• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Gümüşhane : 5 °C
  • Trabzon : 12 °C

MÜLTECİ Mİ, SIĞINMACI MI, GÖÇMEN Mİ?

27.10.2015 13:21
DİDEM DİLAN AY / YAZAR

DİDEM DİLAN AY / YAZAR

                        Yakın zamanda  çokça duyduğumuz mülteci, sığınmacı, göçmen kavramları genellikle karıştırılmaktadır. Kimlere mülteci, kimlere sığınmacı, kimlere göçmen denildiğini tam olarak bilmediğimizden, bir problem sebebi ile ülkemize giriş yapan bütün yabancı ülke vatandaşlarını mülteci olarak adlandırıyoruz.

            Sadece günlük yaşantımızda, insanlar arasındaki bir yanılgı değil bu. Köşe yazılarında, haber metinlerinde, radyo ve tv yayınlarında gerek siyasiler gerek ise meslek mensubu kişiler tarafından birbirinin yerine kullanılmakta, yuvarlak hesap ne olursa olsun mülteci kavramı kullanılmaktadır. Oysa ki; mülteci, sığınmacı, göçmen kişi toplulukları gerek kanun ve sözleşmelerdeki tanımları gerek ise statüleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar.

            Mülteci (refuge)                    : “Irkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeni ile zulme uğrayan ya da zulme uğramaktan haklı nedenlerle korku duyan, bu nedenle vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yok ise ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa, oraya dönemeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancıdır.” (1951 Tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Protokol)

            Yani mülteci diye tanımladığımız kişi, yabancı olmak şartı ile birlikte haklı nedenlerle baskı ve zulme uğramaktan korkan ve bu sebepten dolayı kendi ülkesi dışında bir ülkede bulunan kişiyi karşılamaktadır.

            Mülteci, hukuken mülteci statüsünü kazanmış olan kişiye denilmektedir.

            Sığınmacı (asylum seker)     : Yine mülteci sayılan kişiler ile aynı sebeplerden dolayı ülkesini terk etmiş, başka ülke topraklarında bulunan ancak sığınma talebi henüz bulunduğu ülke tarafından inceleme safhasında olan, henüz mülteci statüsünü kazanıp kazanmadığı belli olmayan kişilere denilmektedir.

            Sığınmacı, hukuken henüz mülteci statüsünü kazanmamış kişiye denilmektedir.

            Göçmen                                 : Mülteci ve sığınmacı kişilerin bağlı olduğu sebeplere dayanmayan, ekonomik sebeplere dayalı olarak ülkelerini kendi istekleri doğrultusunda terk eden kişilerdir. Kendi ülkeleri dışında bulunmuş oldukları yabancı ülkenin bilgi ve izni dâhilinde yerleşim sağlarlar. Ülkenin bilgi ve izni dâhilinde olmayan göçmenler ise kaçak göçmen olarak nitelendirilirler.

            İlgili Kanun ve Sözleşmelerdeki tanımlarından da anlaşıldığı üzere; ikamet ettiği kendi ülkesi dışında, başka bir ülkede bulunan her kişi mülteci değildir. Mülteci Statüsünü kazanmak için bir takım şartların oluşması gerekmektedir. Ancak şartları mevcut olan ve bulunduğu yabancı ülke tarafından kabul edilen kişi mülteci statüsünün gerektirdiği eğitim, sağlık, seyahat, adil yargılanma gibi birtakım hak ve korumalardan yararlanabilmektedir.

            Halen daha ülkelerindeki bir takım sıkıntılardan dolayı, başka bir ülkeye sığınmak mecburiyetinde kalan yabancı kişiler bulunmaktadır. İlimizde de Afgan, Suriyeli, Somalili sığınmacılar mevcuttur. Çoğu ancak asgari şartlarda geçimini sağlayabilmekte, sosyal ve ekonomik birçok problem ile yaşamlarını sürdürmektedirler. 

            Kötü niyetli kişilerin sosyal ve ekonomik çıkarları bu yabancı kişileri sömürmektedir. Şiddete ve istismara maruz kalan artık sadece ülke vatandaşı kadınlarımız değildir. Şiddet ve istismarın bir de sığınmacı kişiler yönünden değerlendirilmesi artık kaçınılmazdır. Hiç bilmediği topraklar üzerinde merhamet arayan gençlerin, kız çocuklarının çaresizlikler içerisinden uzattığı eli şiddet ve istismar batağına düşürmekten korumalıyız.

            En önemlisi ise sığınmacıların siyasi söylemlere malzeme olması ve buna bağlı olarak bir kısım vatandaşlarımızın olumlu bir kısım vatandaşlarımızın ise olumsuz tepkileri ile yüzleşmek zorunda kalmasıdır.

            Oysa ki; gelinen noktada sığınmacıların içinde bulunduğu zorluklar bizim açımızdan görmemezlikten gelinemez. Sorumluluktan kaçmak adına bir takım siyasi söylemlere malzeme edilmesi acizliktir. Birçok hadis, atasözü vs. ile örnek vermeyeceğim. Çünkü her anlamda insana değer veren zengin bir kültüre sahip olduğumuzu zaten biliyoruz. Ve bunu çok iyi bildiğimiz için, sanırım hala yeteri kadar duyarlı değiliz. İnsan sevgisi temelli bu zengin kültür ne yazık ki giderek önem ve anlamını kaybetmektedir.

Sebebi ise öyle sanıyorum ki, katılaşmaya yüz tutmuş merhamet yanımız.

           

 

 

 

 

 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim