• BIST 1.542
  • Altın 411,808
  • Dolar 7,5315
  • Euro 8,9768
  • Gümüşhane : 14 °C
  • Trabzon : 16 °C

Liste Yapın bakalım…..

16.02.2017 17:05
SERHAT DOĞAN / YAZAR

SERHAT DOĞAN / YAZAR

 

         Hayattaki en zor meziyetlerden biri de fedakârlıktır. Zor meseledir fedakârlık. İnsanoğlu tarihi boyunca kendisine ait olandan vazgeçmek istememiştir. Bu gerek mülki gerek manevi boyutta. Çok zor şartlar altında dahi “ben” duygusunu öldürememiştir. Toplum menfaatini hiçbir zaman şahsi menfaatinin önüne koyamamıştır. Tabi bunun istisnaları var mıdır? Var tabi ki.  Ben meselesinin en ileri olduğu toplum olan batı Avrupa toplumlarıdır aslında. Bizler de bu olayın tarihi daha yenidir. Yeni yeni ben kavramı ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunu yaparken de ecdat fukaralığı yaparak kendilerini gizlemeye çalışmaktadırlar. Belki biraz ağır olacak. Kimse alınmasın gücenmesin laflarıma. Kimsede haklı bu kardeşim sonuna kadar demesin. Yeri geliyor bende yapıyorum bu işi çünkü. Ben dahi şahsi menfaatlerim gereği bazen milli ve manevi menfaatleri görmezden gelebiliyorum. Ancak benim yaptığım bu “ben” duygusallığı sadece şahsıma mal edilebilir. Peki ya yönetenler. Şahıs gücünün üstünde olanlar. Onlar ne fedakârlıklar yapabiliyorlar. Nelere göğüs gerebiliyorlar. Nelerden vazgeçebiliyorlar. Gelin geçmişten günümüze bir yolculuk yapalım. Toplumsal zeminde olmasa bile bu aziz ülkenin bu günlere gelebilmesi için kimler ne fedakârlıklar yapıyor bir bakalım. Belki şimdiki yöneticilere biraz olsun ibret olur. Ecdat fukarası bu topluma belki biraz yol gösteririz.

   Üniversitede en sevdiğim ders Selçuklu tarihi dersi idi. Bu kısım içerisinde ise en sevdiğim konulardan biri Anadolu Selçuklu devletidir. Öyle basit değil ha. Kulağa ders diye gelebilir ama yurt tutabilmenin ne zorlu iş olduğunu bilmemiz için önemlidir. Süleyman Şah İznik merkezli yapılandıktan sonra her işte iki oğlunu yanında tutmuştur. Savaş meydanlarında dahi evlatlarını ön cephede pişirmiştir hep. Tutuş ile yaptığı savaşta Oğlu Kılıç Arslan ve Kulan Arslan esir olmuşlardır. Anadolu’yu yurt tutan Danişment gazi. Her ne kadar Anadolu Selçuklu ile ihtilaflı meseleleri olsa da haçlı küfrüne karşı aynı meydanda cenk etmiştir. Kendi canlarından vazgeçen adamlar. Sadece kendi canları değil evlatlarından vazgeçen insanlar.

  Peki, siz hiç düşündünüz mü insan evladına nasıl kıyar diye. Şimdiki senaristler tarihçi olmuş topluma tarih öğretiyorlar. Böyle olunca da bu olay cinayet ya da barbarlık olarak gösteriliyor. Bana söyler misiniz evladını kaybeden bir baba acı duymaz mı? Cevabınızı işitir gibiyim. İşte olay burada bitiyor. Yıldırım Bayezid kardeşi gözlerinin önünde idam edilirken aynı acıyı duymuştu. Sultan fatih evlatlarına o meşhur fermanı verirken aslında fedakârlığın en büyüğünü yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman. Hani o krallara taç giydiren ulu hünkâr. 5 çocuğa mı sahip çıkamayacaktı ki katline razı oldu onların. Değil efendiler değil. Bu mesele kendinden geçme meselesidir. Yüzbinlerce insan için kendi canından vazgeçebilmektir. Mala mülke örnek dahi vermeye lüzum görmüyorum. Sayısı çoktur malından vazgeçenlerin ama candan vazgeçmek. Kendi canı değil kendinden olan candan vazgeçmek. Ağır geliyor değil mi insana. Zorlanıyor.

Peki, şimdilerde fedakârlık. Şimdilerde fedakârlık bağış ile oluyor beyler. Hayır, kurumuna çok büyük fedakârlıklar yapıyor devlet ricali. Böylece milli değerlerimize sahip çıkıyorlar. Türkiye’de siyasi parti ayrımı gözetmeksizin dikkatimi çeken tek bir detay var. Bu ülkede paran kadar adam muamelesi görüyorsun efendi. Kusura bakmasın kimse. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin söylüyorum bugün bizleri yönetenlerin kaçı kendi evladından vazgeçebilecek durumda. Kaçı kendi canından vazgeçecek kadar fedakâr. Ha diyebilirsin yahu fedakârlık sadece canla mı oluyor. Olmuyor tabi ki.  Bu ülke sadece torpili yok diye mühendislik okuyup asker polis olanların sonrada al tabutta evine gönderilenlerin ülkesi. Öyle ev dediğime bakmayın. Çoğunun yaşadığı yere evde denmez. Ne farkınız var bizden. Babanız vekil diye, cebinde tomarla para var diye, Yurt dışında eğitim gördün diye bizden ne farkın var. Kabahat sizde de değil. Kabahat 22 yaşına kadar çocuk okutup onun peşine 30 milyar kredi borcu takan ödemedi diye ceza veren sistemin suçu. Vazgeçtik biz efendi vazgeçtik. Siz saraylarda yaşamaya alışmış iken bu milletin asil evlatları dağlarda can vermeye yemin etti. Siz evlatlarınızla daha rahat hayatlar sürün diye. Mesele, mesele, mesele uzayıp gidecek hep. Konuştukça açılacak defterler. Ne lüzumu var. Biz bir şeyler dedik diye vekil millileşmez bu saatten sonra. Sizin evlatlarınız varsın varlık içinde yesin bu memleketin imkânlarını. Ama bakın bakalım Ağlayanın malı hiç gülene hayır getirmiştir. Bizim bu vatan için vereceğimiz bir tek canımız kaldı. O yüzden korkumuz yok. Ne anamın ne de babamın buna gözyaşı dökeceği kanaatinde değilim. Lakin bir de siz dönüp bakın arkanıza vakti gelince neler kaybedeceğinizi bir düşünün .

 

Gün gelir bizde kalkar şaha baş dileriz                                                                    

Aman dileyene aman diletti der göğüs gereriz

Bizde biliriz elde kılıç dik başlı olmasını

Bildik emre itaat yasasını

Yaşadık, yaşadık ve gördük

Devir ne fatih ne Süleyman

Başta yalın kılıç gidenler yok

Sözde kızak gibi gidenler var artık

Baş alıp baş verenler yok

İş alıp, iş verenler var

Lafımız değil haşa arş-ı semaya

Yarattı diye sevilenler yok

 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim