. Resen atamada engellilere adaletsizlik yapılmamalıdır Engelli öğretmenlerin ve ailesinde engelli birey bulunan eğitim çalışanlarının yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekerek pozitif ayrımcılığın anayasal bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Aslan, “Yönetmelik hükmüne rağmen norm kadro ve ihtiyaç fazlası olarak belirlenerek kadroları il/ilçe millî eğitim müdürlüğünde bulunan engelli ve ailesinde engelli birey bulunan öğretmenlerin resen atamadan istisna tutulmaması, hem engelliler arasında bir eşitsizlik hem de engellilere yönelik adaletsizlik oluşturmaktadır. İl/ilçe millî eğitim müdürlüğünde ihtiyaç fazlası olanların resen atamadan istisna tutulmaması, bakanlığın yeni yayımladığı, daha mürekkebi kurumayan Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğe açıkça aykırıdır. Engelliler ve ailesinde ağır engelli bulunanlar için pozitif ayrımcılık bir tercih değil, anayasal ve yasal bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı. Yöneticilik ikincil görev olmaktan çıkarılmalıdır Eğitim kurumu yöneticiliğinde kalıcı ve adil bir modelin hâlâ oluşturulamadığını dile getirerek mevcut uygulamaların yetersizliğine dikkat çeken Aslan, “Eğitim yönetimi, kalıcı bir modelin inşa edilememesi sorunundan kurtarılmalıdır. Eğitim kurumu yöneticiliğini düzenleyen yönetmelik on bir defa değişmesine rağmen, hâlâ pek çok sorun varlığını sürdürmektedir. Yöneticiliğe atamanın, görevlendirmenin yazılı sınav puanı ile nesnel kıstaslara dayalı mesleki çaba ve başarı ölçümü üzerinden gerçekleştirileceği bir sistem kurulmalıdır.” dedi. Meslek kanunundaki eksiklikler giderilmeli, yönetici kadroların sorunlarına çözüm bulunmalıdır Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndaki boşluklara dikkat çekerek yönetici ve uzman kadroların beklentilerinin karşılanması gerektiğini vurgulayan Aslan, “Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndaki eksik kısımlar bir an önce tamamlanmalıdır. Milli eğitim uzmanı, bakanlık müfettişi, il millî eğitim müdürü ve yardımcısı, ilçe millî eğitim müdürü, araştırmacı, şube müdürü, eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı, şef ve eğitim uzmanı kadrolarında görev yapanlardan aranan hizmet süresini tamamlayanlara da uzman öğretmenlik, başöğretmenlik ünvanına dayalı hakların tanınması için gereken düzenleme yapılmalıdır.” diye konuştu. Ek ders ücretleri artırılmalıdır Ek ders uygulamalarındaki adaletsizliğe dikkat çekerek ekonomik şartların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Aslan, “Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümler, uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ değiştirilmemiştir. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları giderilmeli; mevcut ekonomik şartlar, enflasyonist ortam göz önünde bulundurularak ek ders birim ücreti makul bir seviyeye çıkarılmalıdır.” ifadelerini kullandı. Yardımcı personel ihtiyacı karşılanmalı, okullara ödenek tahsis edilmelidir Okulların temel ihtiyaçlarını karşılayacak bütçeden yoksun bırakıldığına dikkat çekerek kalıcı çözüm çağrısında bulunan Aslan, “Kendi kullanımına sunulmuş herhangi bir ödeneği olmayan okulların zorunluluk arz eden mal ve hizmet alımlarının ne şekilde karşılanacağı sorunu kalıcı bir şekilde çözülmelidir. Bunun yolu da her okula münhasır bir ödenek tahsis edilmesinden geçmektedir. Bunun yanı sıra okulların yardımcı personel ihtiyacı da ya doğrudan giderilmeli ya da bunun için kaynak aktarılmalıdır.” dedi. Öğrencileri dijital tehlikeden koruyacak tedbirler alınmalıdır Dijitalleşmenin beraberinde getirdiği risklere dikkat çekerek eğitim ortamlarının korunması gerektiğini vurgulayan Aslan, “Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte internet, çocukların, gençlerin hayatında vazgeçilmez bir yer edinmeye başlamıştır. Ancak bu dijital dönüşüm, beraberinde ciddi tehlikeleri de getirmektedir. İnternetin bilinçsiz kullanımıyla çocukların, gençlerin fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimleri olumsuz etkilenmekte; bu durum, eğitim ortamlarında olmaması gereken görüntülerin, ciddiyetten uzak hadiselerin, disiplinsizliklerin yaşanmasına, öğretmeni aşağılayıcı, onur kırıcı, şiddete varan olayların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bakanlık, bu konuda gereken çalışmaları yapmalı, çocukları, öğrencileri dijital tehlikelerden koruyacak tedbirleri almalıdır.” diye konuştu. Boykota devam edilmelidir Gazze ve Filistin’de yaşananlara sessiz kalınmaması gerektiğini belirterek vicdani sorumluluğa dikkat çeken Aslan, “İsrail’in Gazze ve Filistin’in diğer bölgelerinde gerçekleştirdiği soykırım, katliam, zulüm, insan hakları ihlalleri ve diğer insanlık dışı uygulamalara karşı sessiz kalmamak vicdani bir sorumluluktur. İsrail ekonomisine katkı sağlamak, işgal ve zulmün devamına katkıda bulunmak anlamına gelmektedir. Kantinlerde İsrail menşeli veya İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlara destek açıklamasında bulunan bütün ürünlerin satışı yasaklanmalıdır.” dedi.
Gümüşhane Olay

Gümüşhane Olay

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.