• BIST 107.579
  • Altın 151,411
  • Dolar 3,6601
  • Euro 4,3031
  • Gümüşhane : 10 °C
  • Trabzon : 18 °C

ÖRTÜSÜZ TABUT

03.01.2016 13:03
ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

27 Aralık 1936.
"Cenaze Beyazıd Meydanı’ndan kalkacak. Oraya gittim. Kimseler yok; bir cenazenin kalkacağı belli değil. Çok sonra bir kaç kişi göründü. Biraz sonra çıplak bir tabut geldi. Bir fıkara cenazesi olmalı dedim. O anda Emin Efendi lokantasının sahibi Mahir Usta , elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım.

  Al sancakla siyah Kâbe örtüsüne sarılan tabut, üniversitelilerin bir ürperme manzarası alan elleri üzerinde gidiyordu. Cenazenin ardında yekpare bir karaltı yürüyordu ; bunda bir damla "teşkilat" yoktu; bunlar, bir işaretin, bir teşekkülün topladığı insanlar değildi; kendi kendilerine gelenlerin saflarıydı; sırf cenazeye gelmişler , ve bu şahidi olmayan güzel bir dostluktu. Cenaze arabası, tekerleklerinde, beygirlerinde şuurlaşan bir durgunlukla arkadan uzaktan geliyordu...

  Mezarlıkta maketini almak istediler, bana danıştılar: Tabutunu açabilir miyiz? Ona bu kadar yakın olmaktan utandım ve üniversite gençlerini gösterdim:
 Çocuklarına sorun! dedim.
       İstiklal Marşı ile gömdüler. Fetihten beri şehrin toprağına kendi eseriyle gömülen ilk ölü!"
   İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’'in cenaze merasimini böyle anlatıyor Mithat Cemal Kuntay , Mehmet Akif isimli kitabında. Bazı kaynaklarda bu durumdan Atatürk sorumlu tutuluyor . İddialara göre:
   “Mehmed Akif son günlerini ülkesinde geçirmek için İstanbul’a gelmiş ve birkaç ay sonra vefat etmiştir. Cenazesine Atatürk katılmamış, katılan gençleri de kınamıştır.” 

   Bir de halk arasında dolaşan dedikodu tarihinin iddiaları var . Malum dedikodular gerçeklerden daha iyi yer ediniyor zihnimizde. Bu söylentilere göre de Kuran’ın Türkçe tefsirini yapmaya başlayan Mehmet Akif, Atatürk’ün kötü emellerine alet olmamak için yakmış tüm çalışmalarını.

     Kuran’ın Türk milleti tarafından okunup anlaşılması için Türkçe tefsirini yaptırmak isteyen Atatürk , bu büyük sorumluluğu Mehmed Akif’e bizzat teklif etmiştir. Mehmed Akif ise, bu teklifi aldıktan sonra , Kuran’ın tam olarak tercüme edilemeyeceğini ancak mealinin yazılabileceğini belirterek kabul etmiştir. 

   Mehmed Akif bir ilahiyatçı ya da din ilimlerini çok iyi bilen bir alim değildi. Rahatsızlığının da ilerlemesiyle birlikte Kuran’ın son bölümlerine yeterince çalışamadığını fark etti. Dört yıl boyunca üzerinde çalıştığı, tek kopya halinde yazdığı Kuran meali Mısır’da yakılarak yok edildi. Çünkü altına girdiği sorumluluk çok büyüktü.

  Bu olay üzerine Atatürk devlet başkanı sıfatıyla, Kuran’ın tercümesi işini, dönemin en büyük İslam alimlerinden olan Elmalılı Hamdi’ye verdi. Eğer iddia edildiği gibi, tefsir işinde Ata’nın bir art niyeti olsaydı, dönemin en önemli alimlerinden Elmalılı Hamdi de alet olmazdı.

   Evet , Mehmet Akif ve Atatürk arasında bir kırgınlık vardı. Daha doğrusu, Mehmed Akif’in Atatürk’e olan bir gönül kırgınlığı vardı.

   1916 yılında vefat eden şair Tevfik Fikret ile Mehmed Akif’in arası iyi değildi. Şiire ve sanata bakışları da birbirine pek uymuyordu. Tevfik Fikret,  şiirde Fransız etkisiyle ve içe kapanık; Akif ise milli değerlere bağlı, toplumcu fakat ağır bir dille yazıyordu.

    Atatürk, dil devriminin  benimsenmesi için yazarların ve şairlerin üstüne düşeni yapmasını diliyordu. Tevfik Fikret  şiirlerinde duru bir Türkçe kullanıyordu. Mehmed Akif Ersoy ise, şiirlerinde Osmanlıca, Arapça ve Farsça kelimeleri sıklıkla kullanıyordu ve dil devriminden sonra da bu üslubunu değiştirmedi. Elbette bu şairin kendi tercihidir ve saygı duymak gerekir. Bu durum da göz önüne alınınca, Atatürk’ün edebi manada Tevfik Fikret’i daha olumlu gördüğü söylenebilir.
     Arasının açık olduğu Tevfik Fikret’in öne çıkarılması ve Atatürk gibi büyük bir lider tarafından onore edilmemesi büyük şairde bir kırgınlık uyandırmıştı. Ancak bu kırgınlığı  Mehmet Akif’i devrim karşıtı gerici bir sofu ve İstiklal Marşı okunduğunda ayakta alkışlayıp tekrar tekrar okunmasını isteyen  Ata’mızı ise Akif’in düşmanı ilan etmek için kullanmak çok yanlış.

   Bir başka yanlış da  Mehmed Akif’in büyüklüğünü yalnızca İstiklal Marşı yazmış olmasında ya da namazında niyazında aramaktır. O içinde büyük bir vatan sevgisi taşımıştır. Milli mücadele döneminde Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Burdur mebusu seçilen, pek çok camide kurtuluş savaşına asker katmak için mücadele eden de odur. 
   Mehmet Akif  bilindik sofulardan olmamıştı hiç. En büyük eleştirilerini de  İslam dışı bir kadercilik anlayışıyla miskinlik içinde bulunan Müslümanlara karşı yapmıştır. Hiçbir zaman değişimin karşısında , gerici bir mantıkta olmamıştır.

“Sanırım biz Müslümanlar Allah ile fazla laubaliyiz” diyerek , üretmeden, düşünmeden, faaliyete geçmeden, Allah’tan bir çıkar yol ummayı kınamıştır. Kadını ve evliliği yücelten şiirler yazmış ve kolayca boşanmayı lanetlemiştir. Birden fazla kadınla evliliği reddetmiş ve karşısında durmuştur. Kısacası irtica ile muhafazakarlığı birbirinden ayırmıştır büyük şair.

    Atatürk ile Mehmed Akif’in dünyaya, hayata ve İslam’a bakışlarında zıtlık bulmak çok zordur. Hatta pek çok konuda aynı fikrin temsilcisi olmuşlardır. Sanırım tarihini bile söylentilerle öğrenenlere Mehmet Akif’in şu sözleri yerinde bir cevap olacaktır:
 
“Mısır’da on bir yıl kaldım. Fakat on bir saat daha kalsaydım çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye’de, milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, hürriyetçilik de Türkiye’de… Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemal’e versin!”



 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim