• BIST 104.954
  • Altın 373,595
  • Dolar 6,7743
  • Euro 7,4347
  • Gümüşhane : 9 °C
  • Trabzon : 15 °C

İDAM SEHPASINDA VİCDAN

23.03.2015 19:27
DİDEM DİLAN AY / YAZAR

DİDEM DİLAN AY / YAZAR

Ülkemizde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda artış görülmekteyse de yasal düzenlemeler hala bu suçları işleyenlere karşı bir caydırıcılık havasına bürünememiştir. Ceza yasalarındaki bu eksiklik ya da yetersiz kalma durumu toplum düzenini olumsuz etkilemektedir. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve bunlara karşı eylemler ülke gündeminde çokça yer alsa da önemli olan tekerrür etmemesi için alınması gerekli önlemlerin varlığıdır. Bir vatan evladı vardı , adı; Özgecan . Bir gün,iki gün,üç gün,dört gün konuşuldu. Nefret söylemleri sardı her bir yanı. Kimi idam dedi ,kimi hadım dedi. Kimi ağladı, kimi yumruğunu sıktı. Tüm bunlara rağmen Ceza Kanunumuz ise  henüz kaşlarını çatabilmiş değil…

                       İnsanların cinsel dokunulmazlığa karşı işlenmiş suçlara vermiş olduğu “İdam Gelsin Artık” tepkisi ise tartışma konusu.  İdam cezası çoğu ülke yasalarında hukuken ve fiilen kaldırılmış olsa da, bu uygulamanın caydırıcı nitelikte olduğunu savunanlar vardır. Buna karşın İdam yani devletin işlenmiş olunan suç karşılığında mahkûmun hayatına son vermesi durumuna şiddetle karşı çıkanlar da vardır. Ceza Kanunlarının amacı suçun işlenme oranını en aza indirgemek , caydırıcı nitelik kazandırmak ise ölüm cezası zorunlu bir usul olmamalıdır. Şöyle ki ömür boyu hapis cezası da en az ölüm cezası kadar etkili ve yeterli olabilir. Amaç caydırıcı nitelikte olması ve suçlara dair artışların engellenmesi ise yanlış infazlara sebebiyet vermeyecek ve insan hakları ihlaline yol açmayacak usuller geliştirilmelidir. Suçlar karşısında “İdam Cezası” demek insanların öfkesi  ve yasaların çaresizliğinden başka bir şey değildir. İdam cezasının caydırıcı yada korkutucu gücü sanıldığı kadar etkin değildir ki; infazı yapılan bir suçlunun infaz anında bulunup ancak aynı suçtan kendinin de daha sonra ceza almış olması, kendi ailesinin infazında yer alıp sonradan kendinin de aynı suçu işlemiş olması, cezaevlerindeki hükümlülerin çoğunun ise idam cezası infazlarına daha önce tanık oldukları çeşitli anketlerle ortaya konulmuştur. Esas olan toplumun korunması ise idam cezasının zorunluluğu gözden geçirilmelidir. Ağır yaptırımlar getirilmeli tabi ki ancak ölümle cezalandırmak adaletin son çaresi olmamalıdır. Suçlar karşısında cezanın son haddi olan idam cezası öyle ki hukuk sistemi son derece sağlam ve sistemli olan ülkelerde bile tereddütlere yol açabilecek niteliktedir. Yaşanan acı olaylar toplumu derinden etkilese de idam cezasını kaldırabilecek olgunlukta hukuk sistemi var olmadıkça, vicdanı rahatsız eden kararlar ardı ardına gelebilecektir. Önce sadece cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar açısından İdam Cezasının uygun olduğu düşünülür ancak ardından adam öldürmek, vatana ihanet vs. suçlar sıralanabilir. Mesele gelip gelmemesi değildir aslında mesele infaz sonrası hatalı bir karar verildiğinin farkına varıldığında, nasıl geri dönüleceği ve haksızlığın nasıl telafi edileceğidir. Nihayetinde yargı organları insanüstü vasıflara sahip canlılar değildir ki ölüye can verebilecek nihai bir karar alabilsin.

                          Frank Darabont tarafından 1999 yılında  aynı isimle sinemaya aktarılan ,Stephen King'in 1996 tarihli "The Green Mile" (Yeşil Yol) romanını hatırlayınız. John Coffey İki küçük kıza tecavüz ederek öldürmek suçundan yargılanıp idama mahkûm edilmiştir. Ancak bu vücudu iri yarı ama beyni ve kalbi çocuk gibi olan siyahi adam idamlıklar koğuşuna getirildiği andan itibaren tüm insanlara hatta farelere bile gösterdiği derin sevgi ve merhametle gardiyanların ve mahkûmların sempatisini kazanır. Gardiyanlar Coffey'in bu suçu işlememiş olabileceğini düşünmeye başlarlar. Ayrıca Coffey bazı garip güçlere de sahiptir. Ölmüş bir fareyi diriltir, gardiyan Paul Edgecombe'un bir türlü geçmeyen hastalığını nefesiyle iyileştirir ve hapishane müdürünün ölümcül bir hastalığa yakalanmış karısını sağlığına kavuşturur. Psişik güçleri ile Edgecombe'a suçla ilgisi olmadığı olay anını gösterir. Artık bu insanlar Coffey'in suçsuzluğuna emindirler ama yargı kararını vermiştir bir kere ve infaz gerçekleştirilecektir. Öyle ki  adli bir hata bir insanın hayatına mal olacaktır.Bin tane doğru karar alınmış haklı dava görülmüş olsa da, bir tane yanlış karar haksız bir davanın tarafı yapacaktır vicdanlarımızı. Çünkü hata fark edildiği sırada geri dönüşü olmayacaktır;  ne verilen cezanın ne de giden hayatların… Asıl olan bu felaketlere giden yolları kapamak ve  engelleri inşa etmektir. Kötülüklere en büyük engel  eğitim, iyi bir kalp ise bunun taçlanmış halidir. 

                          Hugo’nun “Bir Hükümlünün Son günü” adlı eserinde belirttiği gibi “Suç, vicdan azabıyla telafi edilir, kansa gözyaşlarıyla yıkanır, kanla değil.” ‘dir. 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim