İhale yasasında doğal afet ve salgın hastalık gibi istisnai durumlar için öngörülen yöntemlerin, adeta tek ihale yöntemi hâline getirildiğini savunan Çakır, “Üzülerek ifade etmeliyim ki, istisnai durumlarda kurumlara verilen yetkiyi rutin hâle getirenler bu millete büyük kötülük yapmaktadır. Doğal afet ve salgın hastalık gibi beklenmedik durumlar için çıkarılan kanun, ihale dağıtmanın tek yöntemi hâline getirilmiştir. Millete kemer sıktıranlar, rantiyenin kemerine durmadan delik açmaktadır. Ayıptır, yazıktır, günahtır! Allah’tan korkun!” ifadelerini kullandı.
“Doğal Afet Var da Biz mi Duymadık?”
Çakır, söz konusu uygulamaları hayata geçiren kurumları ve yapılan işlemleri tek tek sıralayarak, olağan dönemlerde dahi aynı kanun maddesine dayanıldığını iddia etti. İl Özel İdaresi’nin katılıma açık ihale yapmadan kilit parke alımı gerçekleştirdiğini belirten Çakır, dayanak olarak doğal afet ve salgın hastalık maddesinin gösterildiğini söyledi. Öğretmen Akademisi onarım işi, Şiran Belediyesi içme suyu isale hattı çalışması, Kelkit Devlet Hastanesi’nin ışıklı tabela yapımı, Kürtün Orman İşletme Müdürlüğü’nün istinat duvarı işi, İl Sağlık Müdürlüğü’nün aile sağlığı merkezi onarımı, Gümüşhane Devlet Hastanesi’nin korkuluk ve zemin kaplaması, Şiran Devlet Hastanesi’nin çevre düzenlemesi ve Kürtün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün elektrik işi için de aynı maddenin kullanıldığını dile getirdi.
Tekke ve Bahçeli belediyelerinin de benzer yöntemlere başvurduğunu ileri süren Çakır, “Bu şehirde doğal afet ya da salgın hastalık var da biz mi duymadık? Bu kurumların yaptığı ihalelere bakılırsa şehir büyük bir doğal afet ve salgın hastalık riski altında. Korkarım bu gidişle şehri karantinaya alacaklar” dedi.
“50 Milyonu Aşan Bir Tutar Söz Konusu”
Ülkenin ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiğini vurgulayan Çakır, kamu kaynakları üzerinden menfaat ağları oluşturulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Toplam tutarın 50 milyon lirayı aştığını iddia eden Çakır, “Bu alanı ‘Yağma Hasan Böreği’ne çevirmek hukuk devletinde olacak iş değildir. Bu iş ve işlemleri denetleyecek bir mekanizma yok mudur? Yoksa kadayıfın altı gibi üstü de mi yanmıştır?” diye sordu.
Asgari ücretlinin ve emeklinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, gençlerin işsizlik nedeniyle huzursuz olduğunu ifade eden Çakır, “Herkes kemer sıkarken, yüksek faiz ve yüksek enflasyon altında inim inim inlerken, ağır vergi ve cezalar vatandaşın belini bükerken kamu kaynakları üzerinden yürütülen bu savurganlık neyin nesidir?” ifadelerini kullandı.
“Hamaset Değil, Hesap Verilebilirlik”
Son günlerde gündeme gelen “Süleyman ve Sinan” benzetmelerine de değinen Çakır, sert eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Bu şartlar altında birileri vatandaşa hamaset satıyor. Gelin siz doğal afet ve salgın hastalıklar üzerinden örülen bu menfaat mimarisine bir bakın. Dünyada böyle bir örnek daha var mı? Sinan, doğal afet ve salgın hastalık cetveliyle ahtapot temalı bir menfaat mimarisi kurandır. Süleyman ise bunları makam ve mevki ile taltif edendir.”
Çakır, kamu kaynaklarının şeffaf, hesap verebilir ve hukuk devleti ilkelerine uygun şekilde kullanılmasının zorunluluk olduğunu vurgulayarak, bu sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.
Yazı Boyutu
Yorumlar 0
Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.