• BIST 1.529
  • Altın 410,717
  • Dolar 7,3857
  • Euro 8,9199
  • Gümüşhane : -2 °C
  • Trabzon : 8 °C

NÜKTEDAN

29.12.2017 09:21
Mus'ab Atıcı / YAZAR

Mus'ab Atıcı / YAZAR

NÜKTEDAN

Öyle işsiz güçsüz adamlarda değildik üstelik ben hali hazırda bir yatılı mektepte öğretmenlik yapıyordum. Babama ait son işi de batırdıktan sonra en sevdiğim işi yapmaya karar vermiştim. Malum ben de zaten hiç esnaf kafası yoktu.  Arkadaşım da yabana atılacak bir adam değildir hani. Kendisi yüksek satış rakamları yakalamış bir gazete sayfa editörlüğü yapıyor. 

Her gün mesai sonunda biraz hoş vakit geçirmek niyetiyle bir araya geldiğimiz bir kahvehane var. Eskiler “nisvaz” demişler adına. Ha ben böyle kahvehane diyorum ama düzeltmekte fayda var. Burası öyle herkesin gelip oturduğu bir yer olmamış hiçbir zaman. Gün gelmiş Mehmet Akif üstadı ağırlamış, gün gelmiş Cemal Süreyalar’ı, Sezai Karakoçları. Burada taş, zar, kâğıt oyunları hiç bir zaman oynanmamıştır. Burada en gür seda hep şiirin ve edebi metinlerin olmuş.

Neyse efendim biz mevzumuza dönelim. Her ne hikmetse biz bu kahvehaneye gelince sanki tüm günümüz burada geçmiş hissi uyanıyordu bizi görenlerde. İçten gelen tuhaf bir müdavimliğimiz vardı. Ayrıca Cumartesi günü sabah neredeyse kahvehaneyi sahibiyle beraber açmışlığımız ve tüm günü orada geçirmişliğimiz bile vardır. Bu cumartesilerimizin en vazgeçilmez uğraşı da bulmaca yarışmasıydı. Arkadaşım ve ben elimize aynı gazetenin bulmaca sayfalarından alıp yarışmaya başlardık. Ceza belliydi, o akşamın yemeklerini ısmarlamak bulmacayı geç bitirene hesap edilirdi. Ve neredeyse her cumartesi bu yarışmayı kaybediyordum, kaybettikçe içimde hoş bir kazanma hissi oluşuyordu. Malumunuz yenilen pehlivan gibi döne döne yeniliyordum. Öyle ki bu cumartesi yemek ısmarlama muhabbeti yüzünden maddi sıkıntılara düştüğüm aylar dahi oluyordu.

Yine böyle bir cumartesi günü aldık gazetelerimizi önümüze dayadık sırtımızı bir birimize. Başladık harıl harıl bulmacayı çözmeye ben öyle aşkla şevkle çözüyorum ki sağımda solumda selam verenlerin nerdeyse hiç birini duymadan, ben önüme konulan bir bardak çayı buz gibi etmişken arkadaşım üçüncü bardağını içiyor bir taraftan sağa sola laf yetiştiriyordu. Anlamıştım, çaresiz yine yenilecektim tüm gayretimle uğraşırken bizim ki gazeteyi sağ eliyle havaya kaldırıp “ben bitirdim” dedi. Beklenen son, yine kaybetmiştim. Gülümseyerek ona doğru döndüm. Yahu kardeşim dedim. Sen her defasından beni nasıl yeniyorsun. Hınzır bir gülümsemeyle – ki ona çok yakışırdı-  ayağa kalktı, sıkı sıkı sarıldı bana. Ayrılırken yüzünde aynı gülümsemeyle “ Ah be Sait Faik elindeki gazete benim çalıştığım gazete kardeşim ve zaten her cumartesi bulmaca sayfasını ben hazırlıyorum”

Bir kahkaha tufanı koptu kahvehanenin içinde, ne diyeyim kızamadın arkadaşıma. Ne de olsa komik bir o kadar garip bir insandı Orhan Veli …

                                                                                                                                                             

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mesut Budak
03 Ocak 2018 Çarşamba 15:45
15:45
Çok güzel bir nükte ile bizleri şaşırtmayan Rahmetli Orhan abimize selam olsun...
78.183.114.133
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim