• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Gümüşhane : 5 °C
  • Trabzon : 13 °C

İNSAN VE İNSAN OLMANIN ÇERÇEVESİ

20.10.2013 22:38
ŞENEL KELEŞ / Yazar

ŞENEL KELEŞ / Yazar

            İnsanlığın var oluşuyla beraber insanda başlayan arayış hep bir kuşak, bir asır, bin yıl sonrasına yenilikleri işaret etmiştir. Simge, çizim ve daha birçok şekilde var olan anlatım ya da anlaşmalar sağlanmıştır. Dil ile başlayan sözlü iletişim sonrasında yazı ve eşdeğer dil faktörü insan hayatının tamamlayıcı faktörü oldu. Kavimler ve devamında inanç mevzuu devam ederek günümüze kadar içerisinde insan taşıyarak gelmiştir.

            Yukarıda insan ve insanoğluna dönük kısa bir anlatım yaptık. İnanç denilen manevi mensubiyetin, iman etmeye sağladığı format inkar edilemez ve bireyi aile, toplum ve milletler silsilesiyle devam eden insanlık geçidinde daha çok insana dair bilimsel araştırmalar ile insan tanımlaması yapılacak demektir.

  İnsan sosyal bir varlık diye tanımlanırken yaratıcı (Allah c.c) indinde ise eşrefi mahlukat diye yaratılmıştır. Yani yaratılmışların en şereflisi olarak.

            Her sosyal hayatın içeriğini araştırma, tanımlama, yapılandırma amaçlı uzmanlaşmanın mesleki katkıları başta birey olmakla beraber silsile yoluyla bütün insanlık katmanları ailesine ulaşmıştır.

            Mutlak irade tarafından insanlara tanınmış olan cüzi irade sayesindeki öğrenme ve üretme üstünlüğü eşrefi mahlukat olmakla şereflendirilmiştir insan.

            Günümüz insan profili ve sosyal iletişimin çoğu zaman sorunlarla boğuştuğu inkar edilemez. İnsan ve kavramların aynı paralellikte seyreden tanım ve tamamlayıcılığı vardır. Kişinin sosyal yaşam içerisindeki hal/hareket ve değer yargılarıyla bağdaşan veya bağdaşmayan vaziyeti, insanın içerisine girdiği hali belirler.

Kısaca insan psikolojisi çerçevesinde bireye ait kanaat davranış ve ifade ettikleriyle karşılaştırılarak, karşı değer bulunur.

            Günümüzde çok sayıda insan profiline bu anlamda rastlanmaktadır. Örnekleri pek çok olan olumlu ve olumsuz yönde tanımlanacak insan profillerinin yüzdelik dilimlerleri başka bir gerçektir. Geri kalmış toplumlarda ileri derecede  yer tutan sorunlu insan ve kitle faktörüne, ileri toplum ve bilgi toplumuna doğru yönelmiş toplumların yaşadığı  ciddi bir bireysel ne yaptığını bilen, mensup olduğu toplumsal yapıya etki ederek ileri toplum gerçeğine ulaşır her bireysel olarak yola çıkıp çoğalarak değer bulan ufuk.

İman ve inanç meselesinin kişinin yaşam ve felsefesini oluşturan aile, çevre, toplum denkleminde özdeşleşen veya ötekileşen durumdur. Birey eğer manevi değeri bilinç dahilinde bilip yaşayarak gerçekleştirmekte ise müsbet, ne var ki; şahsiyet ve hürriyet kavramlarının işaret ettiği insana başkaca üstün değerler katan ve içinde insana dair insan olmak veya olmamak seçimi bireysel tercih.

            Net konuşan ve ölçülü davranan bir erkek ya da kadın fark etmez güven duyulan olursa; “nabza göre şerbet veren” tersi durumda bulunan insanın hakkında oluşan ise menfidir.Yani kişi söylediği yalan ve yanlış sözler yüzünden kendini değersizleştirmiş olur.

            Söz konusu yalan ve yanlış olunca üzerinde hayli durmak gerek. Günümüzde insanın yeniden gereksinim duyulduğu sosyal tanımla keşfedilmesi zaman diliminin süreçle alakası çoktur. Süreç beklentileri çoğaltıp kendine devamlılık sağlama peşine düşer ise bireyle başlayan beklenti giderek toplum katmanlarını sarar ve sonrası malum gayri ahlaki, gayri insani, gayri imani yaşamı seçmiş insan kitlesiyle tanışmış olunur.

            Çalışarak ve hak bilerek ekmeğini kazanmak yerine, hak etmediğini ve de başkalarını farklı gösterme, tanıtma gibi uğraşların getirdiği sonuçla kendine kazanım edinenlerin durumu ne olur, ne olmalıdır? İşte asıl mesele burada ve her kitlenin, her milletin kendine özgü insanlık tarihi ve inanış ölçüleri bağlamında değerlendirdiği, ifade ettiği riyakar, münafık, hırsız, katil, zalim gibi tanımlamalar var. Bu bakımdan her millet ve inanış bağlamında insanların yaşadığı coğrafya ve bulunduğu yere ait değer yargılarıyla anlamlandırıp, değer verdiği ya da vermediği hususlar vardır. Kısaca millet manevi değerler üzerine kurgulanmış olan davranış, yaşayış ve sözlü iletişimle sağlanan sosyal hayatın varlığının bireye tanıdığı kolaylık ve de olumsuz karşılık ifade eden bir gerçektir.”Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz” ve “lafla peynir gemisi yürümez” atasözlerinin Türk Milletinin tarihi derinliklerinden süzülerek geldiğini kim inkar edebilir. Türk gelenek ve göreneklerini öz kültür altında birleştirip ve İslam’la anlamlandığı değerler manzumesi iyi benimsendiğinde toplumsal duyarlılık ya da manevi hak bilirlik gerektiği yere ulaşmış olacaktır kısmen de olsa. İnsanlık ailesinin her bir parça konumundaki milletlerin yaşamsal anlamda muhafaza ve güvenliğini sağlayan iki aşamalı olmak üzere biri ilahi emir diğeri de beşeriyete dair insan tarafından yapılmış hukuk vardır. Her millet ve devlet için inandığı din ne kadar önemli ise, insan tarafından yapılandırılarak yazılı metin halinde adına kanun, hukuk denilen belirleyici akiti’de odur. Herkesi kapsar ve herkes için geçerlidir.

            Son söz hukuk sadece kendine yaradığında hukuku bilenlerle, ibadeti görsünler diye yerine getirmiş olanlardan uzak durmak hepimiz için geçerli akce vesselam.

 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim