• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Gümüşhane : 5 °C
  • Trabzon : 13 °C

BU SORUMLULUK HEPİMİZİN OMUZLARINDA

28.06.2015 13:07
ÖMER FARUK  EFE / YAZAR

ÖMER FARUK EFE / YAZAR

Geçen ay, Türkiye’nin önde gelen tekstil kuruluşlarından ikisinde araştırma amacıyla bulundum.  Birisi İstanbul ikitellide bulunan kumaş üreten firma, diğeri Çorlu’da takım elbise üreten ünlü bir marka. Edinmiş olduğum gözlemlerimi siz değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum.

Bilindiği üzere 2012 yılında çıkarılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunundan sonra işletmeler daha fazla İSG çalışmalarına önem vermeye başladılar. İş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin kayıtların tutulması bir miktar arttı. Her ne kadar kaza kayıtları yeterli düzeyde tutulmasa da küçük bir artış söz konusudur. Arzumuz hiçbir zaman kazaların ve meslek hastalıkları vakalarının olmamasıdır. Eğer bir kaza gerçekleşmişse de illa ki zarar vermiş bir yaralanma/ölüm durumunda değil, kıl payı gerçekleşmemiş vakaların bile kayıt altına alınması gerektiği gözlerden kaçmaktadır. 80 milyon küsur nüfusa sahip Almanya’da yıl içerisinde gerçekleşen kazalara ait tutulan kayıtların sayısı 800 bin iken, 70 milyon nüfusa sahip ülkemizde bu sayı 70 bin civarındadır. Tabii ki, burada Almanya’nın gelişmiş sanayisini de dikkate almak gerekir. Öyle bile olsa… Devasa bir farkın olması, olaylara ilişkin yaklaşımın ve verilen önemin değerini ortaya koymaktadır. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına önem veren gelişmiş ülkeler, mesai dolsun diye bu kayıtları tutmuyorlar. Bu kayıtların her birisini hem çalışanın hem de işletmenin verimliliğini artırmak amacıyla bir iyileştirme fırsatı olarak görmektedirler. Biz de İSG konusu başta olmak üzere tüm alanlarda kayıt tutma noktasında bir ilgisizlik bulunmaktadır. Gelişmemenin önündeki engellerden birisi de kayıtların yetersiz olması ve yorumlanarak sonuç çıkarılmamasıdır. Boşuna dememişler; söz uçar, yazı kalır diye. İyileştirmenin anahtarı tutulan kayıtlardır.  

Tekstil sektöründe karşılaşılan sık kazaları incelediğimizde, bunlardan bir tanesi kanca ile el ve kol yaralanmalarıdır. Yıllardan beri bu kaza ön sıralarda olmasına rağmen bir iyileştirme yapılamamıştır. Bir başka hiç sorgulanmayan, öyle olmasından başka bir yolu yok diye düşünülen, ütü yapan çalışanların günde 8 saat ayakta ütü yapmak zorunda kalmalarıdır. Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına yakalanabilecek bu çalışanlara yönelik bir iyileştirme faaliyeti yapılamamıştır. Kazaların birçoğu dikkatsizlik, acelecilik diyebileceğimiz psikososyal risk etmenleri sonucu çalışan tarafından kaynaklanmaktadır. Ayrıca çalışma saatlerinin 1. Saati ile 7. Saatlerinde daha çok kaza olduğu verilerde gözlenmektedir. Tehlikeli hareket ve durumlardan yeterince kaçındığımız zaman iş kazalarının %98’inden korunabileceğimizi unutmamalıyız.

Gelecekte var olmak isteyen Kurum/Kuruluşlar özellikle insana, bir başka ifadeyle iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına çalışanlarından daha fazla önem vermektedirler.

Çerkezköy’deki fabrikada araştırma için bulunduğum gün, İSG birimince tertiplenen bir tiyatro organizasyonu düzenledi, izleme fırsatım oldu. İstanbul’dan gelen 5 kişilik bir tiyatro ekibi iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının önemini anlatan güzel bir farkındalık çalışması sundu. Normalde insanlar, bu tür eğitim ve sunumlarda sıkılırlar, dinlemek istemezler, bitse de gitsek artık anlayışıyla faaliyete pek katılmak istemezler. Tiyatral çalışma böyle olmadı, çalışanları hem güldürdü, hem düşündürdü hem de verilen mesajın içine çekmeyi başardı. Tiyatro ekibine ödenecek miktar 2.000 TL’lik bir meblağ imiş.  Bunun %90’ını Tekstil işverenleri sendikası karşılıyormuş. Sendika belirlemiş olduğu İSG ile ilgili eğitim ve faaliyetlerde, işletmelerinde yapmak isteyen firmalara bu tür bir destek veriyormuş. Onları da ayrıca takdir etmek gerekiyor, güzel bir düşünce de bulunmuşlar. Sonuçta iş sağlığı güvenliği bir organizasyon, kültür, el birliği işidir. Devlet, Üniversiteler, Sendikalar, Sivil Toplum Kuruluşları, İşletmeler ve Çalışanlar hepsi taşın altına elini koymalı ki bu taş bize sıkıntı vermesin, türlü kaza ve belalarla yolumuzdan alıkoymasın bizleri.

Tekstil sektöründe kullanılan makinaların yüksek sesli çalışmasından dolayı işitme kaybı riskinin en sık karşılaşılabileceği bir alandır. İşletmeler önleyici tedbir olarak, kulak koruyucu ekipmanlarını tedarik edip personele vermiş olması, gerekli eğitimleri sağlamış olmasına rağmen, bu ekipmanları kullanmayan çalışan sayısı epeyce fazladır. Eğer bir yerde istenmeyen iş kazası/meslek hastalığı vakası ile karşılaşılıyorsa bu bir kişinin/ tarafın suçu değildir. Devletin, sendikaların, işverenlerin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, çalışanların hepsinin ortak payı vardır. Güzel şeyler olduğu vakit aslan payını kendine çıkarmak, kötü şeyler olduğu vakit günah keçisi bulmak doğru bir bakış açısı değildir. Bu sorumluluk birey olarak hepimizin omuzlarındadır.

İSG ile ilgili yazılarımızda buluşmak dileğiyle. Ramazan ayınızın hayırlı ve bereketli geçmesini dilerim.

Yapılan yorumlardan Gümüşhane Olay Gazetesi sorumlu tutulamaz.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gümüşhane Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0456) 213 66 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim