• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Gümüşhane : 7 °C
  • Trabzon : 14 °C

DÖRT KELİME BİR DUYGU

17.01.2016 13:22
ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

ZEYNEP ERDOĞDU / YAZAR

Varlıklı ve kudretli bir adam, bir bilgenin kapısını çalar günün birinde. “Namını işittim. Hakikaten keramet sahibi misin merak ediyorum” der. “Bilmediğim iki şey öğret bana. İkisini de aynı günde, aynı anda göster. Sana ayıracak fazla zamanım yok, bir an evvel dönmem lazım işimin gücümün başına.” Bilgenin yanındaki öğrenciler böyle bir küstahlık karşısında sinirlenir, adamı kovmaya yeltenirler. Lakin hocaları gülümseyerek teklifi kabul, misafiri buyur eder. 

“Öyleyse bana hangi alanda mahirsin, evvela onu söyle” der. “Satranç” diye cevaplar beriki. “Ben çok iyi satranç oynarım. Hayatta, evlilikte, işte, her yerde, rakiplerimi alt etmişimdir hep.” Sedeften ve abanozdan yapma muhteşem bir satranç tahtası getirilir, ortaya yerleştirilir.Muktedir bir tarafa kurulur, tam karşısına da süklüm püklüm bir yeniyetme oturur. Belli ki daha toy, bıyıkları bile terlememiş. Bilge der ki: “Hadi oynayın o zaman. Yalnız bir şartım var. Her kim bu oyunu kaybederse kellesini verecek bize, kabul mü?” Adam tereddütsüz “Evet” der. Kendinden emindir. Cılız bir delikanlıya yenilecek hali yoktur ya. Başlarlar oynamaya. Adam zorlanmaz hamlelerini tasarlamakta, üstünlük bariz biçimde ondadır. Lakin giderek içinde, yüreğinin bir yerinde kıymık gibi bir sızı başlar: “Bu delikanlı benim yüzümden ölecekmi şimdi?” Giderek kazanmak önemini yitirir. Hatta kazanmak istemez artık. Ne var ki kaybetmek de istemez. En iyisi berabere kalmaktır. Bir yolunu bulup bu oyunu eşit bitirmelerini sağlamaya karar verir. Ama nasıl? Sürekli yenmeye alışkın biri için hata yapmayı hedeflemek çok zordur. 

Üstelik vahim bir hata yaparsa bu sefer de hem oyunu hem hayatını kaybedecektir. Nasıl yapmalı da arada kalmalı? Ne kazanmalı, ne kaybetmeli, bir eşikte sakin durabilmeli? Nasıl yapmalı da kimseyi incitmeden ve kimse tarafından incinmeden yola devam etmeli? Adam boncuk boncuk terlemeye. Ne zor ikilemdir. Bir süre sonra bilge yaklaşır, satranç tahtasını tutup havaya kaldırıverir. Oyun bitmiştir. “Bugün iki şey öğrendin” der adama. “Şefkat duymak ve arafta durmak. Bir başkasını korumak, kollamak nasıl bir his onu anladın; aynı zamanda kimseyle yarışmaksızın var olmak nedir, onu kavradın. Bunları sana bu delikanlı gösterdi, onun sayesinde. Sana çok şey öğreten rakibine teşekkür et.” Bizimkisi yorgun, biraz da sersemlemiş bir halde teşekkür eder yeniyetmeye.  

    Sevdiklerimize ve benzer görüşlere sahip olduğumuz kişilere teşekkür etmek, şükran duymak kolaydır. Peki ya sevmediklerimize, tepkili olduklarımıza, gıcık olduklarımıza, sabrımızı zorlayanlara, hele hele rakip olarak gördüklerimize teşekkür etmek? Halbuki en çok onlardan öğreniyoruz, farkında bile olmadan. 
  Gıpta farklı, kıskançlık farklı, haset farklı, rekabet farklı. Gıpta etmek insana, hepimize has. Aslında saklı bir takdir barındırır gıpta. Bir başka insana özeniriz.            Onun yerinde olmak isteriz. Kıskançlık ise zehirdir ruhumuza damla damla yayılan. Ağır bir yüktür esasında. Kalbimiz tökezler, bunca ağırlık altında. Kıskanç insan bir başkasının yerinde olmak istemez, o başkası konumundan olsun ister. Yine de yetmez. Kıskanç insan mutlu olmayı bilmez çünkü.

   Haset ise katmerli zehir.. Kişi tüm vaktini, enerjisini hep başkalarını kırıp dökmeye çalışmakla harcar, geçip gider yıllar. 

   Ve rekabet en beteridir. Rakip zannetmek bir başkasını. Dört kelime var aynı duyguyu anlatan. Dördü de birbirinden farklı. Yüreklerimiz , bata çıka ilerleriz zamanın sularında. Bazen gıpta eder bazen kıskançlık duyarız. Dört kelime var bir duyguyu anlatan.

   Sonra çekiliverir zamanın suları. Gelir bir bilge, tutar satranç tahtasını, kaldırıverir. Bir bakmışız ki her şey boşmuş. Bunca yük, bunca ağırlık. Bir bakmışız ki kimsenin kimseyle yarıştığı yokmuş aslında. Farklı zannettiğimiz de bizim gibiymiş meğer.  Bitmeyen bir çekişme, boşu boşuna... En iyisi, merhamet duymak ve  gönlümüzde olabildiğince renk ve çeşitte insana yer vermek. 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim