• BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • Gümüşhane : 10 °C
  • Trabzon : 18 °C

GÖLGEDE KALANLAR

13.02.2016 13:47
ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Midhat, Ahmet Vefik Paşa, Peyami Safa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç, Ahmet Haşim ya da Tevfik Fikret.... Hepimiz az çok bir şeyler okumuşuzdur bu yazar, düşünür, şairler hakkında. Bir çok tartışmada isimlerini önemle zikrederiz.

  Peki  onların  hayatlarındaki, edebi başarılarında azımsanmayacak payları olan kadınlar söz konusu olunca... Olanca ağırlığıyla pek çok yükü omuzlarında taşıyan bu kadınlar hakkında ne biliyoruz? Yahut doğru mu bildiklerimiz?
  Sofya Tolstoy,  Anna Dostoyevski, Elena Bulgakov. Ya da Natalya Soljenitsin. Son zamanlarda Rus edebiyatına yönelik  yayınlanan araştırmalar içinde en ilginçleri "yazar eşleri" hakkında olanlar. Bu kitaplardan bir tanesi Aleksandra Popoff ‘un  bugün Rus Edebiyatındaki önemli isimlerin hayatlarındaki gölge-eşleri araştırdığı eseri. Okurken anlıyoruz ki bu kadınlar, bugünün edebiyatseverleri tarafından tanınmayı fazlasıyla hak etmekteler.

  Popoff’un tarafsız olduğu söylenemez zira çoğunlukla kadından yana kullanıyor oyunu. Kenarda kalanların sesini duyurmayı seven bir araştırmacı. Daha evvel de Sophia Tolstoy üzerine bir inceleme yayınlamış ve "Ünlü romancının histerik ve kaprisli karısı" imajinın ötesine geçen bir kitap çıkarmış ortaya.

  Yazar eşlerinin hayatları arasındaki benzerlikleri görmek şaşırtıcı. Benzer mücadeleler, benzer hayal kırıklıkları, benzer yorgunluklar.  Yazar eşlerinin hayatlarını okurken bencilliğin sınırları olmadığını görüp hayret ediyor insan. Belli ki daima destek, övgü ve adanmışlık bekliyor romancı taifesi. Ne kadar desteklenseler tatmin olmuyorlar.

    Bu kadınların bir kısmı kocalarının dikte ettiği yazıları, özenli el yazılarıyla kâğıda geçirmişler. Savaş ve Barış'ı defalarca temize çeken Sofia Tolstoy gibi. Popoff yazdığı biyografi ile Tolstoy ve eşi Sofya'nın ilişkilerine dair balonları maharetle patlattı. Aleksandra Popoff'un 'Sofya Tolstoy' adlı eserinden öğreniyoruz ki, Sofia  bize Tolstoy’u terkeden bir cadı olarak tanıtılsa da, aslında evli kaldıkları yaklaşık 50 yıl boyunca kendini Tolstoy'a ve onun eserine adamıştır.

      Kocasından 17 yaş küçük Sofya bir mektubunda, "Sadece çocukluğum ona ait değil." diyordu. Üçü bebekken ölen 16 çocuk doğurdu Sofya ve onların tamamını evde kendisi eğitti. Savaş ve Barış’ın eksiksiz yedi versiyonunu temize çekmişti.  Anna Karanina gibi dev romanlarının taslaklarını da günü gününe temize çekti. Tolstoy’un bütün eserlerini düzeltmekle kalmadı tanığı ve  yayıncısı oldu. Tolstoy'a uygulanan sansürle mücadele etti; ölümünden sonra onun kütüphanesini katalogladı, eserlerini yaşattı, çeviriler yaptı. Ve bilemediğimiz daha bir sürü şey..Tolstoy da kimi eserlerinde doğrudan karısını anlatmış, kimisine de ondan derin izler aktarmıştı.

 Kısacası Sofya, Tolstoy'un hem cefakâr karısı, hem ilham kaynağı, hem sekreteri hem de yayıncısıydı. Böyleyken edebiyat tarihinin insafsız bir karartma uygulayarak onu yokluğa mahkûm edişi hayli trajik. Bunu yaparak,  "mutsuz, yalnız ve aziz Tolstoy imgesini parlatmak" istemişlerdi sanki.

 

  Kendi hayallerinden vazgeçip eşlerinin çalışma ritimine göre silbaştan gündelik hayatlarını kuran kadınlar... Öyle bir sene, iki sene boyunca da değil, en az yirmi, otuz sene. Ve kocaları ünlenirken, kitap üstüne kitap yayınlar, hayranlarıyla buluşurken, bu yükselişin kamusal kısmında hemen hemen hiç görünmemiş eşler. 

   Burada bir dergide okuduğum satırlar geliyor aklıma: Dostoyevski bir gün yine kumar oynar, elindeki bütün parayı kaybettiği için karı-koca zor durumda kalırlar. Anna evdeki eşyaları satmak zorunda kalır. Uygun elbisesi olmadığı için davetlere gidemez. Yine de kocasına laf söyletmez. Etrafındakilere zaten sosyal ortamlara katılmayı sevmediğini söyler. Ama     Dostoyevski, Puşkin festivalinde bir konuşma yapacağı zaman gidip dinlemek ister. Gizlice gitmeye karar verir; bir yabancı gibi kalabalığa karışarak kocasının başarılarını uzaktan izlemeyi düşünür.

“Bütün yazarlar kördür. Kendi yazdıklarını göremezler. Bir başkasının bakışına ihtiyaç duyarlar. Yazdıklarını bir başka açıdan bakıp kendi gözleriyle okuyan sevilen bir kadına mesela.”

  Necip Fazıl'ın 37 yıllık çile ortağı Neslihan Hanım, Peyami Safa'nın felçli eşi Nebahat Hanım, Yahya Kemal'in gizli aşkı Celile Hanım... Ne çok kadın sureti var gölgede kalan, ışık tutulmayı bekleyen.

 Zeynep Erdoğdu

 

 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim