• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Gümüşhane : 4 °C
  • Trabzon : 13 °C

OKUMADAN KEFİL OLMA

12.05.2015 17:09
DİDEM DİLAN AY / YAZAR

DİDEM DİLAN AY / YAZAR

İnsanlar birbirleri ile olan kişisel ya da ticari işleri nedeniyle kefil isteme ya da kefil olma halleri ile çokça  karşılaşmaktadırlar. Taraflar arasında yapılan birçok sözleşmede kefil belirtilmekte ancak sözleşmelerin şekil ve geçerlilik şartları eksik kalmaktadır. Öncesinde geçerliliği olan birtakım sözleşmeler , sonrasında geçersiz olabilmektedir.  Bunun sebebi ise sözleşmelerin matbu olarak hazırlanması ve bir takım yeni kanuni düzenlemelerden habersiz olarak akdedilmiş olmasıdır. Bunlardan bir tanesi de 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren Yeni (6098 sayılı) Türk Borçlar Kanunu ile hükümlerinde birtakım değişiklikler yapılan  “kefalet sözleşmesi” ‘dir.

                                        Kanundaki tanımı itibariyle, kefalet sözleşmesi; kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmelerdir.

                                     Kefalet sözleşmesinin geçerliliği ise;

  • Mevcut ve geçerli bir asıl borcun bulunmasına,
  • Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasına,
  • Eşin rızasının alınmış olması

durumlarına bağlıdır. Yeni borçlar kanununun yürürlüğe girmesinden sonra kefalet sözleşmesinin geçerliliğine dair yaşanan sorunlar, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve eşin rızasının alınmasına ilişkindir. Kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılmalıdır, ancak buradaki yazılı olma şartı nitelikli yazılı şekle bağlıdır. Kefalet sözleşmesi akdedilirken kefil olma beyanında bulunan kişi, bu beyanını sorumlu olacağı azami miktarı ve kefalet tarihini de belirterek kendi el yazısı ile belirtmiş olmalıdır. Bu şekilde akdedilmemiş olan kefalet sözleşmelerinin yenilenmesi gerekmektedir, yoksa  geçersiz sayıldıkları için taraflar açısından mağduriyet teşkil edecektir. Diğer bir şart ise eşin rızasının alınmış olmasıdır. Aile hayatının devamı ve korunması açısından evli olan bir gerçek kişi kefil olmak isterse önce eşinin yazılı iznine gerek duyacaktır. Eşin yazılı izninin olmadığı kefalet sözleşmeleri yeni kanunda geçerli sayılmamaktadır.

                                        Kefalet sözleşmesinin ilk akdedildiği anda mevcut olması şart olan hususlar, sözleşmede yapılacak daha sonraki her değişiklik için de aranır. Ancak kefilin sorumluluğunu daraltan, ödemekle yükümlü olacağı miktarın azaltılmasına yönelik değişiklikler için eşin rızasına gerek kalmayacaktır. Nihayetinde değişiklik kefilin ve aile hayatının lehine bir değişiklik niteliğindedir.

     Kefalet sözleşmesi akdederek kefil olan kişi, borçlunun borcunu ifa etmemesi durumunda, bunun sonuçlarına kişisel olarak katlanacak olan kişidir. Ancak kefilin sorumluluğunun da sınırsız olmadığı yeni kanun ile vurgulanmıştır. El yazısı ile beyanını belirtmesi azami miktarın her iki taraf aleyhine de değiştirilememesi sonucunu doğurmaktadır. Yine eşin rızasının alınması durumu da evli olan kişiler açısından aile hayatlarının sağlıklı bir biçimde devamı için düşünülmüş bir şarttır.

                                        Günlük hayatta kişiler arasında düzenlenen birçok sözleşme hükmü, yeni kanuni düzenlemeler habersiz olarak hazırlanmaktadır. Bu da kişilerin haklarının kaybına sebep olmaktadır. Bu bakımdan kefalet ya da başka bir sözleşme türü akdedilirken, yeni kanuni düzenlemeler araştırılmalı ve sözleşmeler hak ihlallerine yol açmamak için mevcut değişiklikler gözetilerek yeniden uyarlanmalıdır. 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim