• BIST 107.792
  • Altın 151,812
  • Dolar 3,7027
  • Euro 4,3496
  • Gümüşhane : 13 °C
  • Trabzon : 19 °C

Yaratıcılık Geliştirilebilir Mi?

20.02.2016 13:00
ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

 Yaratıcılık ile IQ puanının doğru orantılı olduğuna dair yanlış bir algı var.  İnsan beyni hala çözülemeyen bir muamma. Teknolojik ve bilimsel ilerlemeye rağmen bu muamma hakkında gelip gelebildiğimiz bir arpa boyu yoldur. Bizler kendimizi anlamaktan, potansiyelimizi görebilmekten aciziz.

  Yaratıcılık ve IQ birbiri ile bağlantılı ama farklı olgular. Bu konu ile ilgili Amerika’da bir araştırma yapılmış. Araştırma deneyinde denek olarak mimarlar kullanılmış ve denekler 3 gruba ayrılmış : Son derece yaratıcı olanlar, orta derece yaratıcı olanlar ve pek yaratıcı olmayanlar.Daha sonra her grubun IQ ölçümleri yapılmış. Şaşırtıcı bir şekilde  benzer oranlar ortaya çıkmış. Halbuki her üç grubun yaptıkları işlerin kalitesi birbirinden oldukça farklıydı. Deney sonucu iki soruyu getiriyor akla : Yaratıcılık geliştirilebilir bir şey midir? Yoksa sabit ve sadece bazılarına has bir yetenek mi?

 

Yaratıcı Beyin kitabının yazarı Andreasen'e göre iki türlü yaratıcılıktan bahsetmek mümkün. Andreasen bunlardan birine "ortalama yaratıcılık" diğerine ise "sıra dışı yaratıcılık" adını veriyor. İlki aslında hemen hepimizde var. Hepimizin içinde yaratıcılık, değişik oranlarda da olsa, mevcut.  Sıradışı yaratıcılık ise Mozart, Bethooven, Leonardo gibi dâhilerin adım atabildiği bir basamak. Çevre faktörü her iki yaratıcılığın da ortaya çıkabilmesi ve yeşermesi için çok önemli. Eğer bulunduğunuz ortamda herkes sürekli negatif konuşuyorsa, sizin yaratıcılığınız da günden güne kuruyacaktır.
  

   Andreasen'in savları gittikçe ilginçleşiyor ve diyor ki, evet, doğuştan ve genlerle getirdiğimiz bir yaratıcılık var. Bu bazı insanlarda daha fazla. Ama çarpıcı olan nokta şu ki beyin sabit değil, sürekli hareket halinde ve gelişmekte olan organik bir yapı.
 

Çoğumuz daha ince bir bedene sahip olmak, sağlıklı yaşamak için onlarca yol deniyoruz. Denemesek de habire bu konuları konuşuyoruz. Peki ya beynimiz? Bedenimiz için bu kadar çaba gösterirken beynimizi geliştirmek için ne yapıyoruz?
Bedenimiz kadar beynimize de bakmamız gerektiğini unutuyoruz.

 Beynin daha hızlı geliştiği dönemlerin çocukluk ve gençlik yılları olduğu doğru.  Bir anlamda "ağaç yaşken eğiliyor" ama bu beynimiz gelişimini sonrasında durduğu anlamına gelmiyor. İnsan beyni kendini çok daha ileri yaşlara kadar yeniden yapılandırabiliyor.

  Londra'da taksi şoförleriyle yapılan bir çalışmada bu grubun nüfusun kalan kısmına kıyasla, beyinlerindeki görsel hafıza kısmının daha geniş olduğu saptandı. Sebebi ise: yaptığımız işe göre beynimiz yeniden şekillenmesi ve kendi kabiliyetlerini yeniden düzenliyor olması.
Andreasen, öyleyse hepimizin her gün en az yarım saat beyin egzersizi yapması lazım diyor ve devam ediyor; aynı zamanda roman okumaya, seçici olmak kaydıyla film seyretmeye, tefekküre dalmaya ve hayal gücünüzü bol bol çalıştırmaya önem verin. Beyin dediğimiz bir kastır. Kullanıldıkça gelişir. Kullanılmazsa durağanlaşır. Sorgulamayan, düşünmeyen, okumayan beyin yerinde sayar. Kendi potansiyelinin ancak binde birini açığa çıkarabilir.

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim