• BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • Gümüşhane : 10 °C
  • Trabzon : 18 °C

KAMU MUBİREY Mİ

16.04.2015 19:37
DİDEM DİLAN AY / YAZAR

DİDEM DİLAN AY / YAZAR

Devlet Mallarında Haczedilemezlik ilkesi ve bu doğrultudaki yargı kararları ile ilkeyi genişleten düzenlemeler ,devlet ile birey arasında uyuşmazlıkların çözümünü kolaylaştırmaktan ziyade bireylerin devlet karışındaki mağduriyetini artırmaktadır. Devlet ile birey arasındaki alacak davaları ile ilgili olarak, özel usul ve yasalar ile adeta devletin katı otoritesi sergilenmeye çalışılmıştır.

                     Birey ile devlet ilişkisinde daha uyuşmazlık ortaya çıkmadan mağdur taraf belirlenmiş olmaktadır. Bunun nedeni ise, devletin çıkarmış olduğu yasalar ve bir takım düzenlemeler ile kendini korumaya almış olması ve bunu yaparken “eşitlik” duygusundan uzaklaşmış olmasıdır. Uyuşmazlık söz konusu ise , her iki taraf da eşit savunma haklarına sahip olmalıdır ki, adil bir sonuç ile güven ortamı sağlanabilsin. Bunun aksi düşünce bireyi devlete karşı , daha uyuşmazlığın en başında mağdur  etmekle  beraber güven duygusunu da zedelemektedir. Devlete karşı bireyler çaresiz kalmakta ve bu çaresizlik de kimi zaman olumsuz hal ve davranışlara yol açmaktadır.

                     Devletten alacağını talep eden birey, olumsuz cevap aldığı vakit hukuki süreçte ilama (mahkeme kararına) dayanarak, bir takım icra işlemleri ile alacağını tahsil yoluna gitse de sürecin zorluğu bireyi zaten en başında yıldırmaktadır. Birey –devlet ilişkisinde denge unsurundan  giderek uzaklaşılmakta ve bir takım haklar zedelenmektedir. Devlet açısından kamu yararı göz önünde tutulurken hukuk devleti ilkesi, hak arama özgürlüğü, eşitlik gibi kavramlar ise göz ardı edilmiş olmaktadır. Devlet-birey ilişkisinde her iki taraf da hak arama özgürlüğüne sahip olmalı , ancak silahların  da eşit olması gerektiği hususunu da gözden kaçırmamak gereklidir. Taraflara bu hakkın tanınmış olduğunu ileri sürmek tek başına yeterli değildir, önemli olan haklarını eşit bir şekilde savunabilme imkânlarının sağlanmış olmasıdır. Bir tarafı devlet mallarının haczedilemezliği ilkesi ile korumaya almak diğer tarafın haklarını en başından yok saymak hükmündedir.

                     Devlet mallarının haczedilemezliği hususunda ülkemizde uygulanan hukuk  ile evrensel hukuk arasında farklılıklar bulunmaktadır. Kamu yararı ile özel yarar arasında bir tercih söz konusu olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararları kamu yararını üstün tutarken, AİHM ise bireylerin özel yararını üstün tutarak kararlar almaktadır. Alacak davalarında bireyin konumu ile devlet ya da belediyelerin konumu oldukça dengesizdir. Haksız olmaları durumunda bireye uygulanan ile devlete uygulanan kurallar arasındaki aşırı farklılık dengeyi bozmakta, devlet-birey ilişkisini haksız ve hukuktan uzak konuma taşımaktadır.

                     Devletin gücünü artırmak ya da otorite sağlamak, “kamu yararı” düşüncesinin arkasına sığınarak çıkartılan düzenlemeler ile değil, büyük devlet gücü karşısında bireyin özel yararını da gözetmekle  başarıya ulaşabilir. Bu husustaki yasal düzenlemeler, evrensel hukuktan uzak kalmamalı, devlet-birey ilişkisi haklar anlamında sağlam hukuki düzenlemeler ile ilerlemelidir. 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim