• BIST 103.024
  • Altın 378,329
  • Dolar 6,8109
  • Euro 7,4186
  • Gümüşhane : 4 °C
  • Trabzon : 12 °C

İletişim Toplumlarında İletişimsizlik

01.03.2015 19:09
İREM SEVİNDİK / YAZAR

İREM SEVİNDİK / YAZAR

Kendi kendine küs bir toplum. Kulağa ne kadar da garip geliyor değil mi? Lokal örnekte bireyin kendine gücenmesi, kin tutması, nefret söyleminde bulunması ne denli komik ve anlamsızsa genel çerçevede de bir toplumun fertlerinin birbirlerine darılması, sırt çevirmesi, hırpalayıcı bir dille ötekileştirmesi, kin ve nefret gütmesi o denli gereksiz ve yaralayıcıdır. Lakin gelinen son nokta itibarıyla toplumlarda bilakis kültürlerine muhabbet, hasbihal, sohbet olgularının yerleşmiş olduğu toplumlarda kökleri derinleşmiş bir iletişimsizlik vardır.

Alt üst olmuş aile yapısının parçalanmış evlatları; oluşturdukları yeni kuşak trendleriyle ne yazık ki iletişimsizliğin toplumun daha da derin katmanlarına itilmesini sağlamaktadır. Kısır bir döngü halini alan iletişim eksikliği toplum genelinde bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılmaktadır. Neticede de bireyler arasında uzlaşı ve barışın olmadığı bir çatışma toplumu ortaya çıkar.

İletişim, üzerinde sayısız araştırma yapılan bir bilim olduğu gibi aynı zaman da başlı başına bir özlük hakkıdır. Bireyin sahip olduğu duygu, düşünce ve bilginin çeşitli yol ve yöntemlerle aktarılması temel bir ihtiyaçtır. Çağlar boyunca süregelen kadim kültürleri ile birbirlerinin dert ortağı olmuş fertlerinin iletişimsizlik problemi ile karşı karşıya kalmalarının sebebi nedir?Elbette ki bu problemi doğuran  irdelenmesi gereken birçok  köklü etmen vardır.

İletişim toplumlarında iletişimsizlik hastalığının oluşmasını sağlayan etmenleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

1-Empati Sorunu;

Kendini bir başkasının yerine koymadan o kişinin yaşadığı durumu analiz etme çabası ne yazık ki beyhude bir uğraştır.Vuku bulan olayları çözümlemeden ve tarafları yargılayıp nihai bir sonuca ulaşmadan evvel yapılması gereken en elzem eylem “empati” kurmaktır. Ancak bu şekilde bireyler tam olarak  birbirlerini  anlar ve hak verirler.Aile içi ilişkilerde,komşuluk ilişkilerinde, grup içi ilişkilerde ve alt-üst ilişkilerinde sağlıklı bir iletişim kurulabilmesi için empati gerçekleştirilmelidir.Empati sorunsalı çözüme kavuşturulmazsa  bireylerin  farklı perspektifleri ötekileştirerek, baskı ve şiddet uygulaması meşru bir durum haline gelir.Birbirlerinin dinine, diline,mezhebine, kültürüne, duygu, düşünce ve ülküsüne velhasıl özlük hak ve hürriyetlerine müdahale etmeyen toplum fertlerinin kuracağı etkili iletişimin en temel adımı empati kurmaktır.

2-Bir Başkasını Olduğu Gibi Kabul Etmeyip Değiştirme İsteği yahut Ötekileştirme Sorunu;

Bozulmuş tabiatı ile; bilmediği, alışmadığı,kendisinin sahip olmadığı farklı kimliklere  karşı derin hiddet ve nefret besleyen toplum yapısı kargaşaya mahkumdur.Kendinden olmayanı hor gören, dışlayan, yargılayan yahut değiştirme arzusu ile kişilerin mahremiyetine ve mukaddesatına müdahale eden bir yapılanma son derece tehlikeli ve asimile edicidir. Birey yaşantısı süresince görüp rastlamadığı, bilip  benimsemediği bir kimlik karşısında üç farklı yol izlemektedir. Bunlardan ilki bireyin hoşgörü ve tevazu ile karşısındakinin fikrine saygı göstermesidir. Lakin bu durum yalnızca lokal örneklerle sınırlıdır. Zira iletişimsizlik toplum geneline hızla sirayet etmekte ve farklı fikirlerin özgürce ifade edilmesinin önüne set çekmektedir.Bireyin izleyeceği ikinci bir yol ise; farklı kimlik karşısında çekinik bir tavırla durumdan endişe duyarak tedirginlik yaşamak   ardından da yaşanan korku ve şüphe dolayısıyla gelebilecek tehlikelere karşı temkinli olmak adına bir daha iletişim kurmamayı tercih etmek.Böylece iletiler tek taraflı bir akışa dönüşür ve iletişimin temelinde olan karşılıklılık esası zarar görür.Üçüncü ve en yaygın olarak görülen yol ise; bireyin bir başkasını olduğu gibi kabul etmeyip değişmesini istemesi yada değiştiremediği bireyi öteki ilan etmesidir. Seçilen bu yol fertler arasında derin iletişimsizliğe sebebiyet vermekle birlikte bireylerin hüviyetlerini saldırı altında bırakmaktadır. Hırpalayıcı ve yaralayıcı bu tavır toplum içi ilişkileri zedelemektedir. Bireylerin mahremiyeti ve mukaddesatı aleni bir biçimde baskı ve asimilasyona uğramakta yahut hedef gösterilmektedir. Refah toplumları için öncül şart ötekileştirmenin ortadan kalkmasıdır.

3-Önyargı Sorunu;

Bir kimsenin sahip olduğu duygu, düşünce ve değeri peşin bir hüküm neticesinde yargılayan toplumlar zihinlerine at gözlüğü takmışlardır. Farklı bir dine, dile, mezhebe, etnik ve siyasi kimliğe karşı sergilenen önyargılı tutum sağlıksız kurulan bir iletişimi meydana getirir. Taraflarının birbiri hakkında empati kurmadan ve karşısındakini tam anlamıyla tanımadan kesin kanılara vardığı bir toplum ön yargının egemen olduğu bir toplumdur. Adaletsiz ve mantıki temeli olmayan yargıların baskın davranışları belirlediği bir düzende insanların iletişim hakkı ve özgürlüğüne erişmesini beklemek çorak bir toprakta ekin yetiştirmekle eşdeğerdir. Ancak önyargılardan sıyrılmış bir toplum iletişimsizlik hastalığından kurtulabilir.

4-  Üslup ve Vücut Dili Sorunu;

İletişimin etkili akışını sağlayan temel etmenlerden biride bireyin takındığı üslup ve beraberindeki vücut dilidir.Her şeyden önce bireyin onarıcı ve yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerekir.Kullanılan dilin  sert,tartışmacı, ve alaycı oluşu ve buna binaen de jest,mimik ve beden dilinin de aynı şekilde katı,ezici yahut sindirici oluşu iletişimin önünde bir engel teşkil etmektedir. Üslup seçilen kelimelerle kibar ve kucaklayıcı olup empatiyi  barındırmalıdır. Vücut dili de aynı şekilde sertlikten ve kabalıktan arınarak saygılı ve zarif bir hal almalıdır. Kesinlikle sokak ağzı ile hitap edilmemeli küfür ve argo içeren  kaba söylemlerden kaçınılmalıdır. Vücut dilinde de rahatsız edici uygunsuz hareketlerden kaçınılmalıdır. Unutulmamalıdır ki dil; kalp ve zihnin aynasıdır.Vücut dili de bunun diğer bir yansımasıdır.

5-  Güven Sorunu;    

Bireyler arasındaki iletişimi kesintiye  uğratan bir diğer etmende güven sorunudur. Birbirlerine güven  duyamayan bireyler duygu,düşünce ve bilgi paylaşımında bulunmamaktadır ve neticede de kuşkunun ve evhamın hat safhaya ulaştığı, aralarında 

duygusal ve fikirsel bağın olmadığı, bir korku toplumu oluşmaktadır. Güvensizlik iki şekilde oluşur. Birincisi bireyin karşısındakiyle iletişime geçmeden , henüz onu tam anlamıyla tanımadan, konumunu idrak etmeden sahip olduğu şüphe,evham ve endişe kaynaklı ortaya çıkan duygudur.İkincisi ise bireyin daha önceki yaşantılardan edindiği olumsuz tecrübeler sonucunda oluşur. Yani daha önce iletişim kurduğu bireyin sergilediği davranış bozukluğu güvensizlik duygusu yaratmıştır. İletişimi kesintiye uğratan güvensizlik duygusunu ortaya çıkaran davranış bozukluklarına örnek olarak: “yalan söylemek,iftira atmak, verdiği sözde durmamak, emaneti muhafaza etmemek,arkadan konuşmak, sözünden dönmek,alay etmek, onur kırıcı,aşağılayıcı ve oyalayıcı davranmak “ gösterilebilir.Güvensizliğin hakim olduğu ilişkilerin bekasından söz edilemez.Bu mühim sorun ancak kökeninde yatan davranış bozukluklarının tedavisi ile giderilebilir.    

Çatışma toplumundan uzlaşı toplumuna geçişte öncelikli olarak yapılması gereken sağlıklı ve etkili bir iletişim ortamı oluşturmaktır.Toplum fertlerinin önyargılarından sıyrıldığı , güvensizlik duygusunun aşıldığı  , ötekileştirmenin olmadığı aksine empati ve saygı dolu bir üslubun hakimiyet kurduğu toplum “refah toplumudur”.İletişim toplumundaki, iletişimsizlik hastalığının  defalarca kez nüksetmesini engellemek için ortak bir sevgi dili oluşturmalı, nefret ve öfkemizden arınmalıyız.Yunus Emre’nin de dediği gibi :   

“Gelin tanış olalım                                                                                                                  

 İşi kolay kılalım                                                                                                                        

Sevelim sevilelim                                                                                                                  

Dünya hiç kimseye kalmaz”                                            

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim