• BIST 1.537
  • Altın 411,117
  • Dolar 7,4354
  • Euro 8,9479
  • Gümüşhane : 9 °C
  • Trabzon : 9 °C

Tarih ne der ?

07.09.2016 18:01
SERHAT DOĞAN / YAZAR

SERHAT DOĞAN / YAZAR

"Ey Devlet'i savunmada ölçüyü kaçıranlar! Devlet'in başına isabet ettirdiğiniz bumeranglara dikkat! Bugünün yarını da var ve yarın hiçbir şey yoksa dahi, Tarih denen mahkeme var!"

 

      Aslında çok siyaset yazmak  istemiyorum. Çevremde tanıdığım insanların bir çoğu neden direk siyaset yazıları yazmıyorsun diyor. Cevap veremiyorum bir çoğuna. Siyaset benim işim değil. Bana göre değil şeklinde kaçamak cevaplar veriyorum. Aslında verdiğim cevaplar kendimi dahi tatmin etmiyor. Kendimi dahi inandırmakta zorlanıyorum. Yazdığım yazılardan ise bir takım kişi beni Osmanlı düşmanı olarak değerlendirirken bir kısım insan ise Atatürkçü olarak bir kalıba sokmaya çalışıyor. Oysa ben  kendimi bir kalıba sokacak durumda değilim. Ne Atatürkçü ne de Osmanlı düşmanıyım. Ne Atatürk’e birilerini sevindirmek ya da iyi görünmek için küfrederim ne de Osmanlıyı yüceltirim. Ben bir Türk tarihçisi olarak yapmam gereken tarihi doğruları objektif bir şekilde araştırmak ve bunları sizlerle paylaşmaktır. Bu konuları geçtikten sonra bu hafta işlemek istediğim konuya gelmek istiyorum. Aslında niyetim siyaset üzerine bir iki kalem oynatmaktı lakin aşırı gidenlerden olmamak için siyasetten olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Aşırı giden diyorum çünkü bugünlerde insanların bir çoğu işlerinde aşırı gittikleri gibi  devlette aşırı gitmektedir. Aşırılık öyle bir beladır ki her şeyin sonunu getirir.

    Ecdat ile övünmekten başka hiçbir işi olmayan bizlerin aslında bugün içinde bulunduğumuz bu durumun, kendimize milli hedefler koyamamaktan ya da koyduğumuz hedefler doğrultusunda çalışmaktan uzak olduğumuz için başımıza geldiği kanaatindeyim. Toplumun belli bir kesimi ümmet bilinci üzerinde dururken bir diğer bir kesimi ise kurtuluşu millilik üzerinde aramaktadır. Hiç şüphesiz cahil bir şekilde savunulan milliyetçilikten de ümmetçilikten de uzak durmayı tercih edenlerdenim. İçinde bulunduğumuz bu süreçte aslında algılamamız gereken çok basit bir detay vardır.  Nasıl oluyor da övündüğümüz ecdat  dünyayı titretiyor da bizler bugün içi boş tartışmaların içine düşüyoruz ? Bu sorunun cevabı aslında pek çok şeyi ortaya çıkarmaktadır. Rahmetli Durmuş Hocaoğlu “ karşımıza düşman koymuyorlar ki ileriyi görelim” derdi. Hiç şüphesiz devlet ilişkilerini düşmanlık üzerine kurması yanlış olacaktır. Ancak Türkistan coğrafyasında ortaya çıktıkları anda gökyüzünün altında ki her yeri Tengri’nin buyruğu altına sokmaya yemin eden Türk hakanlarında ki düşmanlık ne kadar ise  o kadar düşmanlık ediyorum bende. Mekke’de doğan o güneşte Allah’ın buyruğunu üzerine güneşin doğup battığı her yere götüreceğiz diyen İslam mücahitlerinde düşmanlık ne kadar varsa bendede o kadar var. Müslüman olduktan sonra kendisine bir kızıl elma ülküsü koyup bu ülkü peşinde  koşan ecdat ile aramızda ki en büyük fark budur.  Karşılarına Antakya, Kudüs, İznik ,Konstantin ve Roma’yı hedef belirleyenlerin ufkuna bakın bir de kahve köşelerinde hükümet kuran bizlerin ufkuna. Mesele işte burada ehemmiyet kazanıyor. Karşısında bir Hristiyan dünyasını almış ve İslam’ın yüceliğini korumaya çalışmak bizlere de miras olan bir hedeftir.

   Bugün gelinen noktada ise milli olmayan bir eğitim sisteminden yetişenlerin milli kararlar alabilmesi düşünülemez. Aslında devletin koyduğu hedefler küçük değildir günümüzde de. Milli uçakların yapılması milli tanklar tüfekler yerli üretimi malzemeler bunların hepsi devletin adı milli olan sistemde yaptığı kayda değer işlerdir. Ancak asıl dikkat çekmek istediğim devletin kendi içinde ki boşluğun devletin millileşmesinin önüne geçtiğidir. Devleti büyük hedefler koymaktan uzak duruma getirdiğidir. 2023 cumhuriyetin 100 yılı olmasının ötesinde hiçbir anlam ve öneme sahip olmayan bir yıldır. Ancak belki de cumhuriyet tarihinde konulan en milli hedeftir. Ancak bu hedefi koyanların kendi içindeki çelişkisi bu meselenin de inandırıcılığını ortadan kaldırmıştır. Gençlerini terörist öğretmenlere emanet edenlerin milli hedefler koyabileceğine inancım yoktur. Mecliste Türk silahlı kuvvetlerine katil deyip sizler Cerablus’ta katliam yapıyorsunuz diyenlere karşı tek laf edemeyenlerin milli hedefler koyması zordur. 30 yıldır Türkiye’de yaşayan 30 bin Ahıska türküne vatandaşlık vermeyip 500 bin Suriyeliye vatandaşlık verileceğini söyleyenlerin, kendi içindeki devlet düşmanlarını temizlemeyenlerin fetö’cü diye aleyhte söz söyleyenleri toplatanların milli hedefler koyması zordur.  Bizleri hala derin ideolojik tartışmalar içerisinde tutarak kendisine Müslüman coğrafyasını düşman belirleyenlerin hedefindeki büyüklüğe bak, bizlerin içinde bulunduğu duruma bak. Biz kendi içimizde dahi hala birliktelik sağlayamaz iken küfre karşı nasıl birliktelik sağlayacağız.  Devlet yönetenler kendilerine hedef belirlememeli millete hedef belirlemeli Yok bunu yapmıyorlar ise korkmayın onları tarih mahkemesi yargılayacaktır.

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim