• BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • Gümüşhane : 10 °C
  • Trabzon : 18 °C

ÇERÇEVESİZ FOTOĞRAF

25.12.2015 12:49
KISMET TAŞDÖVEN / YAZAR

KISMET TAŞDÖVEN / YAZAR

        Yazmak için bir kalem bir de kağıt olsun yeterli. Yerin önemi yok, çoğu zaman kelimelerde yetmez içindeki duyguyu anlatmaya. Mekan sessiz veya gürültülü olsun hiç fark etmez. Sadece iç sesinizi duymanız yeterlidir. Yazmak huzur verir ama sonrası;  o yazılan cümleleri ne kadar taşınabilir ki en kolayı ise yırtıp atmak. Şimdi mi, paylaşmayı öğrendim. Şunu  fark ettim ki bu sürede aslında  kim olduğunuz, nerde olduğunuz ya da hangi zamanda olduğunuz hiç fark etmiyor. Yaşanılan acı ortak, bıraktığı izler ise meçhul. Gümüşhane’nin Torul ilçesi ufacık bir ilçedir. Her gidiş gelişimde o kocaman kayalar kim bilir ne hüzünler saklıyordur. Ah bir konuşsa, neler anlatırdı sebepleri sonuçlara bağlaya bağlaya. Hüzün yazıldıkça paylaşılır; paylaşıldıkça bıraktığı yaralar daha erken kapanır…

    Zeynep 8 yaşındaydı o zamanlarda. Orta düzey zihin engelli bir öğrenci, pek fazla davranış problemi olmayan, aşırı merakıyla okulun en renkli öğrencilerinden bir tanesiydi. Kısa bir zaman sonra aslında öğrenememesinin sebebi gözlerinden kaynaklandığını anladık ve aileyle görüştük. Doğduğu andan beri neredeyse hiç göremediğini ve maddi açıdan sıkıntılı oldukları içinse ameliyat olamadığını öğrendik. Belki gözlerindeki o problem zamanında çözülseydi ve yoğun bir eğitim alabilseydi, Zeynep normal okula gidebilirdi. Akabinde doktora gitme kararı aldık. Babası o günlerde bir kaza geçişmiş ve Trabzon Farabi Hastanesinde yatıyordu. Zeynep, annesi ve diğer iki kardeşi ile düştük Trabzon yollarına. Annesi diğer kardeşlerinin de babasını görmesini istemişti ve o yüzden onlarda bize eşlik ediyordu. Yoğun bir gündü. Zeynep’in merakını gidermek için sorduğu bütün sorulara cevap vermeye çalışıyordum ama nafile, ardı ardına gelen sorular hiç bitmiyordu. Doktordan korkuyor muayene olmak istemiyordu. Çok korkmuştu, sürekli ağlıyordu neyse ki doktor anlayışlı ve özverili şekilde yaklaşmıştı.  Muayene bitmişti. Sonuç en yakın zamanda ameliyat olması gerekiyordu ve tarih verilmişti.

   Günün en duygusal zamanı gelmişti. Babası tekerlikli sandalyede amcasıyla beraber bahçeye çıkmıştı. Babasını gören  Zeynep elimi bırakıp koşmaya başladı. Öyle bir sarıldı ki insanın duygulanmaması elde değildi. Biraz sohbetin ardından isterseniz bir fotoğrafını çekeyim dedim. Fotoğraf karesi tamamlanmıştı, yüzler gülüyordu. Gümüşhane’ye dönme zamanı babasıyla vedalaşan Zeynep sürekli ardına baktı. Derin düşünceye dalmıştım yürürken. Bu fotoğrafı bastırıp onlara vermeliyim hatıra olarak kalır diye düşünmüştüm. O yüzden bu fotoğrafı silmeyecektim…

      Tedaviye devam eden Zeynep bir yandan da okuldaki eğitime zorluklarla devam ediyordu. Büyük harflerle kağıda yazılan yazıları eline alan Zeynep, çok yakınlaşınca bile kağıdı zar zor okuyordu. Merakı, ufacık boyuyla sağa sola koşturması gözümün önünden sanırım hiç gitmeyecek.  Yaz tatilin ardından dönme zamanı gelmişti. Seminer dönemi ilk günü okula gittim ve duyduklarım karşısında kaç gün kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Zeynep’in babası, Torul’da  trafik kazası geçirerek hayatını kaybetmişti…

    Yazmak için, iç sesiniz çok önemlidir. Şimdi fırtınalar kopan içimde hangi kelimeyi nereye yazayım. Neye ne anlam katayım! Duyunca şok olmuştum. Hastanenin bahçesi, babası, kardeşleri, annesi ve o fotoğraf karesi… Hemen telefonumu çıkardım ve o fotoğrafı aradım. Silmemiştim, bastırana kadar silmeyecektim. Sebepsiz davranmıştım belki ama böyle bir sonucu hiç kimse istemezdi. Hastanenin sessiz gibi görünen ama ne sesli çığlıklar atan o büyük bahçesi…! Uzun uzun baktım fotoğrafa; okulun karşısında, harşitin kenarında… Kaç gün kendime gelemedim hatırlayamıyorum ama o fotoğrafı bastırıp annesine vermeliydim.

   Zeynep’in annesine başsağlığı diledik, uzun uzun konuştuk. O an, aslında o fotoğrafı vermekten vazgeçmiş, hatırlatmaktan çekinmiştim. Bu düşünceye dalmışken bir sesle kendime geldim: ‘Hocam siz bir fotoğraf çekmiştiniz, bana verir misiniz duruyorsa’ dedi. Ses beynimde kaç kez yankı yaptı sayamadım… Ben o gün kendi kendime onun sözünü vermiştim, ‘bu fotoğraf bastırılıp hatıra olarak saklasınlar’. Kısa bir zaman sonra fotoğrafı bastırıp annesine verdim .

Anne, baba,çocuklar …

Değişen hayatlar değişen sıfatlar…

Kelimeler susuyor kalıyor ama bir fotoğraf karesi kelimelerin susmasına dayanamayıp haykıra haykıra hayatın gerçeklerini yüzümüze vuruyor…

kismet-001.jpg

 

 

                     Not: Bu hikaye yaşanmış bir olaydır. Zeynep hala Gümüşhane’de yaşamaktadır. Eğer aileye destek sağlamak isterseniz ksmt_tasdven@hotmail.com adresine mail atmanız yeterlidir. 

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim