• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Gümüşhane : 5 °C
  • Trabzon : 13 °C

Hepimizin Öğretmeni

10.03.2015 15:40
İREM SEVİNDİK / YAZAR

İREM SEVİNDİK / YAZAR

Annemin Aziz Varlığına...

Kardelen muştusu bir kış günü başladı bizim gerçek hikayemiz.Öykülerin de tıpkı insanlar gibi naif bir ruh taşıdığını öğrendim, gümüş kaplı diyarın som gölgeli ayazında.Yorgundum.Cümle renk vardı ardımda kalan şehirde ve bir de metal yorgunu kalabalıklar. İstanbul’da ocak ortasında , öğrenciliğin okul-ders-sınav ekseninde geçen yoğun temposuna biraz  ara verilmiş hummalı koşuşturmaca bir an  olsun dinmişti.Şehrin ve üniversitenin bıkkınlık yaratan  ağır stresinden uzaklaşmanın tarifsiz iç huzuruyla ,ailemin yanına dönmüştüm. Yolculuk bitmiş, candan bir kavuşma seremonisi eşliğinde uçak inmiş, bedenimi ve valizimi zor bela sürükleyerek şehir hudutlarına girmiştim. Önce selam sonra kelam ederek başladı 20 günlük sömestr tatilim.Sakin şehrin,sessiz insanlarıydık. Vadi yamacını kaplayan ağaçlardan,dere yatağına , maden ocağından ,sarp kayalıklara değin; şehri büsbütün saran nikbin bir hava vardı. Hanelerden taşıyordu belki de.Ekmeğin ve emeğin hesapsızca üleştirildiği cömert hanelerden.Memleket  tılsımlı bir fanus emsali buhranperver tabiatımı değiştirmiş,üzerimdeki ölü toprağı silkelemişti.Zihnin ve bedenin, yıllara mukavemet gösteremeyen muktedir yorgunluğuna karşın;  mutluluk ve huzur  ilk defa tattığım duygular gibiydi. Baba ocağı nazende bir kainattı sanki  ve bizlerde sırça köşkün asude yürekli evlatları…

“Kardeşler şüphesiz bir insana anne ve babasından kalan en hakiki mirastır” diye başlıyordu cümle.Ve ardından kalbi kırık bir yitiklikle kallavi bir ithaf geliyordu:”Annemin Aziz Hatırasına”.                           Tatili değerlendirmek ve 1.dönem konularını unutmamak için anayasal yargı denetimi konulu bir ders kitabını karıştırırken rastlamıştım bu cümlelere. İçeriği son derece ağır gelen bir doktrin kitabında böylesine içten, böylesine yüreğime işleyen bir öndeyişi okumadan geçemedim.İçimi tarifsiz bir duygu kaplamıştı.Özlem vardı bu seslenişte ve bir de elem.Kitabı kapattım, şarjı bitmek üzere olan bilgisayarımı kucağıma aldım.Ekrana bakıyordum fakat görüntüleri ve sesleri tam anlamıyla idrak edemeden.Kafam o kadar karışmış, ruh halim öylesine dağılmıştı ki erkek kardeşimin varlığını ancak bir zaman sonra fark edebildim.İnsanın yüreğini ısıtan mutmain tebessümü  ile heyecanlı bir biçimde bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.Bir haber sitesinde yaptığı komik testlerden  bahsediyor,çıkan sonuçları gösterip neşeyle kahkaha atıyordu.Ardından da tekmil bir komutla ,misafir odasında kitap okuyan annemi ve beni de dahil ettiğini ilan etti keyifli uğraşısına. İtiraz edemeden başına toplanıp, sorduğu soruları cevaplandırmaya başladık.İlk test: Senin Mezar Taşında Ne Yazacak? Kardeşim okudu, kitabını misafir odasında yarıda bırakan annem cevapladı.” Kararları genellikle nasıl alırsınız,hayat sizin için ne demek,dünyaya tekrar gelseniz hangi mesleği seçersiniz,aile sizin için ne ifade eder,eğitmen bir kişiliğiniz mi var,öğretici ruha sahip misiniz, size göre geçim sıkıntısı ne anlama gelir,hayattaki öncelikleriniz nelerdir ve son olarak öldüğünüzde yanınıza ne almak istersiniz?” şeklinde bir soru dizisini annem sesli bir biçimde yanıtladı.Kardeşim verilen yanıtları sisteme girdi ardından merakla sonucu beklemeye koyulduk.Eğlenmek,birlikte vakit geçirmek ve biraz da zamanı doldurmak için yapıyorduk bu testleri.Amacımız çıkan hayli absürt ,komik sonuçlara bakıp keyfimizi yerine getirmekti.Ekran mavileşti ardında da gülmeye hazır şişirdiğimiz yanaklarımızla beklediğimiz sonuç belirdi.   “HEPİMİZİN ÖĞRETMENİ” yazıyordu.”Öldüğünüzde sizin mezar taşınızda bize kalsa sürdürdüğünüz emek ve özveri dolu bu yaşantının ardından “hepimizin öğretmeni” yazmalı.Bir insanın hayatta ne kadar iz bıraktığı,cenazesinden belli olur!Sizin gibi varoluşu bilgelik,asalet ve kudret üzerine kurulu muazzam bir eğitmenin; sayısı hayli fazla kitleler üzerinde ,derin etkiler bıraktığı aşikardır.Hayat denilen bu yolda başlangıçtaki masumiyeti sonuna dek muhafaza etmek ancak bilge insanlara özgüdür.Sahip olduğunuz ender duruş, saygıdeğer karakter ve akılcı yapı siz bu dünyadan

göçüp gittiğinizde arkada bıraktıklarınıza adeta bir deniz feneri gibi ışık tutacak.İnsanların hayatında milat olmuş bir eğitmen ancak bu şekilde anılmalı!Velhasıl aile bireylerinize söyleyin şimdiden yazmaya hatta kazımaya başlasınlar,malum siz el emeği seversiniz “ yazılı sanal gülücük ifadesiyle tamamlanmış sonuç metni odada kısa süreli bir sessizlik yarattı.Kardeşimle birbirimize baktık,kahkaha atmayı beklerken son derece ciddi analizler yapan bir metinle karşı karşıya kalmıştık.Gözümüzü ayırmadan ve ne söyleyeceğimizi  bilemeden pürdikkat  baktığımız ekran bir anda karardı. Bilgisayarımın şarjı bitmişti.Tesadüf o ki tamda o esnada kapı ve telefon zili birbiri ardına çaldı.  Her birimiz farklı bir yana dağıldık ve koşuşturmaca içinde kendi meşgalelerimizi tamamladık. Vakit  gece yarısını çoktan geçmiş, ortalığı kestane ve ıhlamurun birbirine karışmış talepkâr kokusu kaplamıştı. Ev ahalisi çoktan uyumuş,sokaklar neon lambalarının aydınlattığı alacalı karanlığa mahkum olmuştu. Çiçekli  yorganın altında sağ sola seğirten bedenim uykuya direniyor,bulanık zihnimde ona destek veriyordu.İlginç bir gün yaşamıştım  yahut bana öyle geliyordu. Çünkü kendimi derin bir ıstırabın ortasına dalmış sonra aniden çıkmış fakat etkisinden de bir türlü kurtulamamış hissediyordum. Tarifi imkânsız bir garipseme duygusu taşıyordum ve son derece hüzünlüydüm. Annesini yitirmiş bir adamı okumuştum bugün ve de onun derin çaresizliğini. Bütün eserlerini ithaf ettiği hasret dolu bir varlığa rastlamıştım satır aralarında.Annesizliği okumuştum ve anneyi kaybetmenin ne denli büyük bir acı olduğunu.Sahip olunan tüm mal mülke karşın nasıl da kimsesiz kalındığını görmüştüm.Çünkü annesizlik evsiz kalmak gibiydi.Korunaksız ve sığınaksız olmaktı.Aidiyetsizliği tatmak ve devasa bir acıya gark olmaktı.Yitiklikti,biraz tükeniş ,biraz da siliniş.Adım adım sona yaklaşmak ve daima boşlukta yaşamaktı anneyi yitirmek.Boynu bükük çocuk kimliğine bürünmekti.Seslenişin serzenişe dönüştüğü elem dolu bir yaşantıydı.Yüzüme sertçe çarpan onca gerçek ,kardeşimle yaptığımız test sonrası daha da keskinleşmişti.Testin başlığı olan Senin Mezar Taşında Ne Yazacak yazısını gördüğümden beri parçaları dağılmış mozaik bir portreydim aslında.Annem ve anneme ait bir mezar taşı.Son derece ürkütücü ve de hüzne gömücüydü.Daha da hazini; basit bir sanal testin yıllardır göz ardı ettiğimiz, farkındalığına erişemediğimiz,önem vermediğimiz,üstünde durup kıymet biçmediğimiz  velhasıl değerini asla bilemediğimiz saydam gerçekleri  yüzümüze sertçe  vurmasıydı.Kimdi annem? Onu hepimizin öğretmeni yapan neydi? Her şeyden önce madenci bir babanın dik başlı kızıydı.Akranlarının aksine okumak için doğudan batıya değil batıdan doğuya gitmişti hem de bir kez dahi tereddüt etmeden. Gözü kara,asi ruhlu bir filologdu.Kadim tarihi yüreğinde taşıyan bir Türkolog,bir zamanların sıra dışı edebiyat öğretmeni,şimdilerin koordinatör  idarecisi.İnatçı,mükemmeliyetçi,ve bir  o kadar da azimli.Sabrı ve şükrü asla terk etmeyen  bir metafiziksever .Kitapla birlikte insan okuyan,defteri kapatıp şiiri sokakta arayan toplum analizcisi,insan hakları aktivisti.Nefis patatesli gül böreği ile hayli leziz mantarlı sote eserlerinin sahibi, mutfak emekçisi.Ekmek için emek veren daima ter döken, başarılı iş kadını. Sahip olduğu bilgiyi ve tecrübeyi asla esirgemediği nice insanın ustası,eğitmeni,pusulası. Birbirine hiç ama hiç benzemeyen 3 aykırı çocuğun annesi.Tüm serveti kalem ve kelam olan bir tarihçinin eşi.İnsanı ve tabiatı seven,Pollyanna’yı takdir eden,çağın kimliksizlik sendromuna karşın daima kendisi olmuş,badireleri neşesi ve yüksek enerjisiyle atlatmış emektar Anadolu kadını.Ve en önemlisi hepimizin öğretmeni.Attığı tohumlar,yetiştirdiği fidanlarla ; sevgisiz ve gayesiz geçen bir ömrün beyhude olduğunu, çağların ve toplumların çok ötesine taşımış bir ilim işçisi…

İnsanın kendi ailesinden bilhassa da annesinden bahsedebilmesi zordur. Kapalı bir kutudur aile. Çoğu zaman kendi iç muhakememizde değerlendirir ve böyle severiz ailemizi.Ve bazen de cümle güzelliğe rağmen olanca çirkinliğe duyduğumuz hınç , aileyi kanayan bir hikaye yapar yüreğimizde. Annemin aziz varlığına esef ve pişmanlıkla adadığım bu yazıyı yazarken ben de zorlandım.Fakat bir minval yol boyunca  deniz feneri emsali  ışık tuttu,işimi kolaylaştırdı.Annem yalnızca dünyaya gelişimi sağlayan , biyolojik  bağla sıkı sıkıya kenetlenip  mesuliyet hissettiğim  bir aile bireyi değildi benim için. Aynı zamanda mensubu olduğum hayat mücadelesinin yol göstericisi,daimi öğrencisi. Zannediyorum ki bu sebepten ötürü ailenin diğer fertlerine nazaran; doğduğum anda kendimi ortasında bulduğum mücadelenin  en vefalı yol arkadaşını, annemi ,anlatmak biraz daha kolay oldu.Annemiz aziz varlığına; verdiği emek,döktüğü ter, gösterdiği tarifsiz özveri  ve yaşattığı nice sevgi dolu sene için  sonsuz teşekkür,sonsuz  minnet…

Hepimizin öğretmenine uzak bir diyardan selam,dua ve hasretle…

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim